milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • VÜCUTTA KENE YOKSA BİLE KKKA BELİRTİLERİNE DİKKAT
  • HAC KURALARI YARIN ÇEKİLECEK
  • "MEVSİM NORMALLERİ" ŞEFTALİYE YARADI
  • DÜNYA İSLAM ALİMLERİ BİRLİĞİ, KATLİAMI KINAYAN BİLDİRİ YAYIMLADI
  • ABD'Lİ ÖĞRETMEN MÜSLÜMANLIĞI SEÇTİ
  • "ENGELLİ DOĞURDU" DİYE TERK EDİLEN KADINA, POLİS SAHİP ÇIKTI

Darbenin anatomisi

27 OCAK 2010
ÇAR 01:45

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Genel olarak siyasi iktidarın baskı ve zorla el değiştirmesi olarak tanımlanabilecek olay ve tertibler bütününe darbe denilebilir. Daha kısaca olarak hükümetin yasal olmayan yollarla devrilmesi şeklinde anlaşılabilir. Buna göre, darbeden söz edebilmek için öncelikle yasal bir siyasî iktidarın, eş deyişle hükümetin varlığı şarttır. İkinci olarak, yasal olan sözkonusu varlığın yasal olmayan yollardan devrilmesi, iktidardan uzaklaştırılması gerekir. Üçüncü olarak, darbe eylemini gerçekleştirecek bir irade, karar ve buna yönelik hareketin bulunmasıdır. İlk şart üzerinde fazla tartışma olmayabilir ama bu tamamen her hükûmetin yasallık niteliğinin mutlak olduğu sonucunu vermez. Gerçekten hükümet eylem, karar ve uygulamalarıyla toplumun bir kesiminin hak ve özgürlükleri de dahil, şeklen yasal ama ruhen ya da anlam itibariyle yasalarca öngörülmeyen bir nitelik kazanabilir. Mesela "71 Muhtırası öncesinde dönemin hükümeti (AP iktidarı) Devlet Memurları Sendikası Kanunu'nun yürürlüğe girmesini engelleyici olarak bütçeye ödenek koymamıştı. TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) başta olmak üzere çeşitli kitle örgütleri bir takım eylemlere başlamışlardı. Elbette '71 Muhtırası'nın gerekçesi sadece bu değildi. Ancak sürecin açılmasında önemli bir nedendi. Ya da '80 Hareketi'nin yapılışına neden olarak gösterilen Cumhurbaşkanının aylarca seçilememesi ve anarşinin önlenememesi, hükümetin yapması gerektiği halde yapmadığı, yani ihmali hareket içinde bulunması idi. Demek oluyor ki, yasal hükümetin salt devrilmesi niyeti tek başına darbe nitelendirmesi için yeterli olmayabilir.

Bu noktada hükümeti devirmeye yönelik her niyet, irade ve hareketin darbe kapsamında mütalaa edilmesi, bir takım güçlükleri beraberinde getirir. Mesela muhalefetin, yasaların çizdiği sınırlar içinde kalarak hükümeti iktidardan uzaklaştırıcı irade ve hareketlerde bulunmasını, herhalde darbe olarak tanımlayamayız. Ama muhalefetin varlığı, işlevi, önemi hükümeti iktidardan uzaklaştırmakta anlamını bulur. Sonuç itibariyle hükümet açısından bu bir darbedir. Muhalefet bakımından ise, bu bir sorumluluk ve gerekliliktir.

Darbe olarak görülen bu durumun faili sözkonusu olduğunda, işte burada sorun tüm güçlüğüyle ortaya çıkmakta, amiyâne deyişle dananın kuyruğu kopmaktadır. Darbe eylemini gerçekleştiren failin niteliğinin belirlenmesi güçleşmektedir. Hemen belirtelim ki, kolay ve alışıldık bir yaklaşımla bizde darbenin faili olarak adeta değişmez bir kimliğe, özneye atıfta bulunmak gelenek haline getirilmiştir. Görünür, yani asli fail konumunda asker darbenin faili olarak bilinir. Belli başlı dört askeri müdahaleyi gözönünde tutarsak doğrudur da bu. Ancak hukuk açısından failin kimliğinin açıklanması ve irdelenmesi olayın bir yüzünü aydınlatmada yardımcı olur. Ne var ki, hareket ile sonuç arasında uygunluk bağının, yani uygun nedensellik bağının kurulabilmesi daha fazla açıklamaya, delile ve isbata ihtiyaç duyar. Mesela olmayan bir neden ileri sürerek bir kimsenin karısını öldürmesine azmettirebilirsiniz.

