En üzüldüğüm şeylerden biri, halkı "hiçbir şeyden anlamaz" yerine koymaları.
Bir CHP'li bayan. Yanlış duymadıysam iki kere aday olmak istemiş, başaramamış. Epey bir süredir teşkilatta çalışıyor. CHP'liler ona "abla" diyorlar.
Bir çarşaf giymiş, gözlük takmış, burnuna kadar yüzünü kapatmış. Tam bir "görevimiz tehlike" mizanseni. Elinde bayrak, Kılıçdaroğlu'nun otobüsüne binip onunla konuşmak istediğini ya da onun yanında konuşmak istediğini söylüyor. Partililer bunu engelliyorlar. Kadının o güzelim Rumelili Türkçesi ve sesi kendini ele veriyor. Yüzünü görmek istiyorlar. Bir kıyamet, bir kargaşa.
İşte bunun için diyorum, halkı aptal yerine mi koyuyorlar?
Bunu çarşafa yapılan bir saygısızlık olarak görüyorum ama Ak Parti'nin yaptığı bir saygısızlık olarak! Ondan sonra bu işin miting meydanlarına, pankartlara düşmesine sebep oldukları için. Bunun "hediyesi" ne kadar diye sormaktan da kendimi alamıyorum.
Saadet Partisi'nin böyle bir şey yapabileceğini tasavvur edebiliyor musunuz?
Kanunsuzluklar, hukuksuzluklar ve elbette bunu takibeden ve bütün bunları içeren haksızlıklar... İnsan haklarını, yasaları, âdetleri ihlâlde sınır tanımamak. En son duyduğumuz şu haberi açıklayabilir misiniz: Melih Gökçek'in kulüp transferinde kullandığı altı trilyonu inceleyen Sayıştay denetçileri hakkında soruşturma başlatılmış. Böyle şey dünyanın hangi medenî ve demokratik ülkesinde görülebilir? Hukukun üstünlüğüne hiç mi saygınız yok.
Tunceli Valiliği'nde AKP'nin seçim afişleri bulunmuş. YSK'nın koyduğu beyaz eşya dağıtımı yasağına alay eder gibi, uyulmamıştı. Daha önceki ilave seçmen listelerini veya yok edilen seçmenleri düşünün. Bu nasıl bir seçim olacaktır ve ne uğruna bu kadar hukuksuzluk yapılmaktadır?
***
Ne uğruna yapıldığının küçük ve şaşırtıcı bir ipucu, metrobüs açılışında ortaya çıktı. Recep Bey, "Osmanlı'nın son padişahı I. Recep"miş. Öyle küçük falan değil, dev bir pankartta yazılıydı bu.
Onu görünce aklıma İngilizlerin krallık vadettikleri I. Dünya Harbi'nin Arap liderleri geldi. Hepsinin sınırları cetvelle çizilmişti ve babalar oğullarına öldürtülmüştü. Tabii bir de bizim son padişahımızın, Vahdettin Hân'ın, Osmanlı'nın çöküşüyle birlikte, Mondros ve Sevr'den sonra, ne yazık ki vatanı terkedişi...Sonları benzemez inşaallah!
Osmanlı'da olduğu gibi, Türkiye'nin çöküş dönemine mi girdik, nedir, Allah korusun!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




