Sayın Erdoğan, Bush ile görüşmeye gitti. Bilindiği gibi Bush’un amacı Türkiye dahil 22 İslâm ülkesini işgal edip başlarına birer Karzai dikmek.
Şimdi sıra Suriye’de.Suriye topun ağzında. Bu operasyon için bütün ön hazırlıklar yapılmış durumda.
Bu konuda düğmeye basılacak ama, dünya dengelerinin siyâsi ve psikolojik bakımdan ABD lehine değiştirilmesi gerek. Bu dengeleme olayında bilindiği gibi Türkiye kilit ülke. Bu sebepten siyasi dengelerin 1 Mart tezkeresinin reddinden önceki duruma getirilmesi isteniyor.
Erdoğan ise, Türkiye’nin ağırlığını Bush lehine koyarak bu görevi yapmaya can atıyor. Üstelik ufukta Cumhurbaşkanlığı seçimi de var. Bush’u kızdırmaya gelmez.
Bunun karşılığında Türkiye adına biz ABD’den tâviz olarak ne istiyoruz. Kuzey Irak’taki kandil dağında yuvalanmış olan 10 bine yakın PKK’lının kamplarının dağıtılmasını ve dahi ilâveten Kuzey Kıbrıs’taki izolasyonun çözülmesini.
Bush ise asla bize bu önemsiz tavizlerin verilmesine bile razı değil. Bu konuda her seferinde ipe un seriyor. İşleri Marko paşaya hâvale ediyor. Gerekçesi neymiş? Kuzey Irak’ta kurulmuş olan kukla Irak hükûmeti güçlenecekmiş, o hükûmet güçlenince PKK’yı yerinden söküp atacakmış, Türkiye rahat bir nefes alacakmış.
İstediğimiz diğer bir taviz ise, izolasyonun hafifletilmesi. Bunun için Bush yeşil ışık yakmışmış. Birkaç ABD’li parlamenter, cesaret gösterip, Güney Kıbrıs Rum hükûmetinin karşı çıkmasına rağmen, Kuzey Kıbrıs’a gelebilmiş imiş. Ama, ABD’li uçak firmaları, bakalım Kuzey Kıbrıs’a sefer tertip etmek, kendileri için kârlı mı olacakmış, zararlı mı olacakmış, bunu araştırıyorlarmış.
Bush bu önemsiz tavizleri bile vermek istemiyor demiştik. Evet bu sözü doğru söylemişiz. Zira Orgeneral İlker Başbuğ, bilindiği gibi şu sıralarda ABD’de. Paşamız tam bir asker ciddiyetiyle, gözünün içine baka baka ABD’nin yetkili generalinden, Kandil Dağı’ndaki PKK yuvalarının dağıtılmasını istediği halde maalesef kabul edilmedi.
Bush niçin daha önce PKK yuvalarının dağıtılması hususunda Türkiye’ye kesin olarak söz verdiği halde ipe un seriyor? Niçin olacak adamın niyeti bozuk. Tıpkı Afganistan’da ve Irak’ta yaptığı gibi, Türkiye’ye de günün birinde karıştırmak istiyor, etnik farklılıkları ve mezhep ihtilaflarını kullanarak bizi bölmek için, PKK’yı rezerv tutuyor.
Zira siyonist ve evangelist fanatizminin inancına göre, Arzı Mev’ud (yani Nil ve Fırat vadileri), ele geçirilecek, Müslümanlar o bölgeden kovulacak, Hazreti İsa’nın inişi için saha temizlenmiş olacak. Siz şu işe bakın. 21’inci asrın eşiğinde, elin oğlu beş altı bin senelik kabala hurafesinin taassubuyla, bir savaş başlatıyor ve karşısına ciddi bir engel çıkmıyor.
En fazla etkilenip endişelenmesi gereken ülke ise biziz. Bizim başbakanımız, böyle bir istilacının lehine taviz vermeyi düşünmemeli.
Bu politika kesinlikle yanlıştır. Bu hareket Türkiye’nin bastığı dalı kendi eliyle kesmesi anlamına gelir. Bir evin temelleri kazılınca o evin ayakta durması mümkün değildir. Irak işgal edildi. Suriye topun ağzında. Komşularımızın temelleri tahrip edilince bizim evimiz de harab olur.
Atatürk bu gerçeği gördüğü için Doğu komşularımızla Sadabat Paktı’nı batı komşularımızla Balkan Paktı’nı kurdu. Menderes, bu ihtiyacı karşılamak için Bağdat Paktı’nı kurdu. Ve nihayet 54’üncü hükûmetin Başbakanı olarak Prof. Necmettin Erbakan, sekiz İslâm ülkesini birleştirerek D-8’leri bu gayeyle kurdu.
Efendim o devirler geçti. Nemize lâzım. Bize değmeyen yılan bin yaşasın diyemeyiz. Böyle bir gaflete düşersek bir gün gelir o yılan bizi de sokar. Yangına körükle gidilmez.
Bizden söylemesi. Allah tarih ve millet huzurunda bizler, uyarma vazifesini yapıyoruz. Bizden söylemesi..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



