Dün cübbeli Ahmet Hocaefendi'nin konuşmasının bir bölümünü aktarmıştık. Bugün sütunumuzu konuşmanın kalan bölümüne ve kritiğine hasrettik.
Konuşma şöyle devam ediyor:
... Bir teferruat meseleden gidip genel manada hüküm verilemez.
Zaten hangisi gelirse gelsin din esasına göre bir şey yapamazlar.
Bundan dolayı din hükümlerine göre öyle yapmış böyle yapmış, caiz mi? diyemeyiz. O yarı bir şey bu ayrı bir şey.
- O zaman siyasi tercihleri yaparken hangi ölçülere vuracaz da hareket edeceğiz?
- Şimdi biz onu dini açıdan konuşamayız. Biz partiler üstü hareket etme kararı aldık. Bu kararı bozmayacağız.
- O halde cemaati serbest mi bırakacağız?
- Herkes işini bilir. Benim memurum işini bilir yani. (gülüşmeler)
- Böylece bir iğneli konudan da sıyrıldı Cübbeli Ahmet Efendi.
- Yahu ben helâle-harama bakarım abi. Ben Allah indinde günaha girmeyeyim. Herkesi kendine havale ederiz.
Evet, böyle diyor Cübbeli Ahmet hocaefendi.
Bu ifadeler adı geçen zatın Flash TV'de yaptığı konuşmanın bir bölümünün motomat aynısıdır. Hiç bir ilave yapılmamıştır.
Dünkü yazımda da ifade ettiğim gibi bu konuşmayı hocaefendiye hiç yakıştıramadım. Böyle bir konuşmayı bir tasavvuf tarikatının önde gelen hocası yapmaz, yapmamalıdır da. Eğer bu konuşma kendisine ulaştırıldı ise Mahmut Efendi hazretleri kimbilir ne kadar üzülmüştür/müteessir olmuştur. Kendisine hayır dua eder ellerinden hürmetle ve kemâl-i edeble öperim.
Ben de İsmailağa cemaatının içindeyim. Birkaç kişi hariç bu konuşma cemaatin büyük çoğunluğunu rahatsız etmiştir diye zannediyorum.
Bu arada sunucuyu çok isabetli sorular sorduğundan dolayı da tebrik ediyorum.
Hocalarımız her zaman "seçimlerde verdiğimiz oy'dan mesulüz. Oy verdiklerimiz bizim adımıza icraat yapıyorlar. Sevaplı işleri bize de sevap kazandırır; günahlı işleri de aynen kendimiz yapmışız gibidir," diyorlar. Doğrusu da budur.
Domuz eti ve zina için "oy verenin suçu yoktur," diyor Cübbeli efendi. Sonra da çarpıtıyor: Referandumda zina suç olmasın derse mesul olur oy veren, diyor. Devamında da, 12 Haziran'da tekrar aynı partiye oy vermenin mesuliyete mucip olmadığını ifade ediyor. Meseleyi laiklikle kapatmaya çalışıyor. Devamında diğer bütün parti mensuplarına pervasızca iftirada bulunuyor. Diyor ki: "Hangi siyasi parti (zinayı ve domuz etini kastederek) "Bu İslâm'da haramdır" diyebilir? Hiç biri bunu yapamaz. Kim içkiyi yasak edebilir?"
Biz Cübbeli Hoca'yı tanıyoruz. Hoca anlama malulü (anlama özürlü) değildir. Gayet iyi anlar. Bilir ki zina ve domuz eti kanunlarda yasak iken serbest edilmiş yasak kaldırılmıştır. Burada kimi aldattığını zannediyor ki?
"Cüz'i konuları ele alıp külli konular hakkında hüküm verilmez" diyor. Hüküm ifade eden zina ve domuz eti ayetlerini hafife alıyor olması da korkunç bir garabettir. Daha da garibi "Bir teferruat meseleden gidip genel manada hüküm verilemez" demesini biz dil sürçmesi kabul ediyoruz. Zina işlemek ve domuz eti yemek dinde teferruat mıdır? Kendisini bir Müslüman olarak uyarıyor ve tevbeye davet ediyoruz.
Oy verirken dinli-dinsiz, imanlı-imansız, günahlı-günahsız ayırt edemeyiz. Laikliğe göre hareket ederiz demeye götürüyor sözü. İnsan "Aman ya Rabbi." demeden edemiyor. Buna göre Türkiye KomünistPartisi'ne oy veren bir Müslümana ne diyebiliriz ki.
Biz partiler üstü olmaya karar verdik diyor; konuşma tamamen parti lehine cereyan ediyor.
Anlaşılıyor ki, bu zat kendisini akıllı elâlemi sersem zannediyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




