milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • VÜCUTTA KENE YOKSA BİLE KKKA BELİRTİLERİNE DİKKAT
  • HAC KURALARI YARIN ÇEKİLECEK
  • "MEVSİM NORMALLERİ" ŞEFTALİYE YARADI
  • DÜNYA İSLAM ALİMLERİ BİRLİĞİ, KATLİAMI KINAYAN BİLDİRİ YAYIMLADI
  • ABD'Lİ ÖĞRETMEN MÜSLÜMANLIĞI SEÇTİ
  • "ENGELLİ DOĞURDU" DİYE TERK EDİLEN KADINA, POLİS SAHİP ÇIKTI

Cemaate hasret cami

08 TEMMUZ 2011
CUM 01:55

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Başlığı okuduğunuzda aklınıza birbirinden farklı ve olumsuz şu çağrışımlar gelebilir; "yıkılmıştır, yakılmıştır, satılmıştır, meyhane ya da müze yapılmıştır..." Hayır, aklınıza gelebilecek bu tür örneklerin hiçbirinden söz etmeyeceğim. Fatih'in fetih esnasında otağını kurduğu yerden, Topkapı ve Trakya Otogarı'na uzun yıllar ev sahipliği yapan mekândan, 70'li yıllarda Türk sinemasına yaşamın içinden platoluk yapan doğal setten, dahası Millî Gazete'nin büyüyüp geliştiği Çayhane Sokağın ilerisinde yalnızlaştırılmış bir tarihî mâbedden bahsedeceğim.

Hey gidi Topkapı hey; hayallerin başlayıp, hayallerin son bulduğu duraktı bir zamanlar... "Taşı toprağı altın" deyip koşa koşa İstanbul'a gelenlere, simsarlar tarafından yaka paça derst edilen saf yolculara, "bul karoyu, al parayı" numarasıyla yolunu bulanlara, "memleketime gideceğim yardımcı olur musun abiii!.." deyip de bir türlü memleketinin yolunu bulamayanlara, Bit Pazarı'nda fellik fellik yitiğini bulma telâşında olanlara ve dahi bilimum kalabalıklara yıllar yılı sessizce tanıklık etmişti şimdilerin ıssız Topkapısı.

Topkapı Kalekapı'dan Takkeci İbrahim Ağa Camii'ye doğru ilerlerken yukarıdaki kareler bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyordu. Eskiden zamanın koştura koştura aktığı bu yol güzergâhında hayat sanki oturmuş dinleniyordu.

"Buz gibi limanota" diye çığırtanlık yapanlar olmadığı gibi, hiç kimse kaçan otobüsünün arkasından ıslık da çalmıyordu. Ali Avaz, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Ahmet Kaya, İbrahim Tatlıses, Küçük Emrah ve Abdullah Papur'un kulak ve gönülleri hırpalayan bol acılı kasetleri zaten çoktan sırra kadem basmıştı. Sessizliği sadece Edirnekapı istikametinden gelip Topkapı'daki son durağa doğru ilerleyen tramvayın ray gıcırtısı bozuyordu.

350 dönümlük Topkapı Şehir Parkı, sur boyunca adeta yeşilin bütün tonlarının sergilendiği açık hava müzesi gibi uzanıyordu. Rengarenk çiçekler, Çin Seddi'ni andıran taş duvarlar, çocukların neşelendiği trafik eğitim parkı, fethin canlandırıldığı 1453 Panorama Müzesi, seyir terası, henüz kimseciklerin keşfetmediği yürüyüş parkurları, su şırıltısıyla insanı dinlendiren havuzlar, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Başkortostan, Türkmenistan ve KKTC kültür evleri, lezzet durağı Türk Dünyası Zinnet Restoranı, İBB Kültür A.Ş., yeşil çimenler arasında yavaş yavaş boy göstermeye başlayan çam, ıhlamur, incir, akasya, çınar, defne, çınar ve çitlembik ağaçları dünden habersiz bugünü yaşıyordu. Açıkçası burada çoğu şey mâziye gömülüp gitmişti. İleride dönüşüme ve yıkıma hâlâ direnen Takkeci İbrahim Ağa Camii hariç. Çünkü o, gücünü mâziden alıp âtinin hayallerini kurarak ayakta kalmayı başarabilmiş bir hikâyenin figürüydü.

Uzun dönem Halveti Tekkesi olarak kullanılan Takkeci İbrahim Ağa Camii'nin bânisi, İstanbul Topkapı surlarının dibinde takva üzere yaşayan fakir bir takkeciymiş. Geçimini fes, kalpak ve namaz takkeleri örüp bunları satarak temin edermiş. Bulunduğu civarda cami olmadığı için bir cami yaptırma sevdası yüreğinde kor gibi yanar dururmuş. Birgün rüyâsında nûr yüzlü bir zât görmüş. O zât Takkeci İbrahim Ağa'ya: "Rızkın hurma ağacına sarılı iki salkım üzümdedir, Bağdat'a git" demiş.

Takkeci İbrahim Ağa üç defa aynı rüyâyı görünce Bağdat'a giden kervanlardan birine katılmış. Bağdat'a vardığında bir handa oturup heybesinden çıkardığı kuru ekmeği yemeye başlamış. Onun bu miskin durumu karşısında oracıkta bulunan asmadan üzüm salkımları ikram edilmiş. Bağdat'a nereden geldiği sorulmuş. O da: "Bir rüyâ üzerine İstanbul'dan buraya geldim rızkımı yedim, dönüyorum" demiş.

