Dünkü yazımızda 'Çin neymiş?!.' dedik ve "Çin Meselesi"ne küçük bir girizgâh yaptık. Çağımızdaki Çin'i anlamak ve yaptıklarını anlamlandırmak için küresel tekel sömürü sermayesini anlamak gerekmektedir. Çin üzerinden yola çıkarak, üzerinde çalışılan ve kurulması istenen "yeni dünya düzeni"ni anlamak mümkün olacaktır. Sömürü sermayesi Çin'in kalkınmasına ve küresel üretim gücü olmasına destek verdiğine göre; elbette Çin üzerinden yapmakta olduğu planlar vardır. Bu planlar kısmen ortaya çıkmakla beraber; "Doğu Türkistan"da birden bire patlak veren vahşet ve katliam, "Çin Meselesi"nin bir anda küresel çapta hiç de beklenmeyen boyutlara taşınabileceğini göstermektedir.
Önce Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Çin ziyareti ile düğmeye basıldı, hemen ardından Urumçi'de zulüm ve katliam başlatıldı...
Kanaatimce, bütün bunları Çin ülkesinde ve küresel çapta düzenleyen, organize eden ve provake eden "küresel tekel sömürü sermayesi"dir.
Sömürü sermayesinin genel olarak Doğu Türkistan'da ve özel olarak Urumçi'de yaptırdıklarıyla neleri hedeflediği meselesi ayrı bir yazı konusudur.
O yazıyı da ayrıca yazacağım, inşaallah.
Sömürü sermayesinin ana hedefi dünyayı tek devlete dönüştürmek, insanlığı tek elden yönetmek, bunu gerçekleştirecek küresel mekanizmaları kurmaktır. Çin de bu hedefe giden yolda sadece bir araçtır. Çünkü "sömürü sermayesi"nin dini, imanı, ülkesi, milleti, devleti yoktur. Hattâ "ulusal devletler" onun en büyük rakibi ve düşmanıdır. Bundan dolayı sömürü sermayesi küresel tekel imparatorluğunu kurabilmek için kimi güçlü ulus devletleri ya zayıflatmak ya da tamamen yok etmek için çalışır.
Dünyanın dört bir tarafındaki belli başlı ülkelerde cereyan olan zulüm, vahşet, katliam ve savaşları bir de bu perspektiften, yani bütün bunları küresel sömürü sermayesi organize ediyor ve yaptırıyor açısından değerlendirmek gerekmektedir.
Çin'deki çatışma, zulüm ve katliam da bu çerçevede cereyan ettirilmektedir.
***
Geçenlerde küçük bir arkadaş grubumuzla haftalık ekonomi seminerimiz için bir araya geldiğimizde; "Çin Meselesi"nden yola çıkarak özel ve genel değerlendirmeler yaptık. Hafta sonunda kooperatiflerimizin yıllık kongreleri için daha geniş bir çalışma grubuyla bir araya geldiğimizde bu tesbit, teşhis ve tahlillerimizi daha da genişleterek değerlendirmeye çalıştık.
Dünya sorunlar yumağı ile boğuşup duruyor. Doğu Türkistan ve Urumçi katliamı vesilesiyle, bir kere daha "Çin Meselesi"ni de hatırlamış olduk.
Çin'dekiler de dahil, dünyadaki ana sorunları hep sömürü sermayesi üretiyor veya ürettiriyor. Bu ve benzeri sorunları hatırlayan ve hatırlatanlar ise bu meselelerin sadece tesbit veya en fazla teşhis yönüne işaret edebiliyorlar. Hiç kimse tedavi, çare ve çözüm öneremiyor. Sağlıklı tesbit ve teşhislerden sonra, köklü çare ve çözümler üretilmedikçe; tarih tekerrür edercesine benzer sorunlar, savaşlar, zulümler ve katliamlar sürdürülüyor...
Çin üzerinden sömürü sermayesinin yaptıklarını ve yapmayı planladıklarını anlamak kolaylaşmaktadır. Sermaye için Çin yani 'komünizm' değil, orada uygulatabildiği sömürü yani 'vahşi kapitalizm' üretim biçimi önemlidir. Dün AB, ABD, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerde yaptıklarını, bugün Çin'de yaparken; yarın mesela Hindistan'da yapabilir. Sermaye için ülke değil, gerçekleştirebildiği sömürü önemlidir. Nitekim halkı Müslüman olan ve diktatör rejimlerle yönetilen İslâm ülkelerinde de farklı sömürü çarkı işlemektedir.
Amaç sömürmektir, Çin ise bu sömürüde sadece araçtır.
***
Sonuç olarak Çin ile sömürü sermayesi arasındaki insanlığın aleyhine işleyen bu ilişki bize şunu hatırlatıyor: Biz beşeriyet olarak uyanıp genel olarak "Adil Düzen"i ve özel olarak "Adil Ekonomik Düzen"i kurmadıkça, sömürülmeye devam edeceğiz...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



