Bu yoğun gündemin karmaşası içinde atlamamak ve tarihe not düşmek adına;
Farkında mısınız?
1979'dan bu yana bir 'ilk' yaşandı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ziyaret etti.
Mevlit Kandili dolayısıyla Cuma namazını Diyanet İşleri Başkanlığı mescidinde personel ile birlikte kılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, namazın ardından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile görüştü
Görüşme esnasında kısa bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ziyaretin Mevlit Kandili'ne denk gelmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti.
Gül'ün ziyaret sırasında söylediklerini de not düşelim; "Başkanlığımız, yüce dinimizin toplumumuza doğru şekilde anlatılması ve vatandaşlarımıza bu alanda her türlü hizmetin götürülmesinde önemli bir işlev görmektedir. Başkanlığın ülkemizde birlik ve beraberliği, toplumsal dayanışma ve kardeşliği güçlendiren faaliyetlerini özellikle takdirle müşahede ediyorum."
Ülkenin en ücra köşelerine dahi hizmet götüren Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bununla yetinmeyip Balkanlar ve Türkî dünya başta olmak üzere geniş bir coğrafyada hem dinimizi hem ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, "çalışmalarından ve verdiği hizmetlerden dolayı başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere tüm Diyanet mensuplarına içtenlikle teşekkür ederim" dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Cumhurbaşkanı Gül'e günün anısına hattı Hüseyin Öksüz'e ait hilye-i şerif hediye etti. Basına kapalı olarak gerçekleşen görüşme bir buçuk saat sürdü.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ziyareti, 5 Mayıs 1979'da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ten sonra Cumhurbaşkanlığı makamınca yapılan ilk resmi ziyaret olma özelliği taşıyor.
Ama yine de bazı notların düşülmesinde yarar var;
1) Tamam her taşın altında bir çapanoğlu arayanlardan değilim ama Cumhurbaşkanı Abdullah Gül herhalde sadece 'Mevlit Kandili' diye Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ziyaret etmedi. Basına kapalı gerçekleşen o 1,5 saatte ne/neler konuşuldu?
2) Gül'den 33 yıl önce Diyanet'i ziyaret eden Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, 1973 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce üç partinin desteğiyle 15. turda 365 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin altıncı Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanlığı devrinde Türkiye'nin çalkantılı bir döneminde oluşu Korutürk'ün rolünü kilit konumuna getirmişti. Benzer bir şekilde Cumhurbaşkanı Gül de yurt ve dünyada önemli olayların, kritik eşiklerin yaşandığı bir dönemde Köşk'e çıktı.
3) Süleyman Demirel de, Turgut Özal da benzer çizgilerde olmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde Diyanet'e gitmediler. Hele Demirel ile eski Diyanet İşleri Başkanlarından Mehmet Nuri Yılmaz'ın 'kanka' oldukları sır değil. Ve dahi, bunun da ötesinde 12 Eylül askeri darbesinin kudretli ismi Kenan Evren bile Tayyar Altıkulaç'a gitmemişti. Bu açılardan bakıldığında Cumhurbaşkanı Gül'ün bu ziyareti takdire şâyan bir hareket olmakla birlikte dikkat çekicidir, merak uyandırıcıdır.
Son söz...
Yine atlamadan; Diyanet'te sessiz sedasız bir ilk daha gerçekleşti. Başkan Mehmet Görmez Mevlit Kandili'ni kader mahkumları ile birlikte geçirdi.
Bu da çok önemli bir jestti...
Çok yerinde bir atama
Bürokrasinin kendi içinde bir çarkı vardır.
Yıllardır o çark döner, durur.
Doğrusu takip etmekle beraber çok da fazla anlamam o çarkın nasıl döndüğünü, nasıl şekillendiğini, kulisleri...
Son zamanlarda birçok arkadaşım gazetecilikten bürokrasiye dahil oldu.
Kimi Özel Kalem Müdürü, kimi başka pozisyonlarda..
Ama çoğunlukla da Basın Danışmanlığı..
Aslında aktif gazeteciliği ve o alandaki müthiş özgürlük alanını bırakıp da bir Bakan ya da Genel Müdür Danışmanı olan gazeteci dostlarıma 'kendi tercihleri' der geçerim...
Ama son bir atamadan çok mutlu olduğumu ifade etmek isterim.
Adı, Bilal Çetin...
Birçok kişi Vatan Gazetesi'nin Ankara Temsilcisi Bilal Çetin'le karıştırır..
Sadece ad-soyad benzerliği..
Bilal Çetin Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın Basın Danışmanlığı görevini üstlendi.
Uzun yıllar TBMM'de çeşitli gazetelerin parlamento muhabiri olarak görev yaptı..
Son olarak da İpek-Koza Grubu'na bağlı Bugün Gazetesi'nin Parlamento Muhabirliği görevini yürütüyordu.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu..
Yeni Asya, Akit, Yeni Şafak'ta da birçok haberin altında onuın imzası vardı..
Kitapları da var;
Çetin'in "Kod Adı: RTÜK" ve "Türk Siyasetinde Bir Kasımpaşalı: Tayyip Erdoğan" isimli kitapları bulunuyor.
Televizyon ve radyo programları hazırlayıp sundu.
En yakın çalışma arkadaşı olarak Çetin'i tercih eden Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'a şunu söylemek isterim;
Sayın Başbakan Yardımcısı;
Çok yerinde bir isim seçmişsiniz.
Son zamanlarda yaptığınız çalışmalar medyada fazlaca görünür değildi.
Hiç kimse hakkında önyargılı olmak istemem ama; ne yapsanız, kuyudan çakıl çıkarsanız farkındalık meydana getiremiyordunuz.
Hatta o kadar ki, Grup Başkan Vekili olduğunuz o yılları dahi arar olmuştunuz.
Bilal Çetin tam da bu işlerin adamı.
Altından girer, üstünden çıkar ama sizi bir şekilde medyada var kılar.
Hayırlı olsun...
Şişli'nin göbeğindeki rezalet!
Taksim"den Şişli yönüne giderken..
Vali Konağı Caddesi'nin girişinin hemen yanı başında yer alan otobüs durağındaki görüntü tam bir rezalet..
Ne zaman yapıldığını anlayamadığım yeraltına yapılan ve uzun süredir kullanılmayan iki tuvaletin görüntüsü tam bir kepazelik!
Şişli'nin tam göbeği...
Günde yüz binlerce insanın geçtiği bir merkez burası...
Duvarları yıkılmış mekan, boşluklarına envai çeşit çöplerin atılmasından dolayı ve de temizlenmediği için tam bir mikrop yuvası haline gelmiş..
Sorumlusu Şişli Belediyesi mi İstanbul Büyükşehir Belediyesi mi bilemiyorum.
Ama bu rezalete acilen el atılmasında fayda var...
NOT: Bugün 6 Şubat 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012'den 1 ay 6 gün eksildi. Oysa yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir somut adım henüz yok. Takipçisiyiz..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



