milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • VÜCUTTA KENE YOKSA BİLE KKKA BELİRTİLERİNE DİKKAT
  • HAC KURALARI YARIN ÇEKİLECEK
  • "MEVSİM NORMALLERİ" ŞEFTALİYE YARADI
  • DÜNYA İSLAM ALİMLERİ BİRLİĞİ, KATLİAMI KINAYAN BİLDİRİ YAYIMLADI
  • ABD'Lİ ÖĞRETMEN MÜSLÜMANLIĞI SEÇTİ
  • "ENGELLİ DOĞURDU" DİYE TERK EDİLEN KADINA, POLİS SAHİP ÇIKTI

Çiçek ol! Bu bir emirdir

06 MART 2010
CMT 01:40

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Her meslek erbabının olduğu gibi, kutsal mesleği icra eden öğretmenlerimizin de geçici çözümler üretmek zorunda kaldıkları anlar olur. Bu çözümler arasında -özellikle her ilkokul öğretmeninin sıklıkla başvurduğu- bir söz var: "Çiçek olun bakalım!" Bakınız, çiçek kadar masum...

Konular arasında kurulacak alaka için bir filmden ve bu filmin çekilmesine sebep olan devrimden bahsetmek ve bu arada genel/ özel olarak devrimlerin iç yüzünü daha iyi kavramak, nelere mal olduğu hakkında orijinal fikirler alabilmek için ve önemine binaen dokuz ay sonra tekrar Fırat Mollaer'in Muhafazakârlığın İki Yüzü isimli eserine değinmek zorundayız. Zira geçici çözümler üretmek ve günü kurtarmaktan başka bir işe yaramayan, 'halka rağmen halk için' yapılan darbelerin/devrimlerin can yakıcı/alıcı sonuçlarına -maalesef- yine halk katlanmıştır.

Devrim; bir ülkenin eski halini tamamen tahrip etmek anlamına gelir ki, bu kadar şiddetli bir işi meşru gösterecek bir neden olamaz. Devrimcilerin "her şeyi daha önce hiç tecrübe edilmemiş spekülasyonlara terk ederek sınırsız vaatleri ve öngörüleriyle empirik bir geleneği (denenmişi) hiçe saymalarından" yakınır, muhafazakârlığın babası Edmnud Burke. Tarihin ve geleneğin bilgeliğinden yararlanmamak, bir toplum için makul sayılamayacağı ölçüde yıkıcıdır.

Zamanın üç unsurundan birini (geçmişi) inkâr etmekle, hepsini toptan reddetmek arasında fark yoktur. Devrimbazlar yirmi dört saat sonra bugünün de 'geçmiş' olacağını düşünemez, günlük bir gazetenin bir sayısı kadar geçici bir aktüelliği, devamlı bir yenilik sayarlar. Bilmezler ki devrim; medeniyet mirasının tahribidir.

Muhafazakârlık, sosyal değişime ve kapitalist modernleşmeye karşı değil, devrimlere karşıdır; modernleşmeyi geleneklerden kopuş ya da tarihsel süreklilikten vazgeçiş olarak algılayan 'radikal modernleşmecilik'e karşılık, tarihsel sürekliliğin önemsenmesi gerekliliğini belirten 'muhafazakâr modernleşmecilik'i savunur.

Klasik modernleşme teorilerinin 'modernleşme treni geldiğinde, gelenek durağından o trene binmeli' tarzındaki kopuşçuluğu ne kadar indirgemeci ise 29 Ekim 1923 günü dinî tasavvurdan mutlak bir kopuş gerçekleştiğini söyleyenler de o derece yanılgı içerisindedirler.

Cumhuriyet devriminin başarısı(!) eskiden radikal olarak kopmanın imkânsızlığının kanıtıdır. Zaten bu devrimle içten bir dönüşüm yaşamayan millet, giymek zorunda olduğu gömleği de benimsememiştir özellikle erken dönemlerde. Mesela; bir gömlek çeşidi olarak alaturka müziği gösterebiliriz.

'Değişimi kültürel kopuşla sağlama tercihinden hareket eden Cumhuriyet modernleşmesi, cari gelenekleri yok sayan bir başlangıç politikası izlemiştir.' Geleneğin icadından ziyade 'tepeden öğretilmesi' gibi bir durum söz konusudur.

Tanzimat'tan beri tavlanmaya çalışılan milletin iradeli direncinden ne kadar çekinildiği, jakobenlerin devrimi nasıl aceleye getirmek zorunda kaldıkları, Reşat Nuri Güntekin'in Yeşil Gece romanından iktibasla vurgulanır: "İnkılâp yapmak isteyen adam için ihtiyatın, hesabın fazlası da zararlı bir şeydi."

İbret vesikası olarak: Erken Cumhuriyet döneminde, 'Başbakan' sıfatıyla yaptığı bir konuşmada Şükrü Saraçoğlu: "Bu milletin Hıristiyanlaşması için, en az otuz sene gerekiyor" diyebilmiştir. Aynı yıllarda Hıristiyanlığın resmî din olarak benimsenmesi de mecliste tartışılabilmiştir. (Bu konuyla ilgili olarak D. Mehmet Doğan'ın Batılılaşma İhaneti adlı eseri mutlaka okunmalıdır.)

Ek olarak şunu da söyleyebiliriz: Her devrim daha çok özgürlük için yapılır, fakat sonunda esarete daha çok saplanılır.

Türk müziğinin yasaklanması

Gelelim yönetmen Sinan Çetin'in "Mutlu ol! Bu bir emirdir" isimli kısa filmine... Filmin giriş kısmında akan yazı şöyle: "O yıllarda T. C. Hükümeti, radyolarda Türk müziğinin çalınmasını yasakladı. Amacı batı müziğinin yaygınlaşmasını sağlamaktı. Genç cumhuriyet; alaturka yerine alafrangayı, yani 'batı kültürünü' topluma yerleştirmek istiyordu."

