Hazreti Peygamber (Sallahü Aleyhi Ve Sellem) bir hadislerinde çocukları "Kalbin meyvesi" olarak tanımlar.
Bir başka hadislerinde ise çocukla cennet arasında özel bir bağ kurup "Çocukları Cennetin çiçekleridir" şeklindeki tespitini, "Çocuklarınız cennetin serçe kuşlarıdır" cümlesiyle perçinler. Dolayısıyla çocukları bu denli çok seven Hz. Peygamber'in bu sevgisini, çocuklarımıza anlatmak, öğretmek ve onlara Peygamberimizi sevdirmek en başta gelen görevlerimiz arasındadır. Zaten İslâm terbiyesinin ana hedefi de çocuklarımıza Allah ve Peygamber sevgisini öğretmektir. Hal böyle olunca çocuklarımıza Peygamberimizi nasıl sevdirmemize dair aşağıdaki anlatım şekli güzel bir örnektir:
Peygamber Efendimiz de bizim gibi bir insandı. Yer, içer, oturur, kalkar, çalışır, çabalardı. Kendi işlerini kendi yapar, eşine yardım ederdi.
Peygamber Efendimiz tek başına Allah yolunda çok uğraştı. Her zahmete, her zorluğa katlandı. Doğduğu yeri bıraktı, başka yere göç etti. Hak için, doğruluk için, adalet için çok çalıştı. Putları yıktı. Allah da ona yardım etti.
Nihayet bütün din düşmanlarını yendi; insanları bilgisizlikten, fenalıktan kurtardı; insanlara doğru yolu gösterdi. Allah nedir, Peygamber nedir, İman nedir, Kur'an nedir, Müslümanlık nedir, ahiret nedir, namaz nedir, oruç nedir..? Bütün bunları öğretti. Bütün iyilikleri, bütün fenalıkları insanlara gösterdi. İnsanlara iyilik yapmalarını, doğruluktan yana olmalarını emretti.
Peygamberimizin fiziki özellikleri
Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed aleyhisselam, çok güzel görünüşlüydü. Güzellik O'nun en belirgin özelliğiydi. O'nun mübarek gözleri büyüktü. Göz bebekleri koyu siyahtı. Kirpikleri uzundu. Mübarek yüzü ay gibi aydınlıktı. Tebessüm ettiğinde, gülümsediğinde, sevindiğinde yüzü daha bir nurlanır, daha bir aydınlanırdı.
Mübarek başı ise büyükçeydi. Mübarek saçları, sakalları hafif dalgalıydı. Saçlarını saldığı, bıraktığı zaman kulaklarını geçecek kadar uzun olurdu. Mübarek alnı genişti. Kaşları gür, birbirine yakın ama çatık kaşlı değildi. Burnu çok güzel, çok düzgün, ortası hafifçe kalkıktı. Sakalları sık idi. Yanakları düz, yüzünün rengi ak, ağzı iriydi. Dişleri beyaz, diş araları seyrekçeydi. Çenesi gayet düzgündü.
Efendimizin mübarek boyu orta boydan uzuncaydı. Avuç içleri geniş, parmakları uzundu. Ayak kemikleri, el kemikleri iriceydi.
Uzaktan bakınca O, insanların en güzeli, en zarifi, yakından bakınca insanların en yakışıklısı, en şereflisiydi.
Peygamberimin huyu, karakteri
Peygamber Efendimiz, huy bakımından gayet uysaldı, nazikti. Kibirli olmayı da, aciz, miskin olmayı da hiç sevmezdi.
Az olsa bile kendine ikram edilen nimetleri yer, hiç bir nimeti hor görmezdi.
Efendimiz özellikle de kendini ilgilendirmedikçe konuşmazdı. İnsanların gönlünü hoş tutar, onlara nefret, bıkkınlık vermezdi. Hiç kimseden güler yüzünü, tebessümünü esirgemezdi.
Alabildiğince sakin bir karaktere sahipti. Fakat sıra inancına saygısızlığa gelince, artık hiç kimse Efendimizi tanıyamaz hale gelirdi. Hakk'ı üstün getirene kadar hiçbir şey O'nu öfkesinden vazgeçiremezdi. Kendisi için asla kızmaz, kendisi için galip gelmek istemezdi. Kendi için intikam nedir, öfke nedir bilmezdi. O'nun öfkesi inancı için, davası içindi.
Efendimiz bir yere işaret parmağıyla değil, elinin tamamıyla işaret ederdi. Bir şeye hayret edince elinin tersini çevirirdi. Konuştuğunda ellerini bitiştirir, sağ elinin içini sol elinin dışına vururdu. Öfkelenince yüz çevirip, kızdığının yanından uzaklaşırdı. Sevinince göz kirpiklerini yumardı. Çoğunlukla gülmesi tebessüm şeklinde olur, gülümseyince dişleri inci tanesi gibi parıldardı.
