Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye genel başkan oluşu bazı çevreleri heyecanlandırmışa benziyor. Özellikle merkez basını çok heyecanlandı bundan. Bu heyecanı bir nebze olsun anlamak mümkün. Olay iktidar çevresinde heyecanın yanında biraz da endişe oluşturdu. Endişelenecek ne var anlamıyorum. Muhalefet partisinin lideri işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluk dedi diye niye bu kadar endişelenildi anlamıyorum. Başbakan, Kemal Kılıçdaroğlu'na "işsizliği önleyecek bir önerin varsa, söyle de yapalım" diyor. Diyor ama Kemal Kılıçdaroğlu'nun "enflasyonun çaresini size şimdi neden söyleyeyim, sonra kopya çekersiniz" diyen Erdal İnönü anlayışına sahip olduğunu unutuyor. İkincisi, yedi yıldır hükümet olan bir parti lideri "işsizliğin sorun olduğunu ben de biliyorum, herkes de biliyor" mu der? Sakin kafa ile konuşsaydı Başbakan; enflasyon, sağlık, karayolları gibi alanlarda başvurduğu gibi önceki yıllarla karşılaştırma yöntemini kullanır; işsizliğin seviyesi ne idi, nerden devraldık, şimdi nerdeyiz, bu arada nüfusumuz ne oldu, gibi girerdi konuşmasına. Doğrusu Başbakan'ı Kılıçdaroğlu'nun karşısında çok endişeli buldum.
Hatırlar mısınız bilmem; Erdal İnönü ile Demirel hükümet oldu; İnönü'nün televizyonda Demirel'e de söylemediği çare-i enflasyon, beraber hükümet olunca da bir türlü ne söylenebildi ne icraya dökülebildi. Çünkü böyle bir çare ve çözüm önerisi yoktu İnönü'nün. Şimdi de yok. Yok, çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye başkan olmak gibi bir projesi olmadığından ve de memleket sorunlarına dair çözüm (!) sadece sabık genel başkan Deniz Baykal'a havale edildiğinden böyle bir hazırlık, proje, öneri filan CHP'yi ve milletvekillerini ilgilendirmedi hiç. Buraya kadar kaç tane isim saydık? Üç. Selefler Erdal İnönü, Deniz Baykal ve halef Kemal Kılıçdaroğlu. Başka selefler de var: Rahşan Ecevit, Bülent Ecevit, Necdet Calp, Aydın Güven Gürkan, Murat Karayalçın, İsmail Cem, Hikmet Çetin, Altan Öymen, Zeki Sezer. Bu isimler SHP, CHP ve DSP'de veya kendi kurdukları bir partide başkan oldu. Söylemleri aynı idi ama çözümleri olmadığı için tek başına iktidar olamadılar, bazıları Meclis'e bile giremedi, tabela partisi olarak kaldı.
Elit bir zümre partisi olarak CHP'nin başına o çevreye hem meşrep hem soy olarak hayli uzak bir insan olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun gelmesi ile sanıyor musunuz ki bir oy patlaması olacak? Ne dediğimi açıkça yazayım: 1985'te SHP'nin genel başkanı idi Aydın Güven Gürkan. SODEP Genel Başkanı Erdal İnönü ile birleşme çalışmalarını yürütmüş ve sonuçlandırmış da olsa SHP'nin başında tutmak istemediler onu. Genel başkanlıktan düşüp başkanlığı Erdal İnönü'ye devredeceği kongre arifesinde açıkça şöyle yazdılar ve söylediler: "SHP, Alevilerden Sünnilere geçti." İnanmayan için Halep orda ise arşın burada. Açın arşivleri görün. Hatırlıyorum, Aydın Güven Gürkan, televizyona çıkıp Alevi olmadığını söyleme ihtiyacı duymuştu. Şimdiden CHP'de alttan alta başlamıştır Kılıçdaroğlu'nun "alevi" ve "Kürt" olduğu.
Aslında Başbakan'ın yaptığı açılımın en çok ilgilendirmesi gereken kişi CHP içinde Kılıçdaroğlu idi. Ama Örsan Öymen'in çam devirmelerine bile direnç gösteremedi Gandi Kemal. Türkiye'nin geleceğine dair bir vizyon ortaya koyamadı. CHP'nin kongreler sebebiyle hatırladığı eğitim sorunları, gençlik, üniversite, kültür, dış siyaset, yaşlılar, engelliler, hak ve özgürlükler ve AB konusuna teğet bile geçmedi; yok saydı. "Kılpayı Zülfü" manşetini atanlar kamuoyu araştırmaları ile yine oynayacaklardır, merak etmeyin. Onlara şunu söyleyebiliriz. Bu "hava" yukarıda adı geçen kişilerin ardından hep pompalanmıştı. Ama hep hava olarak kaldı. Şu anda en zorda olan parti kanaatimizce BDP'dir. Çünkü rakip partinin başında kendileri gibi Kürt kökenli bir kişi vardır. O da kendini sol olarak görmektedir. Ama etnik siyaset yapmayacağını söyleyerek BDP'yi etnik siyaset yapmakla itham ettiği gibi, Güneydoğu'da yaşanılan sorunları kültürel, etnik ve terör olarak görmemekte, olaylara ekonomik gözle bakmaktadır. Bundan sonra MHP'nin de işi zor. Bu değişim olsa olsa CHP'de Alevi açılımının yolunu açabilir; o da milletvekili, belediye başkanı adaylarını belirleme şeklinde görülür en çok. Onun dışında bir şey olmaz. Çankaya'da, Şişli'de, plazalarda, yatlarda oturan elit solun başına bir bürokrat geçti diye Kılıçdaroğlu'ya çok oy akacakmış. Damlasa gene iyi...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



