Çare "Adil Düzen"dir, çare "Adil Ekonomik Düzen"dir dedik ve bazı detaylar üzerinde duracağımızı yazdık. Öyleyse duralım...
"Adil Düzen" bizim icat ettiğimiz düzen değildir. Biz sadece geçmişte ortaya konup uygulanan sistemi çağımıza uyarlamaya çalıştık. Eksiğimiz veya hatamız olabilir. Akıllı olan ne yapar? Eksiği tamamlar, hatayı düzeltir ve istifade eder. İstifade etmemek akılsızlıktır. Ayrıca, bizim anladığımızı ve dediğimizi yapma durumunda değilsiniz. Ama beş bin yıllık mazisi olan dört büyük dinin/düzenin kaynağını teşkil eden bir sistemi unutmaya, duymamazlıktan ve görmemezlikten gelmeye çalışırsanız, başarıya ulaşamazsınız.
Küresel sömürü sermayesi ne yapmış?
Siyonist sömürü sermayesi "kapitalizm" ve "sosyalizm" diye iki sömürü çenesini geliştirmiş, bunlardan başka sistemleri yasakla(t)mıştır. En az yüz yıl, özellikle de yirminci yüzyılda insanlık bu aldatmaca ikili oyun ile vahşi bir şekilde oyalandı.
Siyonist sömürü sermayesi "kapitalizm" ve "komünizm" ayrışması ile savaşlar yaptırdı, kanlar akıttı, krizlere sebebiyet verdi, sefaletler çektirdi.
İnsanlık bütün bu musibetlere rağmen hâlâ bize kulak vermiyor!..
Sadece insanlık değil, sekiz yıldan beri iktidara -hem de tek başlarına- gelmiş bizim eski arkadaşlarımız bile sağır, dilsiz ve kör olarak Hakka, adalete, çareye, çözüme dönmüyorlar. Biz son derece açık ve net konuşuyoruz; ya Hakkın dediğine kulak verirsiniz, ya da helâk olup gidersiniz. Bu kâinatı ve içindeki varlıkları var eden Allah yeryüzünü sürekli Siyonistlere, sömürücülere, emperyalistlere, üç kâğıtçılara ve üç kâğıt ekonomisine mi bırakacak sanıyorsunuz. Kâinatın sahibi vardır ve ona sahip çıkmaktadır. Yeryüzü "Adil Düzen, Adil Ekonomik Düzen" nûru ile yakında aydınlanacaktır.
Bu gerçekleri sadece biz haykırıp hatırlatmıyoruz. Yiğit Bulut, geçen gün Habertürk gazetesindeki köşesinde "Türk Halkına Açık Mektup!" yazdı ve özetle dedi ki: Ey Türk halkı, yıllarca "hakkın olan her şeyi, sana karaborsa sırasıyla satan", devletten aldığı kredilerle "kendi burjuva devrimini" yapan, "kanarya sevenler derneğinden" farklı statüsü olmamasına rağmen kurduğu "yapılara" yarattığı gazeteci parçalarını "aklen ve ruhen biat ettirip" senin karşına çıkaran, yılda 50 milyar dolar faizi cebine indiren, "irtica-terör" algılamasıyla "seni tehdit" hâline getirtip Türk askerini dahi kendi oyununa âlet eden, seni yok sayıp "kanınla, terinle" beslenen bu "kirli düzenin" sonu geldi! Evet, yanlış okumuyorsunuz; bu çırpınışın altında "son perdenin" acısı yatıyor. / Şimdi "tasfiye" zamanı! Bu düzen çökecek, medyadan finans sistemine, sermaye piyasasından basının en küçük noktasına kadar "çöreklenenler" yok olacak... / Uzun lafın kısası; uyan güzel halkım uyan! Bu ülke senin, sahip çık! Çık ki; çocuğun da bu "yerleşik sistemin" kölesi olmasın...
Çare faslında son söz büyüğümüzün: Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Kocaeli Üniversitesi Mezunları Grubu'nun iftarında, "Ya Siyonizmin kölesi olacağız, ya da Millî Görüş'e sarılıp ecdadımız gibi tüm insanlığı kurtaracağız" dedikten sonra, şöyle devam etti: "Komünizm, nasıl 80 sene insanlara zulmedip yok olduysa, Siyonizmin nizamı da yok olmaya mahkumdur. Bu nizamla yaşamak mümkün değildir. Komünizm gitti, Siyonizm gidecek, geriye ne kaldı? "ADİL DÜZEN". "Adil Düzen" bir tercih değil, bir zaruret, kurtuluş ilacıdır. Ecdadımızın yaptığı gibi Millî Görüş'e sarılarak kurtuluşumuz mümkündür."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




