Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem'in kızı Fatıma (radıyallahu anh) dışındaki bütün çocukları, yani oğulları Kasım, Abdullah ve İbrahim, kızları Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Rukiye (radıyallahu anh) Allah Resulü'nden önce hayata veda etmişlerdir. Bir başka ifadeyle Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem, yedi çocuğundan altısını toprağa vermenin acısını yaşamıştır.
Şimdi kendisi de bir baba ve dede olan Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem'in küçük yaşlarda vefat eden çocuğunun ve torununun vefatı anındaki tavırlarına ve sözlerine dikkat ediyoruz.
Belki bundan önce şu gerçeği bir kere daha tekrar ederek paylaşmakta fayda olsa gerektir. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem'in kızı Fatıma (radıyallahu anh) dışındaki bütün çocukları, yani oğulları Kasım, Abdullah ve İbrahim, kızları Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Rukiye (radıyallahu anh) Allah Resulü'nden önce hayata veda etmişlerdir. Bir başka ifadeyle Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem, yedi çocuğundan altısını toprağa vermenin acısını yaşamıştır. Hayatta kalan tek kızı Fatımatü'z-Zehrâ (radıyallahu anh) da onun vefatında kısa bir süre sonra dünyadan ayrılmıştır.
Allah Resulü (sav) ve oğlu İbrahim'in vefatı
Biz dikkatimizi küçük yaşlarda hayata gözlerini kapayan İbrahim'e çeviriyoruz: Enes (radıyallahu anh), İbrahim'i Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in önünde son nefeslerini alıp verirken gördüğünü, Resûlullah'ın gözlerinin yaşla dolduğunu ve hepimiz için gerçekten örnek olması gereken şu kelimeleri söylediğini nakleder:
"Göz yaşarır, kalp hüzün duyar. Biz ancak Rabbimizin razı olacağı, gücüne gitmeyecek şeyler söyleriz. İbrahim! Senin ayrılığınla gerçekten mahzunuz!" [1]
Bu kelimeler, sevgi ve şefkat dolu bir babanın gönlünden dile gelen unutulmayacak kelimelerdir. Bu kelimelerde sevgi vardır, merhamet vardır, duyulan üzüntünün ifadesi vardır, bizi yaratan, yaşatan ve sayısız nimetler bahşeden Rabbimizin kaderine rıza vardır, ümmeti irşad vardır... Nice söz vardır, gözleri yaşla doldurur; Ve nice gözyaşı vardır, anlayana çok şeyler anlatır. Bu tabloda her ikisi de vardır...
18 aylık bir çocuk!
İbrahim hayata gözlerini yumduğunda yaklaşık 18 aylıktır. En sevimli çağlarındadır. Koşup oynadığı, babasının geldiğini duyunca koşup ellerini boynuna doladığı, konuşmaya, "baba!", "anne!" demeye, tatlı cümleler kurmaya başladığı çağlarda...
Evet, onun ölümüne kalp hüzün duyar, göz pınarları yaşla dolar, kâinata örnek insan ancak ve ancak Rabbinin razı olacağı, onun gücüne gitmeyecek şeyler söyler... Biz onun ümmetiyiz ve onun yolundan yürümeliyiz...
İbrahim, Cennetü'l-Bakî'ye defnedilmiştir. Defni sırasında güneş tutulmuş, insanlar bu tutulmanın İbrahim'in vefatı sebebiyle olduğunu dile getirmeye başlamışlardı. İnsanların bu sözleri üzerine Allah Resulü (sav) bir konuşma yapmış; "Güneş ve ay, Allah'ın güç ve kudretini, İlahî nizamın yüceliğini gösteren birer nişandır. Onlar kimsenin ölümü, doğumu veya hayat sürüşü sebebiyle tutulmazlar" buyurmuştur. [2]
İbret ve irşad... İç içe duygular ve güzellikler... Acıda bile güzellik.
İbrahim'in Cennetü'l-Bakî'de defnedildiği yer bellidir ve bilinmektedir.
Allah Resulü (sav) ve torununun vefatı
Üsâme (ra) anlatıyor:
Kızının oğlu Allah Resulü'nün kucağına verildi. Son nefeslerini alıp veriyordu. Nefes alışı kesik kesikti. Resûlullah'ın gözlerinden yaş süzüldü. Sa'd İbn Ubâde (radıyallahu anh): "Ya Resûlullah bu nedir?" diye sordu. ('Bu nedir?' diye sorduğu Allah Resulü'nün gözyaşlarıydı. Onları garipsemişti)
Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem cevap verdi: "Bu, Allah'ın kullarının kalbine koyduğu rahmet ve şefkatin eseridir ve Allah, kullarından merhamet sahiplerine rahmet eder." [3]
Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem'in hadiste zikri geçen kızı Zeynep'tir. Ebu-Âs'ın hanımıdır. Çocuk da bu yuvanın çocuğudur. İmam Aynî, adının Ali olduğunu kaydeder. [4] Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem'in omzunda taşıdığı Ümâme'nin kardeşidir. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem bize hüznünde de örnektir, sevincinde de, tebliğ üslubunda da... Onun ümmetinden olan ve İslâm nûrunun güzelliklerini aksettiren Ümmü Süleym'in (radıyallahu anh) yavrusu Ebu Umeyr'in vefatındaki tavrını, kocası Ebu Talha'ya (radıyallahu anh) söylediklerini unutmayınız...
Notlar:
[1] Sahîh-i Buhârî, Cenâiz (7/ 8), Sahîh-i Müslim, Fedâil (4/1807-1808, Hadis no: 2315)
[2] El-Bidâye ve'n-Nihâye (5/ 269), es-Sîratü'n-Nebeviyye (s. 356).
[3] Hadis müttefekun alyh bir hadistir. Sahîh-i Buhârî, Cenâiz (6/ 437-438), Sahîh-i Müslim, Cenâiz (2/635-636, Hadis No: 923)
[4] Umdetül-Kârî (6/ 438)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



