Câmiler mü'minleri hayata hazırlayan merkezlerdir. Dünyanın hiçbir üniversitesi halka câmideki kadar malumat veremez. Câmilerimiz, sakalımız ve hanımlarımızın örtüsü kadar kutsaldır.
Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) dünyanın efendisi olan mübârek topluluğu (sahabe-i kiram hazeratını) namaz okulundan/câmiden mezun etti. Bu güzide topluluk tabanı çakıllarla, tavanı hurma dallarıyla döşenmiş câmiden mezun oldular.
Câmi kültürü hakikatın hayatın kendisinin kültürüdür. Câmide, mutlaka insanlara faydalı dersler öğretilir. Câminin mimarisinde, ilminde, edebiyatında, mûsikîsinde hep mutlak faide vardır. Câmiden istifade eden millet ve devlet yükselir. Osmanlı en şanlı zamanlarında yalnız câmi kültürü ile yetişmişti.
Peygamberimiz Efendimizin Kur'ân-ı Kerim'den başka bir tezi ve mescidten başka bir okulu yoktu. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali (radiyallahu ecmain hazerâtı) ve diğer sahabeler bu okuldan mezun oldular. Kimse bu okuldan daha iyi, daha temiz ve daha verimli bir okul görmedi.
Bu okulda, insan faziletlerinin tamamını bünyesinde toplayan emsalsiz bir topluluk, bu kültür, bu ruhi temizlik, hiçbir tarafından bâtıl gelmeyen Kur'ân-ı Kerim sayesinde meydana gelmiştir. Bugün bizlerin de böyle bir üniversiteye şiddetle ihtiyacımız var. Rahmetin indiği, nûrun parladığı bir kürsiye ihtiyacımız var. Kalblerimizin Kur'ân-ı Kerim'e bağlanmasına ihtiyacımız var. Kur'ân-ı Kerim'i sahabelerin anladığı gibi anlamaya ihtiyacımız var.
Farkında mısınız bilmem, câmiler gün geçtikçe hayattan kopuyor. Müslüman hür erkekler (geçerli bir mâzeretleri olmadıkça) namazlarını câmide cemaatle kılarlar. Vakit namazlarında câmilerin boş olması, Müslüman erkeklerin -mecazi manada- hür olmadıklarına delil teşkil eder. Tembelliğin, şuursuzluğun, şeytani maskaralığın köleleri olmuşlardır.
Câmiler sadece namaz yeri de değildir. Câmilerin bir tarafında İslâm medreseleri, öbür tarafında tasavvuf tekkeleri bulunmalıdır. Artık ikisi de yok. Medresesiz, tekkesiz câmi desteksiz, payandasız demektir. Yeni yapılan câmilerde medrese ve tekke yerine câmiye modern helalar yaptırmaktadırlar. Bugün câmisi kullanılmayıp tuvaletleri kullanılan câmi çoktur. Eğer tuvalet ihtiyacı kadar câmilerin de ihtiyaç olduğu şuuru uyanmazsa câmiler kapatılıp tuvaletler çalışacaktır.
Yetmiş yıldır Türkiye'nin bocalamasına, parçalanma noktasına gelmesine yol açan temel kötülüklerden birisi de okul-câmi ayrılığıdır. Bizde okul ile câminin dedikleri birbirini tutmaz. Çekip götürmek istedikleri yollar ayrıdır. İşte bu zıdlık ülkeyi batırdı. Bir ara bu zıdlığa son vermek için câmiyi kaldırmayı denediler, başaramadılar. Başaramazlar; câmi yıkılırsa Türkiye'de çöker.
Câmi-okul zıdlığı yüzünden Türkiye tıkandı kaldı. Câmi, fonksiyonunu yapamaz hale geldi. Rejim, bindiği dalı kesti; bu ülkeyi elinde tutan gücü yıktı.
Şimdi yapılacak iş câmiyi eskiden olduğu gibi rehber bir müessese haline getirmektir. Türkiye'nin başka çıkış yolu kalmamıştır...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