Peygamberimizin insanlara yaklaşım biçimi
Efendimiz bir topluluğun yanından otururken de, kalkarken de mutlaka selam verip, "Besmele" ile oturur, "Besmele" ile kalkardı. Genellikle oturuşu, dizlerini dikip elleri ile dizlerini bağlamak şeklindeydi. Bir topluluğun yanına geldiği zaman boş bulduğu bir yere oturur, kendisine ayrıcalık yapılmasını istemezdi.
Toplulukta oturan herkese değer verirdi. O'nunla bir ihtiyaç gidermek için sabır yarışına girenler kaybederek dönerlerdi. Bir şey isteyene mutlaka istediği şeyi vererek onun gönlünü hoş ederdi. O'nun bulunduğu topluluk inanç, haya, sabır ve güven topluluğuydu.
Peygamberimizin kişisel özellikleri
Efendimiz, daima güler yüzlü, anlayışlı idi. Güzel kokuyu sever, kötü kokudan nefret ederdi.
Hediye kabul eder, hediyeleşmeyi de çok sever, çok tavsiye ederdi. Hediye getirene karşılık olarak kat kat fazlasını verirdi.
Kendisini davet edenlerin davetine giderdi. Yemekte ne bulursa onu yer, şunu bunu aramadan, hiç bir sıkıntıya, zorluğa girmeden ne bulursa onu giyerdi.
O insanların en cömerti, en güzeli, en ahlâklısıydı.
İnsanların en doğru sözlüsü, en vefalı olanıydı.
İnsanların huy bakımından en naziği, en kibarı, arkadaşlık bakımından en soylusu, en şereflisiydi.
Peygamberimizin merhameti
Efendimiz eşine, çocuklarına karşı çok kibar, çok nazikti. Onlara karşı şefkat doluydu. Yalnızca eşine, çocuklarına karşı değil, Peygamberimiz herkese karşı çok merhametli, çok sevgi doluydu.
Kendisine düşmanlık gösterenlere bile merhamet eder, Müslümanları çok severdi. Zengin-fakir ayırımı yapmazdı.
Özellikle de çocukları çok sever, onlarla ilgilenirdi. Namaz kıldırırken bebek ağlaması duyduğunda namazı kısa tutardı.
O yaşamı boyunca ne bir kadına, ne de bir hizmetçiye asla elini kaldırmamıştı.
Yine Peygamberimiz zayıflara, yetimlere karşı da çok merhametliydi. Onlara yardım eder, ihtiyaçlarını giderirdi.
Aslında Peygamberimiz dünyadaki bütün canlılara karşı merhamet doluydu. Hayvanlara çok sever, onlara eziyet edilmesine asla tahammül göstermezdi. Çünkü o, âlemlere rahmet Peygamberi, müjde Peygamberi olarak gönderilmişti.
Peygamberimizi zarafeti
Sevgili Peygamberimiz yaptığı iyiliklerden dolayı fazla övülmeyi kabul etmez, birinin sözünü "sus" diyerek, ya da kalkıp giderek kesmezdi.
Bir kimsenin elini tokalaşmak için tuttuğunda, o kişi elini O'nun elinden çekmedikçe Efendimiz de onun elini bırakmazdı.
Arkadaşlarının güldüğü şeye O da güler, onların şaşırdığı, hayret ettiği şeylere O da şaşırır, hayret ederdi
Peygamberimizin cesareti
Peygamberimiz Efendimiz simaca insanların en güzeli, cömertlikte insanların en önde gideni idi; yüreklilikte, cesarette insanların en yiğiti, en korkusuzuydu.
Cesarette, yiğitlikte O'nun önüne hiç kimse geçemezdi. Müslümanlar Bedir savaşında bile müşriklerin saldırılarından Efendimize sığınarak korunmuşlardı.
Diğer zamanlarda ise insanların en müşfiki, en şefkatlisi, en merhametlisi, en anlayışlısıydı.
Peygamberimizin çocuk sevgisi
Peygamber Efendimiz çocuklarla birlikte olunca insanların en şakacısı olurdu. Çocuklara "iki kulaklı" diyerek, dilini çıkararak şakalar yapardı.
Bütün çocukları sever, öptükçe öper, onları sırtında taşır, gördüğü, karşılaştığı her çocuğu sevmeden, selamlamadan, hatırını sormadan geçmezdi.
Çocuklar ağladığında hemen telâşa kapılır, çocuklarla ilgilenir, ağlama nedenini sorardı.
Küçük çocukları kucağına aldığında üstünü kirletirlerse, onlara kızmadığı gibi tebessüm eder, "bırakın işini bitirsin" diye sabır, anlayış gösterir, sonra da elbisesini yıkardı.
Kısacası, O'nu en çok sevindiren de, mutlu eden de çocuklardı...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



