Her Çarşamba radyo programı yapmak üzere Fatih'teki İnsani Yardım Vakfı İHH Genel Merkezi'ne uğrarım. Her ayrı biriminin çalışanındaki o gönüllü ruhuyla profesyonel gayretleri sizi öylesine içine alır ki sanki bu çatı altında biraraya gelmiş iyilik melekleri ordusu, hepsi ayrı bir tadda yardım ve destek için kendilerini muhtaç ve mağdurlara vakfetmiş insani yardım neferleridir. İşte bunlardan birisi de ki tanışmış olmanızı isterdim, kendisini görmeden o hafta geçemezdim. Onunla bir keresinde laptopumun teknik bir sorunu için konusunda uzman internet birimi yetkilisi diye tanıştırmışlardı. Ondaki hilim ve nezaket vasfı sizi öylesine derinden sarar ki bu peygamber ahlakının cazibesi sizi kendisine mıknatıslayıp onunla aynı fiziki atmosferin huzuruna meczup kılar. Bana tüm iletişim bilgilerini eposta ve cep telefon numaralarını vererek en ufak bir problemde her zaman yardımcı olacağını söyledi.
Kendisine bağlı olarak çalışan elemanlara baktığınızda sanki onun karakterinin izdüşümünü yaşamakta olduklarını görürsünüz. Ses tonundaki yumuşaklık ve nadir ama kalbi tebessümünün derin içtenlikten gelerek ta yüreğinize işleyen samimiyeti ise çağımızdaki yapmacık gülüşlerin sahtekarlığına karşı sizi adeta içtenlik medeniyetimize çağırır. Aynı zamanda sıkı bir modern teknoloji takipçisi de olan Kılıçlar'a son notebook harikası 'ipad'den sorduğumda 'Goncagül abi ilk fırsatta edinmeni isterim mükemmel bir cihaz, param olsa hiç kaçırmam' karşılığını verdi. Önceki hafta Çarşamba günü yine kendisini hem ziyaret edeyim hem de notebookumdaki bir problemi sorayım diye niyetlendim ama malum Gazze Yardım Filosu'na terörist İsrail'in silahlı katliamı öncesi İHH web portalını da hacklemeleri nedeniyle belki yoğundur diye rahatsız etmeyeyim dedim. Bu arada gemiyle giden sanatçı arkadaşım Ömer Karaoğlu ve canlı yayın için giden prodüksiyondan kardeşlerimiz Ümit Sönmez, Ekrem Es ve Abdullah Camioğlu hakkında haber alamadığımız gibi hedef noktasındaki başkan Bülent Yıldırım'ın da akıbetlerinden endişe etmekte idik. Çünkü bu işgalci teröristler yaptıkları baskında tüm cep telefonlarına da geri vermemek üzere el koymuşlardı. Hamdolsun ki bu isimler selametle geri dönmüşlerdi. Çünkü zaman zaman yayınlanan ve sms ile gelen yaralı ve ölü listelerini takip ettiğimizde adlarına rastlamadık. Çünkü yerli ve yabancı hayli kalabalık yardım gönüllüsü gittiğinden her ismi tanımamız mümkün değildi. Ama dün cep telefonuma gelen bir şehit cenaze namazı için geçen isimde donup kaldığımda hüzünle sevinç arası duygu karmaşası beni olduğum yere mıhlamıştı: Cevdet Kılıçlar...
Herhalde dedim isim benzerliği olsa gerek. Cep telefonundan aradığımda ulaşılamıyor diyordu. Aynı telefonlarına el konan arkadaşlarımız gibi. Hemen İHH santralını aradım teyit için. Bana Cuma namazında Beyazıt Camii'nde namazı kılınacak dedi. İnanamadım. Cevdet dedim. Bu ne ilahi lütuf ve ikram sana. Tam da dedim Cevdet'e layık. Cuma eylemlerinin yapıldığı mübarek cami ve mübarek gün. Şayestedir sana Cevdet dedim. İsmin gibi Rabbim sana cömertlikte bulunmuş şehadet gibi en güzel ve en yüce makamı ihsan etmiş. Daha ne beklersin. Ebedi huzura ermişsin... Akşam televizyonlarda gemideki resmini ve videosunu gösterdiklerinde işgalcilerin ilk katliam anlarını elindeki son teknoloji silahı fotoğraf makinesiyle kaydederken İsrail askerleri son teknoloji ile donanımlı gelişmiş silahlarıyla tek kurşunla alnından vurdukları Cevdet Kılıçlar'ı şehadet makamına yüceltmişlerdi. Bununla da yetinmeyen, tatmin olmayan bu gayri insani mahluklar Cevdet'in çok sevdiği cansız fotoğraf makinesini de tanınmaz hale getirmişlerdi.
"Şehit tahtında Rabbe gülümser, ah binlerce canım olsa der."
Tebessüm-ü hakikiye vuslatla gıbta ettirdin bizi... Kılıçlar ailesine sabrı cemil niyaz ederken bir şehit ailesi olarak da tebrik ederim.
İnna lillah ve inna ileyhi raciuun.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