Bu arada aylar süren yol yorgunluğunun etkisiyle oturduğu yerde uykuya dalıvermiş. Daha önce rüyâsında gördüğü zât Takkece İbrahim Ağa'ya tekrar gözükmüş ve ona şöyle seslenmiş: "Be adam rüyâda görülen iki salkım için İstanbul'dan Bağdat'a mı gelinir? Ben Takkeci İbrahim Ağa'nın İstanbul sur dibindeki evinin altında gömülü iki küp gördüm de İstanbul'a gitmedim..."

Rüyâdan heyecanla uyanan Takkeci İbrahim Ağa hemen İstanbul'un yolunu tutmuş, tarif edilen yerdeki altınları bulmuş ve bugün hüzünlü hikâyesine tanık olduğumuz Takkeci İbrahim Ağa Camii'ni yaptırmış. Takkeci İbrahim Ağa bu camide iki sene ibadet ettikten sonra 1594 yılında vefat etmiş.

Takkeci İbrahim Ağa Camii'nin temel taşı bir rüyânın bereketiyle atılmıştı. Sıbyan mektebinde ilim erbâbları yetişmiş, sebilinden nice insanlar kana kana suyunu içmişti. Seccadesini yüzyıllar boyunca hep sıcak tutmuş, alınları ve duaları her daim ısıtmıştı. Fakat bu ulu mâbed şimdi ıssız, sabah ve yatsıda duasız, cemaatsizlik ikliminde yapayalnız. Yanı başındaki mezarlıktaki sessizlik, kubbesinden inerek sinmiş Takkeci İbrahim Ağa Camii'nin her tarafına. Cemaatin yerine sessizlik ve yalnızlık saf tutmuş bütün namazgâha.

Burası genellikle Cuma günleri bayram yeri... Kemer aynalarını süsleyen ayetler, mermerde şaheserleşen minber, göz kamaştıran çiniler, süslemesiyle dikkat çeken ahşap kubbeyi ayakta tutan sütunlar, kündekâri işlemeli cümle kapısı artık sadece bu vakitte cûş-u hurûşa erişmekte.

Sonrası yalnızlık...

Sadece ara sıra yanı başındaki parkta oynayan çocuklar hâlâ bir umut bu mâbed için...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 08.07.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: takkeci ibrahim ağa, camii, istanbul,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Sabri Gültekin

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. "Vicdanını cüzdanına sıkıştırmamış" bilim insanları...
    2. Bu gece fırsat gecesi!
    3. Afrikalı çocukların ölümünü bekleyen akbabalar!..
    4. Hoş geldin, manevi iklimin nûru...
    5. Cemaate hasret cami
    6. 'Cihad edilmeyen yerde İslâm yaşamaz'
    7. Âkif'in hâtırası saygı ve ilgiye muhtaç
    8. Türkiye, Japonya'daki nükleer felaketi fırsata dönüştürebilir
    9. Her şey aslına rucû edecek...
    10. Ölümüyle ders veren adam!
    1. ‘Az gülünüz, çok ağlayınız’
    2. Hüzünle yoğrulan buluşma
    3. Efsaneler diyarı KAZDAĞLARI
    4. İşte er meydanı! Sermuharriri ifşa ediyorum!
    5. Şehadete koşan mektepliler
    6. Ebabiller gelecek!
    7. Ömrünü Millî Görüş davasına adayan bir liderin yaşam öyküsü...
    8. İnsanlık liderini kaybetti
    9. SIRLARA AÇILAN TEVHİD KAPISI -7-
    10. Üç mabedin gözyaşları
    1. İnsanlık liderini kaybetti
    2. Ocaklarımıza ateş düştü
    3. Taceddin Dergâhı’nda bir kardelen...
    4. Millî Görüş Lideri Erbakan’ı dinlerken…
    5. Ölümüyle ders veren adam!
    6. Her şey aslına rucû edecek...
    7. Afrikalı çocukların ölümünü bekleyen akbabalar!..
    8. Kurban; kulluğun ispatıdır
    9. Kâinatın dirilişi...
    10. Müjde! Müjdeler olsun. Manevi iklimin gözbebeği Şehr-i Ramazan geldi...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Avustralya Dışişleri Bakanı: Suriye'deki katliam acımasız ve alçakça
    2. “Hatalı sünnet fonksiyonel bozukluklara sebep olur”
    3. Vatandaşa kurs bulmada tek tuş kolaylığı
    4. Müslüman Kardeşler: Esed rejimi, zulümde Cengiz Han'ı geçti
    5. Tıbbi hatalardan korunma rehberi
    6. Kredi kartı sayısında patlama
    7. EPDK'dan farklı fiyattan akaryakıt satışına ceza
    8. Yanık etlerde "kanser riski" uyarısı
    9. Sigara tiryakileri 4 yılda 4,5 milyon lira ceza ödedi
    10. Avukatlardan, İstanbul Barosu'na tepki: Tavrınız hukuki değil
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    6. Ya Allah!
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Fethin erleri hocasıyla buluştu
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek