Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihat et, onlara karşı sert davran, onların varacakları yer cehennemdir.
O ne kötü bir varış yeridir.
(Tevbe suresi Ayet 73)
İlahiyatçıların ve bır kısım hocaların sürekli kenarından dolaştığı ve asla işin tam ve açık tarafını konuşmadığı bir mevzudur cihat ayetleri... Zekâtı, haccı, orucu ve namazı anlatırken rahat anlatır ve fakat sıra cihat ayetlerine gelince sert kayalar çarpa çarpa yol alırlar her nedense... Vecahidu diye emir sigasıyla başlandığı yerde, Allah bize cihat etmeyi emrediyor demektir. Bu sözün üzerine başkalarının söz söyleme lüksü de yoktur. Bizdeki bazı aklı evvellerin cihat emrini kendi kıytırık cemaat heveslerine göre yamultup anlatmaya kalkışması aslında problemin de belkemiğini oluşturuyor.
Şimdi geldiğimiz noktada gördük ki kocaman bir İslam dünyasının baş başa kaldığı olay bizi dondurup kımıldatmaz bir halde bırakan bir şoktan başkası değildir. Bizler Müslüman olarak Allah'ın emri olduğu yerde yorumlar yapma hak ve lüksüne sahip değiliz. Böyle olunca ucu zaman zaman bize de dokunacağı için âlimlerimiz kanaat önderlerimiz bir şekilde işin kolay tarafını işaret etmek durumunda kalıyorlar. Burada hiçbir âlimimize doğrudan laf söyleme hakkına sahip değiliz, çünkü alimler de içinde bulundukları toplumun yapısına göre söz söylemek zorunda kalıyorlar çoğu kez... Bir zamanlar "Ayasofya camii ibadete açılmalıdır" diyenlere karşı yazar Mehmet Şevket Eygi'nin güzel bir cevabı vardı. Eygi diyordu ki: "Sabah namazlarına Sultanahmet Camii'ne gidiyorum bir tek saf bile zor doluyor. Ne zamanki Sultanahmet Camii dolup taşar o zaman Ayasofya Camii kendiliğinden ibadete açılır" buradan şunu söylemeye çalışıyorum ki bizler ne zaman ki İslam'ın emrettiği müminler oluruz o zaman da alimlerimiz de üzerlerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getiren insanlar olacaklardır.
Felsefede appriori, dini literatürde ise "layusel "dediğmiz sorgulanamaz bir alan vardır. Allah bir ayette emir sigasıyla bizlere bir şey buyuruyorsa bunu sağa sola çekme lüksümüz yok demektir. Biz kendi kafamızdan da yorum yapamayız. Mesela mecelle'de buna dair bir hüküm var ki şöyledir: "Tasrih mukabilinde delalete itibar yoktur." Manası ise şöyledir: Bir işte açık bir hüküm varsa, orada başka deliller aramaya itibar edilmez. Açık hüküm burada nedir Cihat edin! Nasıl malınızla ve canınızla bitti. Bu cihat dediğimiz şey Peygamber (sav) döneminde nasıl anlaşılmış, sahabe devrinde nasıl, tabiin devrinde nasıl buradaki uygulamaya bakıp sonuç çıkarabiliriz. Bu devirde cihadın anlamı değişmiş diyenlerin bütün temel dayanak noktaları İsrail'in Gazze saldırılarıyla birlikte çökmüştür. Nitekim dünya tarihi göstermiştir ki; insanlık var olalı beri insanlar savaşmıştır. Bundan sonra da savaşlar hep var olacaktır. Bu itibarla da Müslümanlar olarak ona göre önceden kendi hazırlığımızı yapmış olmalıydık. Cihat ayetlerine yorum katmaya çalışanların tüm argümanları ellerinde patlamıştır, bundan sonra da onların bu kabil laflarına hiçbir akıl mantık sahibi Müslüman itibar etmeyecektir. İslam'ın kendi kafasıyla düşünmeye çalıştığınızda varacağınız tek sonuç yine bu olacaktır. Cihat ayetlerinde yazan emir neyse odur, onun ötesi yok hükmündedir. İslam'ın kavramlarını kendi yerinden oynatmaya kalkıştığınızda varacağınız gaflet limanında sizi hiç de hoş olmayan sürprizler bekleyecektir. Bugün Gazze'de olduğu gibi...
Hani cihadın anlamı değişmişti? Bu gün etliye sütlüye karışmayan her tarafı korumaya çalışan denge politikalarının dengesiz tarafı yüzümüzde bir soğuk duş etkisi yapmıştır. Artık sadece şapka düştü kel göründü değil, kral da tamamen çıplak!
Birileri bu ülkede İslam adına bizi uyutup uyuşturmaya çalışıyor. Ümmetin cihat enerjisini boşa heba edip yanlış yerlere doğru kanalize ediyor. Ümmetin cihat ruhunu emen bu kabil çevrelere karşı yeniden ve hiç zaman kaybetmeden bütün ümmete cihat şuurunu kazandıracak çalışmalar yapılmalıdır. Bu saatten sonra cihat ayetlerine yorum getirmeye çalışan insanlara karşı daha temkinli ve şüphe ile bakmaya başladım ki buna da hakkım var diye düşünüyorum. Ümmeti yanlış yerlere çekmeye çalışan kim olursa olsun hakikatte bana göre ya haindir, ya cahil... Bu kabil insanlara sadece "emdiğiniz süte yazıklar olsun" diyorum. Bu milletin rızkından kestiği paralarla bir yerlere gelip ondan sonra kendi rahatınızı bozmamak adına lafı eğip bükmeye başladınız ya, size de helal olsun. Bu millet ki, sizi hâlâ adam yerine koyup muhatap alıyor ya, biz de buna dışarıdan acı ve öfkeyle şahitlik ediyoruz. Cihat zaten sizin işiniz değildir. Cihat adanmış adamların işidir ki kaybetmeyi göze alamayacağı şeyleri olanların cihad yapması da zaten beklenemezdi. Siz ancak "kolay olanı rahatı bozmayanı" tercih edersiniz ki bunu da yaptınız. Bu gün İslam dünyasındaki bu ölü toprağı serpilmiş halin bir sorumlusu da sizin gibi pasif ilim adamları değil de kimdir? Kalabalık yığınlar size uysun diye elinizde firavuni imkânları alabildiğine kullanabilirsiniz. Ama unutmayın, her Firavun saltanatı karşısında bir Hz. Musa mutlaka çıkacaktır. Sayın İhsan Işık bir konuşmasında Cemil Meriç'ten bahsetti.
Cemil Meriç'le yaptığı bir röportajda Türkiye'de aydınlardan sorduğunda, üstat bir tek isim sayabileceğini söyledi: Bediüzzaman Said-i Nursi... Onun da şecaati aydın olmayı hak ediyor" dedi. Evet, burada diyebilirim ki Said-i Nursi bu gün yaşasaydı Türkiye'de âlimim aydınım diyen pek çok kişinin kafasına dünyayı ters çevirip geçirirdi. Sözümüzün muhatabı cihad ayetlerinin kenarından dolaşan bildiği halde gerçek lafı tam orta yerinden konuşmayan sözde âlim ve hocalardır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



