Toplumsal Bizi kim yarattı?
Bizi ve dünyadaki bütün insanları kim yarattı?
- İşitmemiz için iki kulak, görmemiz için iki göz, koklamamız ve nefes almamız için bir burun, söylememiz ve tatmamız için bir ağız, tutmamız ve iş işlememiz için iki kol ve iki el, yürümemiz için iki bacak ve iki ayak, iyiyi ve kötüyü bilmemiz için akıl, bunların hepsini bize kim verdi?
- Allahutaâlâ hazretleri.
İşte bizi de gördüğümüz şeylerin bütün hepsini önce büyüklük sahibi olan Allahuteâlâ hazretleri yarattı. Lakin bizleri itaatli ve hayırlı olmamız için yarattı. Eğer âsi ve hayırsız olur isek, bizden hoşnut olmaz. Allah, görünmekten uzak ise de, kendisi yaptığımız şeylerin hepsini görür ve bilir.
Yüce Rabb'imiz aydınlık gündüzde ve karanlık gecede hep yaptıklarımızı gözetir. Çünkü gecenin karanlığı kendisine aydınlıktır. Çünkü her şeyin yaratanı olup, kendisinden başka Tanrı yoktur.
Öyle ise var olan ve bir olan Rabb'imize ibadet edelim ve onu çok sevelim ki, daima hayırlı olalım.
Hikâye...
Eski zamanlarda birisi başka, öbürü başka memlekette hâkim varmış. İşte bu iki hâkim biri birleriyle görüşmeyi pek arzu ederler imiş.
Bir gün bu hâkimlerden biri, pek çok hediyeler ile kendi adamlarından birisini, öbür memleketteki hâkime göndermiş. Adam hediyeler ile hâkimin yanına ulaşmış ve hâkim'in karşına çıkarak:
- Siz değerli hâkim'e efendim özellikle selam söyledi. Kendisi sizin gibi çok değerli ve bilgili bir düşünürle, bir yöneticiyle görüşmeyi pek arzu ediyor ise de, yolun uzaklığından ve işlerinin çokluğundan dolayı gelip görüşmeye muvaffak olamadı. Bu nedenle hal ve hatırınızı sual ile beraber, bu hediyeleri size gönderdi ve kabul buyurmanızı rica eyledi." dedi. Hâkim: Efendinizin göndermiş olduğu, hediyelerden pek memnun oldum. Bu sebeple aldım kabul eyledim. Ben de çok vakitten beridir, kendileri ile buluşup, konuşup, görüşmeyi pek fazla istemekteyim. Fakat her nasılsa bu arzu ve isteğimi şimdiye kadar gerçekleştiremedim! Öyleyse siz, efendinizin ne huyda, şekilde bir adam olduğunu tarif ediniz de, kendilerini görmüş gibi olarak, hayalleriyle ferahlayıp, memnun olalım" diye cevap verdi. Adam bu hâkime, efendisinin gözlerini kaşlarını, ağzını burnunu, sonuç olarak her bir organını ne şekilde olduğunu birer birer tarif etti. Bunun üzerine hakîm bu adama "bende sen efendini akıllı, bilgili bir kimse zanneder idim. Meğer senin efendin hırsız imiş." deyip kendisine gönderilen hediyelerin karşılığı olarak bir hayli hediyelerle ve mektup ile adamı geri gönderdi. Adam efendisine götürüp mektubu ve hediyeleri verince, Efendisi: - Nasıl, görüşüp konuşmak, sohbet etme arzu ettiğim değerli kişiyi gördün mü?
Adam: - Evet gördüm. Sizin onunla görüşmekliği istek eylediğiniz şekilde, onun da sizinle buluşup, konuşmaya, sohbet etmeye arzusu varmış. Bunun için bana: - O halde efendinin ne huy ve karakter adam olduğunu tarif et de, kendilerini görmüş gibi olayım, dedi. Efendi: - Tarif ettin mi? Adam: - Evet efendim ettim... Efendi: - Benim için hırsız mı dedi? Adam: - Evet ama... Efendi: - Aması yok, pek doğru demiş. Gerçekten bilgili ve kültürlü bir idareci imiş. Çünkü benim karakterimde hırsızlık etmek vardır. Fakat aklım, o fena işi yapmaktan beni korur, engel olur, diye cevap vermiş. Bu hikâyeden anlaşıldı ki, Cenab-ı Hakk'ın insana ihsan buyurduğu akıl, insanın karakterinde olan her fenalığı her kötülüğü yapmaktan insanı vazgeçiriyor. İşte şu hâkimin karakterinde, mizacında, huyunda hırsızlık olduğu halde, aklı ona o fena huyu yaptırmıyor.
Öyle ise gelin çocuklar akıllı olalım, her zaman okuyup ilim öğrenelim, bilgimizi ve görgümüzü artıralım.
Öğütler...
İnsan dünyada ne öğrenir ve ne bilir ise, çocukluk zamanında öğrenebilir. İstediği şeyin öğrenmesini çocukluk zamanından sonraya bırakanlar, büyüdüğü vakit hiçbir şey kazanamadıktan başka, ömrü bitinceye kadar çocukluk zamanını kaçırmış olduğuna acınır ama fayda vermez.
Tembelliği terk eyle ki, fakir olamayasın, çalışkan ol ki, aç kalmayasın. Cahillik kötü huyların anasıdır, çünkü her fenalık, her kötülük ondan doğar. Çocuk iken ilim ve terbiye öğrenmeye çalış, çabala. Çünkü fidan taze iken doğrulur.
Tembel çocuk bugünkü okuyacağını yarına bırakır. Akıllı ve bilgili yani okumuş çocuğu herkes sever. Daima beraber bulunduğun arkadaşından, ne fikirde adam olduğun belli olur. Sakın arkadaşlarının gücendirme, zira arkadaş var ki kardeşten daha iyidir. Bin dostun var ise pek azdır, bir düşmanın var ise pek çoktur. Namussuz adamlar ile arkadaş olma, zira onların huylarıyla huylanıp da sonunda başına bir belâ gelmeye. İyi adam Allah'ın lütfuna ulaşır, erişir; fena fikirli adam Allah'ın cezasına yakalanır. Uykudan başını kaldırmayan kimse, her zaman arzusundan mahrum kalır. Kibirsiz olup kendini karınca değerinde tutan kimse, kendini beğenip kimseyi beğenmeyen kibirli adamdan daha fazla itibarlıdır. Seni eller okusun ağzın okumasın, seni başkaları övsün, dilin övmesin. Bir çocuğun akıllı ve güzel huylu olduğu yaptığı işlerden belli olur. Allah'ı seven çocuk anne ve babasına itaat eder, saygı gösterir, derslerine çok çalışır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



