Çocuklar için yaz tatili başladı. Bu üç ayı mükemmel şekilde değerlendirmek lazım. Peki nasıl? Bu tatili fırsat bilip çocuklarımızın canımız İslâm dininin temel bilgilerini mükemmelen öğrenmelerini sağlamalıyız. En başta, Kur’an-ı Kerim’i yanlışsız, mükemmel bir şekilde okumalılar. Tecvid öğrenmeliler. Başta namaz sureleri olmak üzere, epeyce ezber yapmalılar. Bol bol hadis okuyup, birçoğunu ezberlemeliler. Kendilerine lüzumlu ilmihal bilgilerini mükemmelen öğrenmeliler. İçlerinde yaşı müsait olanlar ve kabiliyetliler Osmanlıca öğrenmeli. Bol bol faydalı kitaplar okumalı. Kelime ve kültür hazinesini zenginleştirmeli.
Biz Müslümanlar hayli zamandır yanlış yapıyoruz. Çocuklarımızın maddî hayatı için varımızı yoğumuzu sarfediyoruz, ama sıra “ebedî hayatına” gelince gerekli yatırımı ve maddî desteği sağlamıyoruz.
Geçenlerde arkadaşlarımızla günübirlik bir seyahata çıkmıştık. Cuma namazı yaklaşınca Akçakoca’nın bir köyüne gittik. Hutbede yaz kursları hakkında bilgi veren hoca efendi şöyle dedi:
“Benim emekliliğim çoktan doldu. Ama hiç olmazsa bu yaz da çocukları okutmak için emekli olmuyorum. Ama sizden bir ricam var. Bana adam gibi bir yer bulacaksınız. Orayı hazırlayacaksınız. ‘Hocam camide okutun!’ derseniz, olmaz. Çocuklar tuvalete gidiyor, tam temizlenip mi geliyor, onu ben kontrol edemem. Burada namaz kılınıyor. Müsait yeri siz hazırlayın ders vermesi benden. Yok bunu yapmazsanız, emekliye ayrılacağım. Vebal sizin.”
Namazdan sonra Hocaefendi ile sohbet ettik. Bize üç katlı bir binayı göstererek, “burası camiye ait. Kurs binası şeklinde hazırlayamazlar mı? Ama maalesef yıllardan beri ilgi gösterilmiyor” dedi.
Mahut 28 Şubat’tan sonra ülkede pek çok kara ve karanlık işler oldu. Onlardan biri de üç bin küsur Kur’an Kursunun kapatılması ve bazı kurs binasına el konulmasıdır. Bizim evin yakınlarındaki bir camiye ait beş katlı kurs binası özel okul, bir başka camiye ait kurs binası da hastahane olarak kullanılıyor. Binaların bu halini her görüşte de yüreğim burkuluyor.
Mevcut iktidar, üç beş kişinin hoca tutup, müsait bir mekanda çocuklarına dinlerini öğretmelerinin önünü tıkadı. Onlar Yahudilerden “kahramanlık nişanı” almayı, Müslümanları doğrayan Hıristiyanların sırtlarını tıpışlayıp, “aferim güzel işler yapıyorsunuz!” demelerini mârifet sayıyor. Varsın saysınlar, biz işimize bakalım.
Bu yaz kurslarında hocaefendilere büyük iş düşüyor. İyi de o fedakâr insanları desteksiz bırakmak doğru mu? Onlara maddî mânevî destek olmak lazım. Çocukların güzel mekanlarda ders görmesini sağlamak lazım. Çocukların yetişmelerini sağlayacak kitapları temin etmek lazım. Çocukların dünyası için parayı oluk oluk akıtıp da sıra dinini öğrenmeye geldi mi, üç kuruşun hesabını yapmak en azından ayıptır.
Geliniz bu yaz gerekirse işi gücü bir yana bırakıp çocuklarımızla meşgul olalım. Gerekiyorsa onlarla birlikte güzel dinimizi öğrenelim. O masumları ve kendimizi “kurda kuşa” yem ettirmemek için bunu yapmak lazım.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



