Modern çağın hastalıkları Müslüman toplumları derinden sarsıyor. Toplumsal yapıdaki aşınma, değerlerin erozyona uğraması hız kesmeden devam ediyor. İnsanlar köylerin, kasabaların ferah ortamından kopup, büyük şehirlerde çok katlı binalar inşa ederek, modern hapishaneler kurdu. İnsanoğlu bireyselleştikçe, yalnızlaşıyor. Yalnızlaşan insanlar, çevreden koparak kendi dünyalarına hapsoluyor. Bu durum aileyi de etkiliyor. Bir evin içerisinde yaşayan aile bireyleri birbirine yabancı gibi... Çocuklar, odalarında bilgisayarın başında internetin sınırlarını zorluyor. Anne ise televizyon karşısında, dizileri izlemenin derdinde... Baba da kahvehanede duman altı olmuş bir ortamda zaman öldürüyor. Bu aile fotoğrafında dede ve nineye yer yok. Çekirdek aile dediğimiz, böyle bir şey olsa gerek.
Birkaç gün önce ajanslara "sonunda bu da oldu" dedirtecek türden bir haber düştü. Antalya Valisi Alââddin Yüksel'in açıklamasının yer aldığı haber şöyle: "Polis ekiplerinin her gün cami önünde sahipsiz ve bakıma muhtaç bir dede veya nine bulduğunu" belirten Vali Yüksel; "Her gün Murat Paşa Camii'nin önünde bir dede buluyor arkadaşlar, köyden getirip bırakıyorlar. Çocukları, torunları bırakıyor cami önüne. Yağmurda bekliyor. Aile bağlarıyla ve gelenekleriyle övünen millettik, dedelerimizi cami önlerine bırakıp kaçar hale geldik. Yirmi sene önce dedelerin cami bahçesine bırakılacağını söyleseler inanır mıydınız?"
Sonunda bunu da gördük. Cami avlusuna bırakılan bebekleri kanıksamıştık. Şimdi dedeler ve nineler camii avlusuna bırakılıyor. Bu ilk defa yaşanıyor. Bu olay toplum olarak geldiğimiz yerin çok açık bir fotoğrafıdır. Müslüman bir toplumda böyle bir manzaranın vuku bulması oldukça düşündürücüdür. Merhametimizi kaybediyoruz. Merhametimizi kaybetmekle kalmayıp, duyarlılıklarımızı da kaybediyoruz. İnançlı bir nesil yetiştirememenin acı sonuçları bunlar. Dini inançların önüne her türlü engeli koyanlar, on beş yaş öncesinde çocukların Kur'an öğrenmesini kanunla yasaklayanlar, yukarıdaki iç burkan manzaraya ne diyecekler acaba? Vicdan azabı çekip, yaptıklarından utanıp, pişman olacaklar mı?
Torunlar dedelerini, ninelerini neredeyse görmeden büyüyorlar. Dedeler, nineler torunlarına dokunmadan, koklamadan, sevgilerini göstermeden ömürlerini tamamlıyorlar. Çocuklar da büyüklerinin sevgi ve şefkatini görmeden, saygı, hürmet, merhamet damarlarını körelterek büyüyor. Hal böyle olunca bundan on-on beş yıl önce hiç yaşamadığımız toplumsal çarpıklıklar şimdi sıradan olay sayılıyor ve normal karşılanıyor. Batılılaşma, modernleşme hastalığının bizim gibi doğu toplumlarını nasıl da hallaç pamuğu gibi dağıttığını görüyoruz. Müslüman bir toplumun batının her şeyi maddeye dayandıran değerleriyle iflah olması mümkün değildir.
Özellikle son yıllarda okullarda çocuklara hep çekirdek aile fotoğrafları gösteriliyor. Anne, baba ve iki çocuk... Bu aile fotoğrafında dede ve nineye yer yok. Daha çocuklar okula ilk adımlarını attıklarında dede ve nineden yoksun bir aile tablosunu kafalarına resmediyorlar. Modern kafa adeta dede ve nineyi torunlarından kaçırarak, unutturuyor.
Yaşlılarına saygı göstermeyen, hürmet etmeyen toplum medeniyet yarışında söz sahibi olamaz. Müslüman bir toplum olarak, yaşlılarımızı cami avlularına bırakmak normal sayılacak bir davranış değildir. Bu toplumdaki bozulmanın, cinnet halinin bir yansımasıdır. Türk toplumunun geleneğinde çekirdek ailenin bir karşılığı yoktur. Bizi ifade eden aile yapısı; dede ve ninenin başköşeye oturtulduğu, torunların büyüklerinin dizinin dibinde büyüdüğü geniş bir aileden müteşekkildir. Büyüklerin varlığı, aile bireylerini her zaman manevi olarak sarıp sarmalamıştır. Şimdi geldiğimiz nokta bu güzel aile yapısının tarumar edildiğidir. Bu gidiş hayra alamet değildir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




