Soykırım suçuna iştirak etmiş olduğu için -geç de olsa- kitlelerin haklı tepkisini çeken Emir Kusturica, malum olduğu üzere başarıyla postalandı. Onun yaşamak zorunda kaldığı son Türkiye (Antalya) macerası, sanırım pek çok ölçü ve denge bilmezlere ders olmuştur.
Temennim odur ki, bu dersi en çok insanlığın ortak değerlerini ciddiye almayanlar, toplumun öz değerleriyle inatlaşmayı marifet sayanlar almış olsun...
Sanırım, Kusturica gerginliğinin yaşanmasına zemin hazırlayan (hemen öncesinde yaşanan 'bira' faciasının da bir bakıma ilgilisi olan) Antalya'nın şöhretli Belediye Başkanı ve onun güdümünde vazife icra eden Antalya Kültür Sanat Vakfı (Aksav) bahsettiğimiz dersten istifade etmişlerdir. Tabii bir de Bursa Büyük Şehir Belediyesi ve başkanı...
Sözü Bursa'ya teyelleyişimin sebebini biliyor olmalısınız. Bursa Büyük Şehir Belediyesi, çok değil, daha birkaç ay önce (25 Haziran 2010) bir festival çerçevesinde soykırım suçlusu Kusturica'yı şehre getirmiş, bir konser vermesini sağlamıştı.
İşe bakın ki Antalya'da 'hükümet' (Kültür Bakanı) ve 'hassas' halk tarafından tel'in edilen soykırım suçlusu "sanatçı", Türkiye'de Balkan muhacirinin en çok yaşadığı Bursa'da 'çay' ve 'ayran' içerek, 'güzel kokular' koklayarak keyifli günler geçirmiş, hatta "Konser sonrası 3 bin hayranı tarafından ayakta alkışlanmış"tır.
Bursalı bu güllük gülistanlık günlerden birkaç ay sonra Antalya'da karşılaşılan sahne, ister istemez bu iki farklı görüntünün yorumlanmasına sebep olmuş, doğal olarak da haklı haksız kimi hükümlerin verilmesine yol açmıştır. Öyle ki bu süreç içerisinde soykırım ortağı sanatçı unutulmuş, konu ana mecrasından çıkmış, gündelik siyasetin iflah olmaz satır aralarına sıkıştırılmış, AKP- CHP münazarasına indirgenmiştir.
Doğrusu meseleyi bu seviyeye düşürenlere itiraz etme şansımız pek yok. Üstelik, dışarıdan bakıldığında böyle bir görüntünün esiri olmamak da mümkün değil. Bu görüntüye, her iki şehrin (Antalya ve Bursa'nın) Belediye başkanlarınca verilen demeçlerin bir paydada buluşurluğu da eklenince, güncel siyasetin sığ cümlelerine teslim olmaktan başka bir seçeneğiniz kalmıyor.
Öyle ya, CHP'li Akaydın "(Kusturica'nın) Bizi tek ilgilendiren yönü sanatçı kişiliğidir" diyordu. AKP'li Altepe'nin cümleleri ise şöyleydi: "Kusturica'yı konser vermesi için davet ettik. Sanatın siyaseti olmaz. Ondan sadece gitarıyla Bursalılara unutulmaz anlar yaşatmasını istemiştik." Savunmaya ve mazeret göstermeye, dolayısıyla aleyhte bir durumu lehte bir mevkiye çevirmek için sarfedilmiş her iki demeçten de anlaşılan, başkanların hâlâ vahim bir insanlık (soykırım) suçuyla ilişkili birisine ev sahipliği yaptıkları gerçeğiyle yüzleşmemişlikleridir.
Doğrusu, bu yüzleşmemişliğin sebebini Akaydın için anlayabiliyoruz. Nihayetinde bu tarzdan yaklaşımları ilk kez sergiliyor değil. Rektörlüğü dönemindeki ayrımcı ve can yakıcı tutumlarını unutmamız mümkün mü?
Peki, AKP'li Recep Altepe'ye ne oluyor? Akaydın ile aynı düzleme nasıl inebiliyor?
Sanat nasıl sadece sanat olabiliyor "Balkanlı" bir Altepe için?
Balkanların ata yurdu olan bir şehrin Belediye başkanı olarak, Balkanlar'da yaşanan bir katliama destek veren "sanatçı"yı hayatın bütününden izole ederek nasıl takdim edebiliyor?
Hayır, bir siyasetçiyi hem mensup olduğu siyasi birlik içinde, hem de halk nezdinde gözden düşürecek bu türden yorumlar Altepe'ye ait olamaz?
Peki ne olabilir? Sayın Başkan yanıltılıyor mu? Olabilir. Nasıl?!.
Söylenenlere göre, AKP'li Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin basın, reklam, tanıtım, kültür ve sanat faaliyetlerine yön veren kişilerin ekserisi iki dönem önceki mahalli siyasî erkin (DSP'li belediyeler döneminin) öncüleri, bürokratları ve danışmanlarıdır. Aynı isimlerle bağlantı yolları açık tüzel kişiliklerden de bahsedilmektedir. Bunlar doğruysa, böylesi bir kuşatmayla iş tutmaya razı olmuş/oldurulmuş bir Belediye başkanının cümlesidir yukarıdaki cümleler. Şu halde, mesele Kutsuritca'nın tecavüz ve soykırımlarıyla sınırlı değildir.
Bu noktada temennimiz odur ki, Altepe önce sanatın sadece sanat olduğu şeklindeki yanlış telaffuzunu tashih etmeli, aynı zamanda basın, yayın, tanıtım, kültür ve sanat alanlarında, 'başkent' Bursa'ya yakışan yeni ve güçlü bir ekiple çalışmayı seçmelidir...
Yoksa, mevcut kılavuzlar nahoş mecralara sürüklemeye devam edebilir...
Adresimiz: P. K. 205, Ulucami, Bursa - http://edebiyathayatmemat.blogcu.com


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




