Modern insan yalanlarla hayat sürdüren bir varlıktır. Markalarla yaşar. Etiketlerle karar verir. Her gülümsemesi bir logodur. Logo olsun diye gülümser karşısındakine. Hatta hiç gülümsemez gerçek anlamda; hep somurtuk durur. İroniden kaynaklanan bir somurtma değil bununki. Kalbinin kara yerleri yüzüne vurmuştur çünkü. Makyajı akmaması için yaşamaya üşenir. Otomobil kullanır çoğunca; yürümekten sakınır. Yağmurlu ve karlı günlerde şemsiyesini düşürmez elinden. Modern insan parsel peşinde koşar. Bu koşmacayı o kadar abartır ki cennet ve cehennemi bile kendince parsellemiştir. Falana inananlar cennete giremez ama bana inananlar cennete girer demeye getirmekten perva etmez. Buradan bakınca maskesiz gibi ama aslında her tarafı maskelerle kaplı olduğu için gerçeğini pek yansıtmaz. Her kendine geleni gülücükler dağıtarak karşılar ama arkasından olmadık işler yapar. Söz verir; sözünde durmaz. Söz verdiği hatırlatıldığında ertelediğini tevil etmeye çalışır. Erteleme sözcüğü nefrete dönüşür adeta. Tüccar kafasıyla iş yapar. Paranın yerini hiçbir değer alamaz nazarında. Görüntü olarak 'kutsal değer'lere inanıyor sanırsınız ama para söz konusu olunca bütün değerlerin değersizleştiğini bizzat görürsünüz. Parayı o kadar değerli görür ki karşısındaki insanları 'ezmek için' buldozer olarak kullanır. İnsana hizmet ettiğini söylese de paraya hizmet eder gerçekte. Bunu kendine itiraf etse de bir tevil yolunu bulur çok geçmeden. Vicdanını rahatlatmak için karşısındakini 'suçlu' duruma getirir algı mekanizmasında. Karşısındakinin birikimi bunu anlamayacak sevideyse gerçekten inanır safça. Ama seviyeli birikime sahip olan bir insan astarı görmede zorluk çekmez. Çünkü bu insanların astarı yüzünü hiçbir zaman geçmemiştir. Hep yüzlerini gösterirler içlerini göstermede korkaktırlar. İçleri çıfıt çarşısıdır. Her daim mermi atacak bir silah saklarlar insanlığa. Kibirden yanlarına varılmaz ama anlayan için gerçekten komik gelir bu durum. Mermileri bitince mermileri varmış gibi görünürler kalabalıklara. Kalabalıkları coşturmayı severler. 'Birey insan'a iğne ucu kadar değer vermezler. Bu sebeple olsa gerek insana hizmet ettiklerini sananlar çoğunca maddi anlamda zengin olur çıkarlar. Maddeten çabuk parlarlar. Önce bir dükkân sonra market sonra şirket sonra holding sonra tröst... Hepsini kibirlerine hizmet ettirirler. Modern insan varlığın aptalıdır bu yüzden. Varlıklı olmasından parlayan suni güneş vicdan aygıtını çökertmiştir. Vicdan onda bir kalp aynasından çıkıp bir kap bulamacına dönüşmüştür. Köpeğe merhamet eder de insana merhamet etmez. Köpekçe düşüncelerinden dolayı herkesi hakir görür. Muhabbet duymaz bir insan tekine. Muhabbet duyduğu sadece makam mansıptır. Ölürken bile gözleri açık gider bu dünya görgüsüzünün. Bütün insanlık çıksa her taraf senin olsun dese hayır sizin de hakkınız var buralarda demez. Modern insan aptal bir ağadır. Bütün modern devlet sistemleri bu aptallıktan beslenir. Besin kaynağı bittiğinde yeni bir besin bulmak için insanları aptallaştırmaya uğraşır. Savaş ve yoklukla insanları kendi emri altına almaya çalışır. Kendi karşıtlarını bile yaratır var olmak için. Fason bir varlık için bütün varlığın 'düşünce güçleri'ni yok etmeye ceht etmiştir. Ahlak, bu fason naylonun üzerindekilerdir ona göre. Bütün bilimleri bu fason varlık için seferber etmiştir. Teolojiyi bile kullanır yeri geldiğinde. İnsanların inanç mekanizmasını modernleştirme adına kaygan bir gümrüğe bağlar. Kendi adamları olmayanı o 'gümrük'ten geçirtmez. Dini çeşitli şubelere ayırarak yaşam biçiminden çıkarıp 'ideoloji' biçimine getirir. Cemaatlere ayırır. Böl parçala yut taktiğini diğer insanlar diğerlerine uygulasın diye icat etmiştir. Hiç kimsenin yararına olmaz yaptığı anlaşmalar, sınırlar, besin ve üretim kaynakları. Çünkü gıdayı bile asıl kökünden çıkarıp kendi gölgesinde barındırmaya yöneltmiştir. Modern insan bütün dinleri çeşitli aksesuar haline getirmiştir. Dua etmek filini en çok modern insan kullanır. Dua eder ama duanın içeriğine dair hiçbir iz belirmez yüreğinde ve beyninde. Dinin sosyal gerçeklerini hiç aklına getirmez. Aklına gelse bile geri kovar. Yüreği ve beyni iki ayrı çalışan melike gibi gösterir insanlığa. Duyguyu reddeder çoğunlukla. Aklı öne çıkarır; bilimin ışığı diye bir safsata üretmiştir kendi görüşünce. Sanırsınız ki bütün ışık kendi sözlerindedir. Karanlığı sadece havanın kararmasından anlar bu zihin. Aydınlığı sadece güneş zanneder. İnsana ait karanlık ve aydınlıkların farkında değildir. Karanlığı aydınlatmak için lamba arar içinin karanlık nalburunda. Lambayı "tek dişi kalmış canavar"ın asfaltına gömmüştür oysa. Kimsenin bulmasını da istemez içten içe. Bulursa düşüncesindeki paralar döküleceğini bilir. Tapındığı putun acıktığında eriyeceğini öğrenmiştir her nasılsa. Kalbindeki kaynaşan kurtlara etiket arar yeryüzü cennetinde.
Modern insan cennetini kaybetmiş bir ucubedir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



