Küresel düzeyde rekabet koşulları olumsuzlaştıkça faaliyet gelirleri eriyecek, mevcut sorunlar ağırlaşacak veya yenileri oluşacak; bu olumsuz süreci tersine çevirme basireti gösteremeyen yetkililer günü kurtarmakla yetinecek ve geniş kesimlerin gözünü boyayıp tepkilerini dindirmek dışında bir şey yapamayacak.Bir yanda israfın, diğer yanda yoksulluk ve çaresizliğin artması engellenemeyecek, belirsizlik ve kırılganlık artmaya devam edecek. Bugün küresel gündeme ipotek koyan gelişmelerin yukarıda ifade ettiğimiz döngünün bir sonucu olarak ortaya çıktığı konuşulmayacak!.. Küresel düzeyde ciddi sorunlar var ve kalıcı çözüm aranmıyor, günü kurtarmakla yetiniliyor; kısa vadede günün kurtarılması belki herkesi rahatlatıyor fakat israfla birlikte orta vadede yoksulluğun artması ve sorunların ağırlaşması kaçınılmaz hale geliyor. ABD'de borçlanma tavanının arttırılması, AB'de ise sorunlu ekonomilerin kurtarılması olumsuz gelişmelerin kökenine inmemek, sonuca ilişkin algılamaları farklılaştırmaya çalışmaktır ve kesinlikle çözüm değildir; israfı büyütmektir, şuursuzluktur... Egoların ön plana çıkması, etkili ve yetkili kesimlerin kendini ve günü kurtarmaya çalışması, ağırlaşan sorunların ve oluşturacağı sonuçların örgütlenmiş bir sorumsuzluğa havale edilmesi gibi eğilimler olumsuzluğu beslemektedir.
Ekonomi bilimi satınalma gücü eridikçe borçlanma imkanlarının daralacağını, zorunlu ihtiyaç dışındaki ürünlere yönelik talebin azalacağını söylüyor. Oysa bugün tam aksi gerçekleşiyor: Satınalma gücündeki erimeye, zorunlu ihtiyaç maddesindeki fiyat yükselişine rağmen borçlanma imkânı genişliyor, diğer ürünlere yönelik talebin daralmaması ve artması için herşey yapılıyor. Gelir azalıyor, tasarruf bilinci yerlerde sürünüyor, şuursuzluk ve israf düzeyi yeni rekorlara tırmanıyor. Bu hesapsızlık yanlış yapanları batma noktasına getiriyor, onların kurtarılıp yanlışa devam etmesinin teşviki, gerçeği gizliyor.Bankaların sorunlu kurum ve ülkelere olan kredileri büyüyor, bu durum hükümet politikaları ve aşırı gevşek hale gelen para politikaları ile besleniyor. Sorun ve dengesizlikler arttıkça rekabet koşulları bozuluyor; faaliyet gelirleri eriyor, zorunlu ihtiyaç maddesi fiyatları yükseliyor, kredilerin geri dönüşü imkansızlaşıyor. Deyim yerinde ise yanlış yapanlar ödüllendiriliyor, doğru yapanlar cezalandırılıyor; ayağını yorganına göre uzatıp şuurlu olmaktan vazgeçmeyenler aleyhine ve tersine yapanlar lehine sürdürülebilir olmayan bir ucube ortaya çıkıyor. Gerçeklerle görünüm arasındaki fark büyüyor, belirsizlik ve kırılganlık artıyor, insanlık kaybediyor.
Yukarıda özetlemeye çalıştığımız israfa dayalı saadet zinciri gelir dağılımını bozuyor; orta direk bel vermiyor, çatırdıyarak kırılıyor, yoksulluk sınırının altında büyük bir yığılma yaşanıyor. Bu koşullarda gelişmiş ekonomilerde yaşanan olumsuzlukları, bir kısım gelişmekte olanlarda yaşanan sosyal patlamaları sürpriz saymamak gerekiyor.
Geniş kesimlerin gelirlerinin arttığı veya en azından azalmadığı dönemler için doğru olan tercihler ve politikalar, rekabet koşulları olumsuzlaştığı için satınalma gücünün eridiği koşullarda yanlışa dönüşür. Durumu olduğundan farklı göstermek yanlışı doğruya çevirmeyi; sorunları ağırlaştırır, israfı büyüterek yoksulluk ve çaresizliği genişletir. Geleceğin tüketilmesi pahasına gün kurtarılır fakat insanlık kaybeder. Daha düşük gelir pahasına iş bulmanın kolaylaştığı, fakat borçlanarak ev veya araba almanın kolaylaştığı bir dönemde hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
Bugün için küresel düzeyde ciddi sorunlar vardır ve kalıcı çözüm maliyeti ödenebilir boyutları aştığı için alternatif değildir. Bu nedenle günü kurtaracak fakat sorunları ağırlaştıracak tercihler ehveni şer olarak ön plana çıkmaktadır. Söz konusu koşullarda halktan, adaletten yana olan veya şuurlu olmaktan vazgeçmeyenlerin işi zordur. Sonuç ne olur ise olsun susmamak, gerçekleri haykırmaktan vazgeçmemek herkesin yaptığı yanlışlara yönelmemek önemlidir... Yanlışta ısrarın sonucu sorunların ağırlaşması yaşanacak krizlerin daha yıkıcı olmasıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



