Geçen hafta Fransa Colmar'daki Kermes günlerinde tanıştığımız Hatip Yaşar Erdoğan anlattı: "Çanakkale savaşında yaralanan düşman askeri bir Anzak'ı Samsunlu bir Mehmetçik önce ilk yardım müdahalesi yaptıktan sonra iyileştirmek için kendisine bir Mehmetçik kıyafeti giydirerek önce İstanbul'a götürüp tedavi ettirir. Daha sonra memleketi olan Samsun'daki köyüne birlikte giderler. Ona çalışıp kazanması için tarlasını paylaşır. Bir süre burada yaşadıktan sonra gözünde sıla hasreti tüten Anzak'a elde avuçta paranın olmadığı öylesi bir savaş döneminde karısının evlilik hatırası altınını bozdurup yol tedariki sağlar. Helallaşır, vedalaşırlar. Böylece Çanakkale'de sadece tarih değil ayrıca insanlık tarihine nice dersler verecek düşmanlarının dahi hakkını teslim ettiği maneviyat hikayeleri yazmıştır kahraman Türk askeri.."
Ben bunu dinledikten iki gün sonra internetin haber sitelerinde dolaşan ama bu sefer tersi bir davranış haberi dikkatimi çekince içim acıdı doğrusu. Önce içimden acaba, dedim, biz Çanakkale ruhunu giderek kaybeden bir nesil mi olduk. Ama sonradan bu tür olayların ferdi nitelikte olduğunu varsayarak teselli bulmaya çalıştım. Sizler belki haberden haberdar olmuşsunuzdur. Olay şu: BBP başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun düşen helikopterinin yanına haber yapmaya giden fedakar bir gazeteci Cihan Haber Ajansına mensup olduğu için haber dönüşü orada mevcut diğer kişilerin bindirilmesine rağmen askeri helikoptere yetkili Türk Askeri komutanca sırf mensubiyetinden dolayı o karlı kış soğuğuna terk edilerek bindirilmez. O muhabir de diğer iki köylü vatandaşla kar tipi altında kimi zaman kamerasının örtüsünü kızak yaparak kaymak suretiyle zor şartlarda olay yerinden dönerler. Doğan Haber Ajansı muhabirini alırken Cihan Haber Ajansı muhabirini 'sen sivilsin seni askeri helikoptere alamayız' bahanesiyle ölüme terk eden anlayışı TSK'nın yıpratılması adına yadırgadım doğrusu.
TÜRKAN SAYLAN KİMDİR, NE YAPAR?
Medyatik isimler hep dikkatimi çekegelmiştir. Tanımadıklarımı öğrenme merakı adına google araştırmasında şunlar çıkınca rahatladım. Çünkü yaptıklarına, icraatlarına, İslâmî değerlere savaş açmış bir kadına bakınca bu topraklarda yetişen insanımızla bağdaşmayan tavırları bana çelişki gibi geliyordu, bu laike, ÇYDD Başkanı, bu çağdaş yaşamcı hanfendinin. "13 Aralık 1935 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Cumhuriyet döneminin ilk müteahhitlerinden Fasih Galip Bey ile evlendikten sonra Müslüman olup Leyla adını alan İsviçreli Lili Mina Raiman çiftinin beş çocuğunun en büyüğüdür, Türkan Saylan. 1957'de evlenmiş, iki oğlan çocuk annesi olmuştur. Van 100. Yıl Üniversitesi soruşturmasında rektör yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Yüksel üzerinden ÇYDD ilişkileriyle özellikle genç kızlara burs vererek misyonerlik faaliyetleri yapan ulusalcı çizgideki Saylan hanımın bir de çağdaş sponsorlarını sayalım: Danone, Metro Grosmarket, Real, D


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



