Türkiye demokratikleşme yolunda adımlar atmak istiyor; daha özgür bir toplum, insan haklarına riayet eden bir sistem inşa etmeyi hedefliyor.
Geç de olsa nihayet şu gerçek anlaşıldı: Demokratik sistem, her şeyin temelini oluşturuyor. Bu sistemi kurmayı başaramazsanız, toplumsal barışı sağlayamıyor, bir arada yaşama kültürünü geliştiremiyorsunuz. Sisteminiz demokratik değilse, ekonominizi yoluna koyamıyorsunuz, ekonomik istikrarı sağlayamıyorsunuz, güven unsurunu inşa edemiyorsunuz.
Belirsizlik kaosu besliyor, güvensizlik tedirginliği artırıyor.
Türkiye ileri demokrasiyi inşa etme yolunda çaba harcarken geçmişinin üzerine sünger çekerek ilerlemek istiyor.
Geçmişte yaşananları yok sayarak, halının altına süpürüp kurtulmaya çalışarak demokrasi yolunda mesafe kat etmek, demokratik bir tavır olmasa gerek...
Türkiye'nin geçmişinde faili meçhul cinayetler var.
Hukuk dışı uygulamalar, mağdur edilmiş insanlar var...
Çeteler var, bunların uzantıları var, aklanan kara paralar, uyuşturucu ve fuhuş ticaretinden vurgun vuran yeraltı yapılanmaları var...
Türkiye böyle bir geçmişle mutlaka hesaplaşmalı; cinayetlerin faillerini ortaya çıkarmalı, hukuk dışı uygulamaların hesabını sormalı, mağdur edilen insanlara haklarını geri iade etmeli, kirli iş yapanların yakasına yapışmalı.
Ama bunu hukuk yapmalı.
Hesabı hukuk sormalı, yasa dışı uygulamalarla ve bunları yapanlarla hukuk hesaplaşmalı.
Hukuk hesaplaşırsa; ileri demokrasi yolunun üzerindeki engelleri kaldırmak daha kolay olur, yol açılır.
Siyaset bu hesaplaşmanın tarafı olmamalı; hukuka güvenmeli, hukukun elini güçlendirmeli, hukuka yardımcı olmalı.
Görünen o ki, Türkiye bu hesaplaşmayı hukuk üzerinden değil siyaset üzerinden yapmaya çalışıyor.
İşin içine siyaset girince tarafgirlik de giriyor, sorunları çözüme kavuşturmak, gerçekleri ortaya çıkarmak, karanlıkları aydınlatmak mümkün olamıyor.
Türkiye bugünlerde hukuksal altyapısı ve hukuk sistemiyle ilgili yeni bir tartışma yürütüyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi hukuk ile ilgili bir takım düzenlemeler yapmaya hazırlanıyor.
TBMM bu fırsatı iyi değerlendirmeli; hukukun üstünlüğünün egemen olacağı, siyasetin karışamayacağı bir yapı kurmalıdır.
Herkesin güvenebileceği, kararlarından kuşku duymayacağı, vicdan ve adalet duygusu gelişkin bir hukuk sistemi, Türkiye'nin ileri demokrasi yolunda en büyük rehberi olacaktır.
Demokrasi binasının çimentosu hukuktur; Hukuk olmadan, demokrasi inşa edilemez.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



