Davos'ta ekonomik, jeopolitik, teknoloji, toplum ve iş dünyası ana başlıkları altında 200 civarında toplantı düzenlendi. Yani dünyanın geleceği Davos'ta masaya yatırıldı; bu arada elbette Türkiye'nin geleceği de... 200 toplantıdan bizi yakından ilgilendiren 2'sinin konu başlıkları önemli: 1. Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya'nın ele alınacağı "Büyük Oyun Yeniden" toplantısı... 2. Ve malum "Gazze Ortadoğu Barışı İçin Model" konulu toplantı...
Toplantının biri gelip geçti, olanlar oldu. İkincisi üzerinde durulmadı.
Bugün ikincisi üzerinde durmak istiyorum, çünkü sadece ismi bile üzerinde durulmayı hak ediyor. Bu isim, "Büyük Oyun Yeniden" ismi ve konusu, tesadüfen mi yoksa bilinçli bir seçim olarak mı seçilmiş? Üzerinde durmaya değer. O zaman inceleyelim bakalım...
***
Davos toplantılarının tek konusu sadece ekonomi ve ekonomik kriz değildi. Dünya çok garip bir şekilde Soğuk Savaş sonrası bir taraftan ekonomik, siyasi ve sosyal bir yeniden şekillenmeye giderken, diğer taraftan küresel mali kriz sonrası kendine yeni bir ekonomik perspektif çizmeye çalışıyor. Yani siyasi ve ekonomik krizler, hattâ toplumsal ve psikolojik krizler ve bunların doğuracağı sonuçlar tam da bu zamanlarla kesişiyor.
Ekonomik krizin çıkartıldığı ABD, özellikle Ortadoğu'da gerilemeye başlayınca, tüm enerjisini Orta Asya'ya verme kararı almış gibi görünüyor. Buna paralel olarak Obama Ortadoğu'nun kalbini yeniden çalmaya çalışırken, Afganistan ve Pakistan'a ağırlık verme yönelişleri var. Bütün bu gelişmeler, AB'nin oluşumunu tamamlamaya çalıştığı, Türkiye'nin bölgesel güç olarak ortaya çıktığı, İran'ın yumuşak gücünün Ortadoğu'nun kılcal damarlarına yayılmaya çalıştığı, Rusya'nın geri döndüğü ya da Çin'in kanatlandığı bir döneme denk geliyor. Bu durum uluslararası sistem ve düzende yeni gelişmelerin işareti.
"Türkiye bu 'Büyük Oyun'un içinde mi?" sorusu sorulabilir.
"Büyük Oyun" 19 ve 20'nci yüzyıllarda, Rus Çarlığı ile İngiliz İmparatorluğu arasında geçen, Orta Asya'da üstünlük sağlama çekişmesine verilen addı. Şimdi bu oyun ve mücadele, yani Orta Asya'da alan kapma mücadelesi yeniden dirileceğe benziyor. Bu mücadele Obama'nın "Afganistan ve Pakistan'a yoğunlaşalım" önerisiyle artık daha çabuk yaklaşırken, 19. yüzyıldaki aktörler günümüzde değişmişe benziyor. O dönemde Rusya'nın karşısında duran İngiltere'nin yerini bugün ABD alırken, Rusya'nın yerini yine Rusya'nın mı alacağı, yoksa Çin'in mi ön plana çıkacağı soru işareti. Elbette bu yeni oyunda oyuncu sayısı da artabilir. Zira 19. ve 20. yy'da "Büyük Oyun"un oyuncularından birisi de şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu'ydu. Üstelik o mücadelede Japonya da, Çin de bulunuyordu.
Ünlü stratejist George Friedman'ın "Türkiye süper güç olacak" şeklindeki iddiası belki de bu perspektiften okunabilir. Ancak elbette bunun için Türkiye'nin enerjisini kısır çekişmelerle içinde kaybetmemek şartıyla en az 40-50 yıla ihtiyacı var; CIA raporuna göre ise en iyi tahminle 15 yıla...
***
"Büyük Oyun"da yer alacak olan Türkiye bu durumdaysa, ABD ne durumda?
George Soros, dünya mâli sisteminin çöktüğünü ve ekonomiyi kurtarmak için ABD ve diğer ülkelerin milyarlarca dolar harcamalarının bir işe yaramayacağını öne sürdü. Soros'un iddiasına göre acil önlemler alınmazsa ABD bankacılık sistemi borçların altında yok olacak... Ayrıca Avrupa para birimi euro da varlığını sonlandıracak...
Soros, ABD'nin yeni devlet başkanı Obama'yı da uyardı ve sorunların onun hayal ettiğinin çok ötesinde olduğunu belirtti. Soros'un tahminlerine göre durum 1929 yılındaki dünya ekonomik krizinden daha kötü olabilir. O, borçların daha da artacağını ve bankacılık sistemlerinin çökeceğini, bunun sonucunda ise ekonominin depresyona gireceğini öne sürdü.
Ne dersiniz, ABD bu hâliyle "Büyük Oyun"da ne kadar yer alabilecek?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