Özetle, darbe olayını sadece unsurlarına bakarak açıklamaya ya da tanımlamaya çalışmak, bir dereceye kadar zorunluysa da, bütün olarak kavranılması için başka unsurların, belirleyicilerin neden ile sonuç arasındaki uygun nedenselliğinin tartışılması gereklidir. Tanımlanan fail ile ortaya çıkan sonuç arasında fiziksel görünümlü ilişkinin varlığını esas alarak yapılacak değerlendirme yetersiz kalabileceği gibi, çoğu zaman darbenin asıl nedenlerini ve sonuçlarını, bunlar ile azmettirici failin arasında kurulması gereken uygun nedenselliği gözden kaçırabilir, bütünüyle karartıcı niteliğe bürünebilir de.

Bizce hem 12 Eylül Hareketı, hem 28 Şubat Hareketi, tam da böyle yaklaşımlarla ele alınıp karartıcı nitelikleriyle açıklanmıştır. Mesela 12 Eylül Hareketi yapılmamış olsaydı Türkiye'de 24 Ocak Kararları'nın simgelediği kapitalist, onun yeni şartlara uydurulması demek olan küreselleşme Miti, Yeni emperyalist politikalar ve ABD'nin Ortadoğu'ya belirleyici rol içinde yerleşmesi mümkün olabilir miydi? İran-Irak savaşı, Irak'ın Kuveyt'i işgâli girişimi, Körfez Savaşı, Kuzey Irak kurtarılmış bölgesi, Irak Baas rejiminin devrilmesi ve Irak'ın işgali, Afganistan ve Pakistan'daki gelişmeler ve ucundan ucundan kotarılmaya başlanan Yemen, Sudan, Somali adımları vb. Keza 28 Şubat'ı, salt askerlerin dar çerçeveli laiklik anlayışlarına dayalı, dönemin Refah-Yol Hükümeti'ne karşı bir hareket olarak görürsek, asıl nedenleri irdelememek bir tarafa, bunları örtbas etmek gibi bir aymazlığa da kaçınılmaz olarak düşeriz. Ki olan da budur. Refah-Yol Hükümeti'nin daha doğrusu dönemin Başbakanı Erbakan'ın canını dişine takarak aldığı D-8 kararının ne denli köktenci olduğu asla anlaşılamaz. BOP'un ya da Genişletilmiş Ortadoğu Politikası'nın nasıl ve kimler tarafından uygulanmakta olduğunu kavrayamamak ya da basit aleti olarak kullanılmakta olduğumuzu anlayamaz halde kalıverirsiniz. Tıpki "28 Şubat Memleket için hayırlı oldu, hepimiz gerekli dersi aldık" diyenlerin Zaloğlu Rüstem karikatürü olarak "darbe" höykürücülüğünü sahi sanıp aymazlık uykusuna yatabilirsiniz. Varlığına 28 Şubat'ın yer açtığı Amerikan Yahudi Örgütünün cesaret madalyasıyla ödüllendirdiği, BOP'un eşbaşkanlığıyla taltif edildiği vb. kimseleri darbelere karşı savaşan Conan olarak alkışlamaya devam edebilirsiniz. Sonuçta "layık olduğunuz şekilde yönetilirsiniz."

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 27.01.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: darbe, balyoz, genelkurmay, tatbikat, taraf gazetesi, baro, yozgat, cami,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • teşekkürler..

    İnanılmaz bir yorum. Yazınız için çok Teşekkürler..

    nautical | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 30 Ocak 2010 04:56

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

İsmail Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Sanatçının ciddiyeti
    2. Başkanlık Sistemi
    3. Gençlik ve Kapitalizm
    4. Meçhule seyahat
    5. Tiyatro ve sanat
    6. Gaddarlığın ve zulmün ciynakları
    7. Özgüven ve özeleştiri
    8. Hukukta temel norm sorunu
    9. Afganistan, NATO ve Türk askeri, niçin?
    10. İktidar üzerine aykırı düşünceler
    1. Muhammed-ül Emin
    2. Sınanan özgürlük
    3. Bütünleştirme mi, bütünleşme mi?
    4. Filistin sorunu ve ötesi
    5. Yerlilerin başkaldırısı
    6. Sivil toplum
    7. Sn. Numan Kurtulmuş’u izlerken
    8. Devletin çöküşü ve helikopter kazası...
    9. Algılama ve gerçek
    10. Millî Gazete’yi okumayan Bakan
    1. Devleti işletmek...
    2. “Yanıyor güneşte petek”
    3. Klinik bir vak’a
    4. Yargılamazsan, beslersin...
    5. M.Ü. İlahiyat Fakültesi’nin 50. Yılı
    6. Darbenin anatomisi
    7. Korku
    8. Prof. Dr. Necdet Aral Hoca’nın ardından...
    9. Kongreye giderken
    10. Ağaca değil, ormana bakmak
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek