Aksaray'dan Millet Caddesi'ne doğru ilerlediğinizde Haseki ve Fındıkzade'den hemen sonra, Çapa Tıp Fakültesi'ne gelmeden hemen sağda yer alan muhteşem tarihi binayı fark etmeyen var mıdır, bilmiyorum.
Bu tarihi bina Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi..
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile TOKİ Başkanı Ahmet Haluk Karabel'in kulağını çınlatmadan önce bu efsane lise hakkında kısa bilgi vermek istiyorum;
Tanzimat'ın ilanından sonra öğretmen yetiştirmek amacıyla İstanbul'un en işlek mekanında 16 Mart 1848 tarihinde ilk Darülmuallim (Erkek Öğretmen Okulu) Padişah I. Abdülmecid'in iradesi ile Ahmet Cevdet Paşa öncülüğünde öğretime başladı.
1874 yılında ortaya çıkan ihtiyaç üzerine Darülmuallimin-i İdadi açıldı. 1890 yılında öğretmen okulu Sıbyan, Rüşdiye, İdadi ve Âli kısımlarına ayrıldı. Âli kısım ise Fen ve Edebiyat bölümlerine ayrıldı. Bu dört kademeli okulun adı Darülmuallimin-i Âli olarak yeniden düzenlendi.
İkinci meşrutiyetin ilanından sonra 1908 yılında politik nedenlerle okula yeni öğrenciler alınmadı, öğrenciler Darülfunun edebiyatı, riyaziye, tabiyat şubelerine dağıtıldı.
1909-1910 öğretim yılında ise yatılı öğretmen okulu resmen kapatıldı.
Ancak bir yıl sonra yeniden açıldı. Darülfunun Edebiyat, Riyaziye, Tabiyat bölümlerinde okuyan öğrenciler Resim, Beden Eğitimi, Pedogoji ve Askerlik derslerini de kendi okullarında okuyorlardı. Mimar Kemalettin tarafından 1900 yılında imar edilen Çapa'daki tarihi binasında 1 Mart 1951'de Yüksek Öğretmen Okulu olarak bütün bölümleriyle yeniden açıldı.
1979 yılında yatılı kısım kaldırılarak öğrenciler burslu hale getirildi.
1980 yılında yeniden eski statüye döndürüldü. Ancak öğrenci alınmadı.
1981 yılından sonra Hizmet İçi Eğitim Statüsü şekline dönüştürülen okul, 1985 yılında yatılı öğretmen yetiştirme merkezi haline getirildi.
1987'de ise Çapa Öğretmen Okulları kampüsüne geçici statü ile Pertevniyal Lisesi ve Devlet Kitapları Müdürlüğü taşındı.
Ancak Hizmet İçi Eğitim Merkezi 1991 yılına kadar tarihi ana binada faaliyetini sürdürdü.
1991-1992 öğretim yılında ise amacına uygun şekilde tarih kokan bu binada "Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi" adıyla tekrar açıldı.
Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi misyonu, vizyonu ve toplam kalite anlayışıyla gündüzlü ve yatılı şekilde öğretimine başarıyla devam ediyor. Tecrübeli ve çalışkan eğitim kadrosu, Anadolu'nun hemen her yöresinden gelen yüksek zeka seviyeli öğrencileriyle Türk Milli Eğitimi'nin gururu olma amacını sürdürüyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile TOKİ Başkanı Ahmet Haluk Karabel'e buradan seslenmek istiyorum;
Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi'nin 'korunan' tarihi binası dışında aynı kampus içinde yer alan tarihi nitelik taşımayan başka binalar ve alanlar da var. Bu alanların ve binaların TOKİ tarafından bir şekilde değerlendirilmesi mümkün. Mesela yurt binaları yeniden ve modern bir anlayışla inşa edilirken bölgenin ihtiyacına cevap verebilecek şekilde söz konusu alana bir otopark düşünülemez mi? Böylelikle kurulacak bir vakıf ya da dernek aracılığı ile bu tarihi liseye sürekli bir gelirin akması mümkün olacaktır.
GATA'ya yeniden ve modern bir hastane yapacak olan TOKİ'nin önündeki önemli bir sınavdır bu.
Yasal bir engel var mı?
Varsa de değiştirilir..
O AK Partililer kim?
NTV Tarih Dergisi Yayın Danışmanı, tarihçi Derya Tulga ilginç bir kişilik. Benim de takip ettiğim isimlerden. 1915 yılında gerçekleşen Ermeni Tehciri hakkında şu görüşler kendisine ait; "Devletin maksadı neydi? Efendim, bizde şimdi anlatıyorlar çarpışmaydı falan, hayır devletin maksadı şuydu. Ermenileri yaşam sahalarından alıp, başka yaşam sahalarına götürmek ve orada bırakmak. Geri döneceklerdi diye kimse iddia etmesin, mümkün değil. Döndüler tabii sonradan o ayrı. Ama devletin esas maksadı, Ermenileri oraya yerleştirmekti, hayat sahalarını oraya kurmaktı. Hatta iddialar var, Ermeni milliyetçiliğini, Arap milliyetçiliğine denge unsuru olarak kullanmak diye... Ondan sonra şimdi millet zannediyor ki, o zamanki yol şartlarıyla, bugünkü yol şartları aynı. Maraş'la Antep arası dört günmüş, düşünebiliyor musunuz? Dört gün... Siz adamı alıyorsunuz ta Trabzon'dan Suriye'ye hatta Musul'a kadar yürütüyorsunuz. Pikniğe götürseniz çok ağır kayıplar verir. Yani ağır ihmal muhakkak ki var. Ancak bunun tartışması Ermenilerin dediği gibi olmaz..."
Derya Tulga'nın , Fransa'nın Sözde Soykırım atağıyla ilgili sosyal paylaşım sitesi Twitter'de anlattıkları daha dikkat çekici:
* Kimin ceddinin ne olduğu belgelere bakıldığında üç aşağı beş yukarı çıkıyor, bazıları travma geçirebilir sonunda!
* 30 yıldır öğrenmekten midemiz bulandı, medya patronları mal kaygusuna düştüyse biz ne yapalım?
* Ermeni katilleri arasında İngiliz belgelerinde en çok adı geçenlerin torunları bugün AKP tepe kadrolarını işgal ediyor :)
* Ku Klux Klan'la zenci konusunu tartışmayız diyen üstad Halil Berktay değil miydi? Favoriniz olan tarihçileri şöyle bir tadat etseniz, belki aralarında tanıdıklarımız da vardır. :)
* Etyen Mahçupyan'ın ipiyle kuyuya inerseniz yanarsınız. Tazminatın muhatabı elbette var ve bunun için de soykırım koşulu yok!
* Zihniyetle insanlar katledilmiyor, Alman belgelerinin tahrifsiz basımına ise ülkemizde bilin bakalım kimler engel oluyor :D
* Bir çok müslüman da terk edilmiş Ermeni çocuklarına sahip çıktıklarından bugün soykırımcı yaftası yediler.
* Sakız adasında Çeşme'de Osmanlı donanmasını ateşe veren kahramanları için anıt var, her devrin kahramanı başka türden oluyor!
* Fransa'nın cezası kağıttan bir kaplandır, AİHM'ni rahatsız etmeyecek şekilde çıktığında, ki buna mecbur, kimsenin ağzını tıkayamaz!
* Tarih etime batacak kıpkızıl demir olsa ben onun üstüne su döktürmem, uğruna hayatımın yarısından fazlasını harcadığım kavganın özü de budur
*İş ceset sayıp da kadim kültür yok etmenin hesabını sormaya kalsa Moğollar ilk adrestir ama onlardan alacak ne var ki?
* Fransa Cezayir'i hâlâ elinde tutan güç, sadece ekonomik açıdan değil, o bakımdan tarihi safraları atmak onun için büyük sorun değildir!
* ASALA tek Ermeni terör örgütü değil, en büyüğü de değil, ilk başlayan da değil, acaba biz hala neden diğer terör örgütlerini gizleriz?
* Hrant Dink bilgili olup da soykırımını kabul etmeyenlerin vicdansızdan öte insan bile olmadıklarını yazmıştı, "zehirli kan" lafına taktılar...
HAMİŞ: Topkapı Sarayı Müdürü, sevgili Hocam İlber Ortaylı; bir çay içimlik davetiniz vardı Saray'a. Davet hâlâ geçerli mi?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



