Efendimizin kâinatı teşrifini, keşke lâyık kelimelerle ifade edebilseydim. Heyhât!... "...hissederim, söyleyemem... Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!." "Mübârek Doğum Haftası"nı karşılarken...
Ekmel-i Fıtrat diye sevdim...
Ey şâh-ı rusül, "ekmel-i fıtrat" diye sevdim.
Sevdim seni, "âlemlere rahmet" diye sevdim.
Mîrâcını idrâk edemem, akla ziyandır.
Seyrindeki esrârını "hikmet" diye sevdim.
Cibrîl-i emîn, Mescid-i Aksâ'dan alırken,
Her gösterilen âyeti, "ülfet" diye sevdim.
Kurtarmak için bizleri, yalvardın efendim,
İkrâmını insanlığa "izzet" diye sevdim.
Mahşer günü bî çâreye dermân olacaksın,
Dar gündeki ihsânını, "himmet" diye sevdim
Kurtar bizi himmet ederek rûz-i cezâdan,
Tek lütfunu, bir ömre "mürüvvet" diye sevdim.
Âlem senin ahlâkına hayrandır efendim.
Ahlakını "en pâkize hilkat" diye sevdim
İşmarla ağaçlar yürüyüp, ay yarılırken,
Ceryan eden esrarını "hayret" diye sevdim.
Ey şâh-ı cihan, mûcizedir tendeki mührün.
Sevdim ebedî, "mührü nübüvvet" diye sevdim.
Eshâb-ı güzîn ay gibi, yıldız gibi parlar.
Ashâbını ben, "zâtına ümmet diye" sevdim.
Uğrunda gelen her çile, bâş üstüne gelsin.
Ben onları "ruhlarda meserret" diye sevdim.
Ravzan beni cezp etmede ey cânım efendim!.
Her semtini, bir "semt-i inâyet" diye sevdim.
Haymende kum olsaydım efendim, ne saâdet!?..
Her hâlini, "dâreynde saâdet" diye sevdim.
Birlikle berâberliğe baş koydu gönüller,
Ben bunları "ümmetteki vahdet" diye sevdim.
Cennet'teki her râyiha sendendir efendim,
Tüm bunları ben, "menba-ı ırat" diye sevdim.
Kıtmîrine lutf et, kapunun bağlısı olsun.
Topraklara yüz sürmeği, "vuslat" diye sevdim.
Yâsin kulunum, her şeyi terk ettim efendim.
Ben hicreti, "cânânıma hicret" diye sevdim!..
Yâsin Hatiboğlu 15.4.2002 - TRABZON
Ravza-i Mutahhara'da
Bülbül çilesin güllere; ben, bir seni sevdim
Varsın düşeyim dillere; ben, bir seni sevdim.
Aksın gözümün yaşları; aksın, coşuversin,
Dönsün dilerim sellere; ben, bir seni sevdim.
Pervâneleşip aşkına yansam; korkum olmaz,
Uçsam karışıp küllere; ben, bir seni sevdim.
Korkmam, beni hasmın duyacak tâ'nedecekmiş
İlan ederim ellere; ben, bir seni sevdim.
Tayyetmeyi lütfetse de Rabbim, aşıversem
Meydân okurum yellere; ben, bir seni sevdim.
Sensiz yaşamak, boş yaşamak; gönlüme şahsın
Nakşın vururum dillere; ben, bir seni sevdim.
Bir hücremi, bin kerre bölüp "dur!.." deseler de
Her gün düşerim yollara; ben, bir seni sevdim.
Peygamber'imin bindiği Kusvâ; yolu göster
Rahmet yağıyor ellere; ben, bir seni sevdim.
Yolluk diye bassaydın eğer, nûr inecekti
Alnımdaki kâküllere; ben bir seni sevdim.
22.4.1997
Yer ağlar, Asümân ağlar...
Resûlullah vefât etti, gören ağlar, duyan ağlar.
Felekler yandı âhından, serâpâ kan revân ağlar.
Bütün bir kâinât üzgün, bütün âlem perîşandır,
Eb-ül-kasım yok artık, öksüz ağlar, nev civân ağlar.
Ömer, Osman, ebû Bekr... Murtazâ... Bil cümle ashâbın,
Enîninden yürekler şerha, şerhâdır; cihân ağlar.
Bilâl suskun, fezâ bom-boş, duyulmaz muhteşem dâvet,
Hasan ağlar, Hüseyn ağlar... Hulâsâ, tende cân ağlar.
Ne ay parlak, ne gök berrak, güneş sönmüş teessürden,
Ağaçlar sâbit artık, ay yarılmaz Kehkeşân ağlar.
Kader mâlum, gözünden yaş revân Eshâb-ı zîşânın,
Göz ağlar, kirpik ağlar, lâl olan suskun zebân ağlar.
Adâletten nasîb almış, kavî ağlar, zaîf ağlar;
Bahâdırlar, Zal ağlar, Rüstem ağlar, nâ tüvân ağlar.
Çiler bülbül, figanından felekler serte-ser mahzûn
Çiçekler soldu, sâz oldu; gül ağlar, bâğ-u bân ağlar.
Gönül bin pâredir yâ Rab, eman senden, medet senden
Hamiyet kıl sabır ver, âşikâr ağlar, nihân ağlar.
Bu, dosttan dosta hicrettir; bütün âlem yetim kaldı.
Din ağlar, dinsiz ağlar, sanma yalnız Müslümân ağlar.
Efendim göçtü dünyâdan, Hatîbîyim, yetim kaldım,
Özüm ağlar, melek ağlar, yer ağlar âsuman ağlar...
Yâsin HATİBOĞLU - 2002 /Adıyaman


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