Mekân, 1934 yılında bir Anadolu köyü... Köy odasında köylüler saz çalıp türkü yakıyor... Derken, altı silahlı asker odaya baskın yapıyor. İçlerinden biri; 'şarklı gibi yerde oturup halk türküsü söylemenin yasaklandığı' haberini veriyor silahları köylülere doğrultmuş bir şekilde. Halk türküsünün yerine, bestelerinin çalınması zorunlu hale getirilen bir takım batılı bestekârların isimlerini sayıyor. Elindeki kâğıda bakan asker de gâvur isimlerini okuyamıyor. Ama bir emir kulu olarak yaptığı baskının, aslında kendi fıtrat ve kültürüne de uygun olmadığı ve bundan dolayı mahcup olduğu gayet iyi okunuyor şaşkın çehresinden. Köylüler de bir şey anlamıyor tabi okunanlardan!

Diğer bir asker de 'siz köylü müsünüz; çağdaş, batılı, modern olacağız artık' diyor. Ardından, 'size resmî olarak mutlu olmanızı emrediyorum, niye mutlu olmuyorsunuz bakayım' diyor. Amiyane tabirle saf saf kendine bakan insanları da 'devlet emrine karşı gelmekle' itham ediyor.

Saz çalan kişi Mozart'ın kırkıncı senfonisini çalmaya başlayınca, 'sazla batı mı olur, Beethoven çal bir de' diyor asker, yine şaşkın bir vaziyette. Sazcı da çaktırmadan başlıyor bir türküye. Askerler de içlerinden geldiği gibi teslim oluyorlar müziğe.

Yanlış hesap nereden döner?

Öğrenciler, sıkıcı geçen dersten bunaldıklarında yaramazlık(!) yapabilirler. Geçici bir çözüm olarak 'arkana yaslan, çiçek ol!' denir onlara ve çoğu zaman kızgın bir eda ile ifade edilir bu. Çünkü sınıfta bariz bir şekilde karizmayı çizen bir durum vardır.

Bunu fark eden öğretmen çocukların masumiyetlerini ve duygusal zaaflarını kullanarak onları çok sevilen bir şeye benzemeye -nasıl benzeniyorsa- davet eder. Bu davete icabet üst seviyededir. Halden memnun olan öğretmen 'heh şöyle, uslu olun bakalım!' eşliğinde üstten bir bakış atmayı da ihmal etmez!

Filmde askerlerin 'mutlu ol' demesi de buna benzer. Orada da mutlu olmaları için zorlananlara silah doğrultulmuştur nitekim.

'Çiçek ol' ne kadar sahicilikten uzaksa, 'mutlu ol' da o derece yapmacık ve yüzeyseldir. Zaten şapka devrimi gibi müzik devrimi de kısa zamanda yürürlükten kalkar. Bünye kabul etmez alafrangayı, uygulanamaz hale gelir emirler. Alelacele ve 'dış' menşeli yapılmaya çalışılan her şey gibi o da aşırı hızdan dolayı kaza yapar. Ne yazık ki kazadan sonra yoğun bir tedaviyle(!) tekrar aramıza sızmıştır utanmak bilmez sahipleri gibi!

Sonuçta hepimizin bildiği; ne kimse mutlu olmuştur, ne kimse çiçek...

İstemediği emirleri almak her zaman zor gelir insana. Bu, bir ilkokulun kuru tahta sırasındaki kölemsi çocuk da olsa, yüksek bir temsil makamının ceylan derisi kırmızı koltuğundaki çocuksu köle de olsa böyledir.

Hatırlatma: Millet olarak, yanlış hesabın Bağdat'tan döneceğine o kadar eminiz ki; 'at, at, burası Bağdat' diyerek 'ne tür yalan atarsanız atın, burası Bağdat, burada sökmez onlar' diyebiliyoruz rahatlıkla. Bunun adı bazen tedbirsizlik oluyor ve başımıza olmadık işler açılabiliyor.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 06.03.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: çiçek, modern, muhafazakar,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Mustafa Zahid Ergün

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Kıblegâh evler, şen haneler
    2. Islak yazı
    3. Geceye övgü
    4. Konuşmalar’dan seçmeler
    5. Gün, namus günüdür!
    6. Birkaç kaset de ben buldum
    7. Türk gözünden ısınır
    8. Şiddete meyyaliz, herhalde etten*
    9. 23 Nisan, 23 insan
    10. Profilini göster, kim olduğunu bilsinler
    1. Kıblegâh evler, şen haneler
    2. Çok muhabbet tez ayrılık getirir
    3. Yusuf Özkan Özburun’u dinlerken…
    4. Çocuklarınıza öf bile demeyin!
    5. Kurtlanmış kurtlar!
    6. Üç harfliler, dört harfliler
    7. Muhafazakârlığın İki Yüzü
    8. Arada kalma, ortada durma!
    9. Profilini göster, kim olduğunu bilsinler
    10. Geriye gitmekte çok ileri gitmek...
    1. Geriye gitmekte çok ileri gitmek...
    2. Arada kalma, ortada durma!
    3. Kurtlanmış kurtlar!
    4. Üç harfliler, dört harfliler
    5. Terlemek, yalanmaktan efdaldir
    6. Profilini göster, kim olduğunu bilsinler
    7. Çıkarın kâğıtları, yazılı var!
    8. İflasın eşiğinde...
    9. Aç ki, kimse görmesin!
    10. Maddenin ardındaki sır
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    6. Ya Allah!
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Fethin erleri hocasıyla buluştu
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek