Bozulmaya bırakılmışlık usul usul kuşatır insanı: Birdenbire bozulmaz insan. Her şeye her halükarda uyum sağlayabilmek, evetlerden ve hayırlardan mahrum kalanlara mahsus bir şahsiyetsizliktir. Bozulan bir şeyi yeniden çalışır hale getirmek mümkündür elbette ama insan denilen varlığın bozulması, diğerlerine de yansır. Bu da çok tehlikeli bir süreçtir. İnsan insana baka baka benzeşir. Çünkü benzeşmek bir nevi aynılaşmaktır.
Yaşamak, yaşlanmaktan ibaret değildir. Yaşadığı yahut yaşamaya çalıştığı çağı bütünüyle tu kakalaştıran insan için nefes alıp vermek bile bir işkencedir. Ölçüsüzlük girdaptır, insanı içine içine çeker. Başlı başına bir sorundur insan: Eşya ile olan ilişkisi hayli trajiktir. Gayeleştirilen vasıta, varlık sebebi haline gelir zamanla... Yeryüzüne gözlerini açan her insan, elvedasıyla var olur: Sıkılı bir yumruktur doğuş esnasında, gözü yaşlı bir rahatsızlıktır...
Zaman anlarıyla sızar hayata.
Modern çağın kravatlı barbarları zirveyi emir buyurur insanlığa... Hırs, evcilleşmemiş bir hayvanın yırtıcılığı gibi istila eder ruhu. Tevazu unutulmuştur. Hal ve gidişat yarının insan müzelerini elverişli hale getirmektedir. Kaybolmak için aranmak gerekir. Bugünün insanı anın zevkleriyle yaşar ve sürekli mutlu olmak ister. Kolaycılık bir alçaklıktır. Mezardan ötesinin hesabına gütmemek telef olmaktır. İnsan düşünen, karar veren ve anlamlandıran varlıktır.
"Bir yere gelmek" için karşılaştığı her yolu mubah gören insan, her yolu yürünebilir kabul ettiği için, kırmızı ışıktan yoksun yaşar. Öncelikli istikamet mal yığmaktır. İhtiyaç fazlası bir gereklilik olarak algılanmaktadır. Yığmak, doyumsuzluktan nükseder. Büyük binaların küçük insanları kanaatsizdir. Küçük insan mideyi ve cüzdanı kutsar. Sonradan görmek, öncenin kara cehaletinden kaynaklıdır.
Değişmekten ve gelişmekten sıkça bahsedilir: Neye göre, kim için, nasıl?
"Küreselleşen dünya" sis yığınına garkolmuştur. Her şey araçlaşmıştır. Istırap yetim çocuğudur modern dünyanın. Güce ve eşyaya tapıcılık, vazgeçilmezidir insansı varlığın. "Övünme, güç ve zenginlik yarışı" zamanın ruhunu şekillendirmektedir. Çok olanla böbürlenir insan; az olan önemsizleştirilmiştir. Normalleşme, çağın en büyük hastalığıdır. Ayıplama, tedavülden kalkmıştır. Olanlar ve bitenler sıradanlaşmıştır. Eskiler dışlanmış, yeni olan ne varsa, ölçüsüz bir şekilde, içselleştirilmiştir. Makine parçacıkları, insandan değerlidir artık. Duyarlılığını yitiren insan yoksul insandır. Utanmaktan utanır olmuştur insanoğlu: Çünkü yaratılış sebebini unutmuştur, çünkü insani duyarlılığını yitirmiştir.
Renan şöyle der: "Rahatlık ancak uyuşukluk verir; rahatsızlık hareketin ilkesidir."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



