Geçen hafta kumanda elimde o kanaldan bu kanala zaplarken, Sibel Can’la yapılan bir röportaja rastladım. “Limonî”leşen evliliğinden bahsediyordu. Derken, lafın arasında askılı elbisesinin dekoltesini soran muhabire verdiği cevap doğrusu çok şaşırttı beni. Göğüs dekoltesi her halde biraz fazla bulunmuş olacak ki, kıyafetinin normal askılı bir sahne kıyafeti olduğunu söyleyip, yılın tesbitini yaptı sanatçı. Kelimesi kelimesine hatırlamasam da, artık sanatçıların halkın yanında kapalı kaldığını, halktan insanların daha açık giyindiğini söylüyordu.
Açıkçası pek de yerinde bir tesbit bu. Sahne ışıkları altında ömür geçirenlerin her türlü kıyafetini yadırgamasak da, gün ışığında sokakta yürüyen Falan Bey’in kızı ya da hanımı Filanca’nın sanatçılara taş çıkartan kıyafetleri karşısında şaşıp kalıyor insan. Otobüste, minibüste, markette rastladığımız genç kızların büyük bir çoğunluğu “daha iddialı” ve “çekici” olma yarışına katılmış gibi âdeta.
Hiçbir detay gizli kalmasın diye ortaya serilen tüm mahremiyet, insanımızın ahlakî anlamda nerelere doğru yol aldığının acı sinyallerini veriyor. “Örtünme” standardının çok aşağılara çekildiği şu günlerde, bir zamanların açık bulunan kılık kıyafetleri insanın gözüne bayağı edepli geliyor doğrusu. Âdeta üzerinde hiçbir kıyafet yokmuş izlenimi veren giysilerin içinde yolda, sokakta dolaşan kızlarımız, kadınlarımız, insan hangi psikoloji ile böyle giyinmeyi tercih edebilir sorusunu akla getiriyor. Ya da onları böyle görmekten rahatsız olmayan eşlerin, babaların…
Dindar olanlar hariç herkesin her türlü kıyafetle her yere girip çıktığı şu memlekette, kimsenin kıyafeti derdim değil doğrusu. Üzerinde durmak istediğim, bir sahne sanatçısına bile söyletecek kadar, “açık değil”, tabiri caizse sade vatandaşı görmekten rahatsız edecek kadar edepten yoksun kıyafetlerin hem vitrinlerde, hem de insanların üzerinde sergilenmesi ahlak anlayışımıza yeni tanımlamalar mı yapmamız gerekiyor artık dedirttiriyor insana.
Kendilerine model olarak aldıkları sanatçılara hayranlıkla büyüyen gençlerimiz, onlara benzemek adına “kraldan çok kralcı” kesilip, her anlamda kontrolden çıkarken, kıyafet anlayışı belki de konunun küçük bir parçası. Ama bu küçük kısım, yeni neslin hayata, evliliğe, mahremiyete, özel hayata bakışı konusunda nereye doğru gittiğimizin ipuçlarını veriyor. Ruhun bedene, için dışa yansıdığını düşünürsek, görüntümüzün en önemli kısmını oluşturan kıyafetlerimiz bizim hakkımızda çok şey söyler. Dünya görüşümüzü anlatır.
Yerine ve zamanına uygun giyinmek hoştur. Ev kıyafetiyle düğüne gitmek abestir mesala. Giyim kuşam hakkında sayfalar doldurabiliriz. Her şey bir yana, genel ahlaka uygun, görmekten rahatsız olmayacağımız, üzülmeyeceğimiz giysileri arıyor gözlerimiz. Estetik olmasından geçtik, açıldıkça güzelleştiğini zannedenlerin çirkinliklerini örtsün yeter.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



