Başbakan faizin sıfırlanmasından söz ediyor. 40 yıldır savunduğumuz bir fikrin Başbakan tarafından dile getirilmesi elbette heyecan verici. Ancak, bu işlerin lafla olmayacağını, uygulanmayan sözlerin hiçbir anlam ifade etmeyeceğini de biliyoruz. Bu yüzden lafın yalama olduğu bir dünyada uygulamanın ne yönde olduğunu gösteren bir olayı aktarmak istiyorum.
Kapitalizmin temelini bankacılığın oluşturduğu gerçeğini, şehirlerin ana caddelerinde yapılacak kısa bir yürüyüş gözler önüne serer. Çünkü kısa bir mesafede pek çok banka şubesi görürsünüz. Diyebiliriz ki artık banka şubeleri hastanelere kadar girdi. Bugün bırakın alışveriş merkezlerini bazı hastanelerde banka şubeleri görmek mümkün.Elbette para sahipleri daha doğrusu banka sahipleri bu işten para kazanmasalar böylesine çok şube açmazlar. Kısacası çağdaş tefeciler diyebileceğimiz bankalar sistemin vazgeçilmezi olduğu gerçeğini de unutmamak gerekiyor. Benim üzerinde duracağım husus ise Başbakan'ın sıfır faiz isteğine karşılık bir dostumun yaşadıklarıdır.
Olayı dinlediğimde inanmak istemedim. Ancak, kısa bir araştırma yapınca işin gerçek olduğunu gördüm.
Dostum bir bankanın limiti 15 bin lira olan kredi kartına sahip. Kendisine 15 gün önce gelen bir mesajda 30 Nisan tarihinden itibaren limitin 20 bin liraya çıkartılacağına dair mesaj alıyor. Mesaja cevap vermiyor ama mesajdan bir hafta sonra bu dostumun 4 bin liraya ihtiyacı oluyor. Kartına sahip olduğu bankanın şubesine müracaat ederek 4 bin lira kredi talebinde bulunuyor. Görevli kimliğini istiyor. Bilgisayara giriyor. Arkasından, "Yaşınız 65'in üzerinde olduğu için sigorta şirketleri sigorta yapmıyor. Bu bakımdan biz de kredi veremiyoruz" diyerek dostumun talebini reddediyor... Dostum ilgili memura 11 ay önce yine bu şubeden 5 bin lira kredi aldığını, o zaman böyle bir şey söylenmediğini hatırlatıyor. Bu arada kredi limitinin 15 bin lira olduğunu, bir süre önce kendisine gelen mesajda limitinin 20 bin liraya çıkartılacağının belirtildiğini söyleyerek, "Madem belli bir yaştan sonra sigorta yapılmıyor diye kredi vermiyorsunuz, niçin limit artırıyorsunuz?" diye soruyor. Aldığı cevap daha da dikkat çekici.
- Efendim, Bankamatikten çekebilirsiniz. Sadece şubeye müracaat ettiğinizde bu formalite devreye giriyor... Ama devlet bankalarına müracaat ederseniz.Onlar kolaylık gösterebilir, kredinizi verebilirler.
- Bana lazım olan 4 bin lira... Bunun için banka banka dolaşmama gerek yok, diyerek teşekkür edip bankadan çıkıyor.
Birkaç gün sonra aynı bankanın bankamatiğinden önce bin lira, daha sonrada 1.100 lira üçüncü günde bin lira çekerek ihtiyacını karşılıyor. Ancak dostumun öfkesi geçmemiş, öfke ile de olayın nedenini anlayamamıştı. Konuyu bana açtığında kendisine, "Bankamatikten çekilen paranın faiz oranı ile banka şubesinden alınan tüketici kredisinin faizini hiç mukayese ettin mi? diye sordum.
- Hayır etmedim ama şimdi düşününce büyük bir fark olduğunu görüyorum. Çünkü, bankadaki görevli hanım istediğim krediyi yüzde 0.89 ile verebileceklerini söylemişti. Ancak, bankamatikten çekilen nakit avansın aylık faiz oranı yüzde 2.5 civarında, derken bir yandan da öfkesinin giderek arttığı gözleniyordu.
Kısacası Başbakan istediği kadar sıfır faiz desin dursun, önemli olan uygulama olduğuna göre Başbakan'ın isteği bu sistem uygulandığı sürece laftan öte geçmeyecek. Çünkü, faiz kapitalizmin hastalıklarından birisi. Kapitalizmde esas olan kapital yani paradır. Esas olan emek değil paradır. Para sahipleri oturdukları yerden kolay para kazanırlar, buna karşılık bütçe açığını kapatmak için kemer sıkmak, fedakarlık yapmak dar ve sabit gelirliye düşer. Bu bakımdan kapitalizm demek küresel sermayenin yeryüzünü sömürmesi demektir. Globalleşen dünyada para için artık sınırlar kalmamıştır. Sömürü kürsel sermaye ve dünya üzerinde ulusal temsilcileri vasıtasıyla sürmektedir. Bu bakımdan Başbakan'ın sıfır faiz isteklerinin sürdüğü bir Türkiye'de bankalar bir takım yollarla şu anda yüzde 35'e ulaşan faiz oranları ile para satmaktadırlar.
Efendim alan olmasa satan olmaz gibi bir mantık geliştirmek mümkündür. İlk bakışta bu söz doğrudur da. Ama, insanları yoksulluğa mahkum eden uygulamalar sürdüğü müddetçe bankalara müracaat edenlerde olacaktır. Bu bakımdan bu vahşi kapitalizm uygulamasının bir an evvel terk edilmesi gerekiyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



