Dört yaşında bir kızım var. İstediği her şeyi ağlayarak yaptırmaya çalışıyor. Daha önceden bir iş yerinde sekreter olarak çalışıyordum ve o dönem kızıma babaannesi bakıyordu. Bir yıl önce, onunla daha iyi ilgilenebilmek için işi bıraktım. Fakat, kızım bu ilgiden rahatsız olmuş gibi davranıyor ve sürekli ağlıyor. İstediği her şeyi ağlayarak elde etmeye çalışıyor. Ben de sırf sussun diye ne istiyorsa yapıyorum. Son günlerde ağlama seanslarını iyice arttırdı ve artık bu durum herkesi rahatsız etmeye başladı. Kızımın bu sorununu nasıl çözebileceğimi bilemiyorum. Yardım ve desteklerini bekliyorum.
Yağmur S.
Sınırlarınızı belirtiniz
Yağmur Hanım, mektubunuzda da ifade ettiğiniz gibi, çocuğunuz istediği her şeyi ağlayarak elde ettiğinden, ağlama davranışını bir araç olarak algılamaya başlamış. Çünkü çocuk biliyor ki, ağladığı zaman, anne onu susturmak için istediği her şeyi yapacak ve bütün ilgi mekanizmalarını devreye sokacak. Dolayısıyla annenin bu zaafını fark eden çocuk, bir yerde bunu etkin bir araç olarak kullanıyor. Burada benim merak ettiğim iki husus var.
1- Çocuğunuz, ağlamadan da bir şeyler ister mi? Bu durumda siz ona istediği şeyi verir misiniz? Ya da çocuğunuz istediği her şeyi ağlayarak mı ifade ediyor?
2- Çocuğunuz istediği bir şeyi ağlayarak ifade ettiğinde, sizin kabul etmediğiniz oluyor mu, yoksa "yeter ki sussun" deyip ne derse yapıyor musunuz?
Yağmur hanım, öncelikle şunu ifade edeyim, çocuğunuz ağlamadan da bir şeyler istediğinde, bu, kabul edebileceğiniz türden bir şeyse veriniz. Bu durumda çocuğunuz, annem istediğim şeyi ağlamadan da veriyor diyebilsin. İkinci olarak, çocuğunuz sürekli ağlayarak kabul edemeyeceğiniz ve sınırlarınızı aşan türden bir şey isterse, buna rıza gösteremeyeceğinizi ifade edin. Çocuğunuz sizin de sınırlarınızın olduğunu, kabul edeceğiniz ve etmeyeceğiniz durumların olduğunu bilmelidir. Fakat, çocuk annenin, belirli çerçeveler dahilinde isteklerini yerine getireceğine, ihtiyaçlarını karşılayacağına, sevgi ve ilgisini vermede cömert davranacağına inanmalıdır. Ama bu çocuğun her istediğinin olacağı anlamına da gelmez. Mesela, çocuğunuz, soğuk bir kış akşamında, "beni parka götür diye ağladığında, dışarıda havanın soğuk olduğunu ve bu saatte dışarı çıkamayacağını ifade edebilirsiniz. Çocuk ağlasa da istediği bazı şeylerin de olmayacağını bilmelidir. Bunun için şu tavsiyeleri dikkate alabilirsiniz: Çocuğunuza ağlayarak yaptırmaya çalıştığı şey, sizin kabul edemeyeceğiniz bir şeyse bunu ona izah edin, ve niçin kabul etmediğinizi anlatın. Çocuğunuz ihtiyacı olan bir şeyi istediğinde, ağlamadan ona istediğini vermeye çalışın. Çocuğunuz her istediğini ağlayarak yaptırıyorsa, nadir de olsa, bu davranışı göstermediğinde onu ödüllendirin, takdir edin Ağlama davranışı üzerine çok fazla vurgu yapmayın, çocuğunuzu eleştirmeyin.
Çocuğum, arkadaşlarını dövüyor
Fatma Hanım, otuz yaşında bir anneyim. Dokuz yaşında bir oğlum var. Pek arkadaşı yok, tek kardeş olduğundan evde sıkılıyor, parka çıkmak istiyor ama çıkaramıyorum. Zaten yaşıtlarıyla hiç anlaşamıyor. Hafta sonları teyzesine götürüyorum orada kuzenleriyle sürekli kavga ediyor. Çocukları dövüyor, oyunlarını bozuyor. Okuldan sürekli şikayet alıyoruz. Öğretmen, ders dinlemediğini ve sınıftaki arkadaşlarını dövdüğünü söylüyor. Rehber öğretmenle görüştük, onunla yakından ilgilendi. O dönem biraz sakinleşmişti ama şimdi yine eski haline döndü. Çocuğum yaramaz olduğundan, ikinci kez anne olmayı düşünmüyorum. Çocuğumun arkadaşlarıyla kavga etmeden oynamasını ve okulda uyumlu olmasını istiyorum. Tavsiye ve önerilerinizi bekliyorum.
Hande Y.
Çocuğunuza arkadaş bulun
Hande Hanım, çocuğunuzun tek kardeş olması bahsettiğiniz sorunları biraz tetikliyor olabilir. Çocuk, evde bütün gün sizinle vakit geçiriyor, oynayabileceği kardeşi ya da arkadaşı yok. Bu durumda çocuk, yaşının ve gelişim döneminin durumuyla da alakalı olarak, enerjini atacağı ortamlar arıyor. Bunun için, etraftaki insanların tasvip etmeyeceği türden davranışlar yapabiliyor, arkadaşlarını dövebiliyor, ilgi çekmek için yaramazlıklara başvurabiliyor.
Eskiden çocuklar, oynayabileceği geniş ortamlara, arkadaş grubu ve çevreye sahiplerdi. Burada, hem grup içinde nasıl davranacaklarını öğreniyorlar ve oyunlarla gerçek hayatın provasını yapıyorlar hem de, zihinsel kabiliyetlerini geliştirebiliyorlardı. Yani, çocuk, iki sopayı birbirine bağlayarak bunlardan bir bebek yapabiliyor ya da çamuru elleriyle yoğurarak oyuncak bir araba ortaya çıkarıyordu.
Burada çocuk çoğu zaman kendi oyuncağını kendisi yapıyordu. Ayrıcı oynayabileceği, rahatça hareket edebileceği alanlara sahip olduğundan, koşuyor, zıplıyor ve enerjisini buralarda harcıyordu.
Şimdilerde, çocuklarımız apartman dairelerinde, bütün bu zenginliklerden yoksun bir yaşam sürüyorlar. Buralarda, öyle pek imkanlar da yok... Arkadaş, kardeş, akraba sayısı ise sınırlı. Bu durumda çocuklara mevcut olan bu sınırlı imkanlar dahilinde neler verilebiliriz, bunun yollarını arayacağız.
Hande Hanım, size tavsiyem, çocuğunuzu yaşıtlarından oluşan bir arkadaş grubuna dahil ediniz. Çocuk burada arkadaşlarıyla oynayıp, deşarj osun, birlikte yaşamanın kurallarını öğrensin. Ayrıca, bahsettiğiniz akrabalarınıza da giderek oradaki çocuklarla oynaması için teşvik edebilirsiniz. Bir de fırsat buldukça parka götürüp buradaki çocuklarla vakit geçirmesini sağlayabilirsin.
Ayrıca oturduğunuz muhitte, çocuklara yönelik sosyal faaliyetler varsa, çocuğunuzu buraya yönlendirebilirsiniz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




