Bulgaristan, Avrupa Birliği üyesi olduktan sonraki ilk parlamento seçimini 5 Temmuz 2009 Pazar günü gerçekleştirdi. Bulgaristan Merkez Seçim Komisyonu tarafından yapılan açıklamaya göre, 6,8 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede, seçimlere katılım oranı yüzde 60,2 olarak gerçekleşti. Türkiye'de yaşayan ve çifte vatandaşlık sahibi olan Türkler, 2001 yılından bu yana, iki devletin uzlaşısı sonucu alınan karar neticesinde, Türkiye'de oy kullanabiliyor. Bu sebeple Bulgaristan toprakları dışında açılan toplam 258 adet seçim sandığından 123'ü Türkiye'deki Ankara, İstanbul, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İzmir, Manisa, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Yalova, Antalya, Balıkesir ve Sakarya şehirlerinde kuruldu. Bulgaristan vatandaşı olan yaklaşık 120 bin seçmenin yaşadığı Türkiye, ülke sınırları dışında en çok seçim sandığının açıldığı ülke oldu.
Türkiye'de yaşayan ve çifte vatandaşlık sahibi Türklerin, Türkiye'de oy kullanabilmeleri aşırı sağcı ATAKA Partisi Genel Başkanı Volen Siderov başta olmak üzere bazı kesimleri huzursuz etti. ATAKA mensubu bir grubun, "Bulgaristan Parlamentosu, Türkiye'den seçilmez" şeklinde ifadeler bulunan afişli protestoları bu huzursuzluğun en net ifadelerinden biriydi. 2005 yılında yapılan Bulgaristan milletvekili genel seçimleri için Türkiye'den 40 bin 50 oy kullanılmıştı. 5 Temmuz 2009'da yapılan son milletvekili genel seçimlerinde ise 88 bin 597 soydaşımız oy kullandı. Hak ve Özgürlükler Hareketi, Bulgaristan dışında kullanılan 153 bin 534 oyun da, 93 bin 926'sını aldı. Bu sonuçlar, Türkiye'de kullanılan oy sayısının ve dolayısıyla Hak ve Özgürlükler Hareketi'nin Türkiye'den aldığı oyun iki katından daha fazla arttığını gösteriyor. Hak ve Özgürlükler Hareketi'nin yüzde 14,45 oranında oy alarak, 38 milletvekilli çıkardığı bu seçimlerde aldığı toplam oy sayısı ise 610 bin 521'e ulaştı. Bu rakamlar ATAKA Partisi'nin, Türk kökenli seçmenden duyduğu rahatsızlığın sebebini açıklamaktadır.
Parlamento sağ ve milliyetçi eğilimli
Bulgaristan milletvekili genel seçimlerinin açıklanan kesin sonuçlarına göre, 6 siyasi parti ve seçim ittifakı, yüzde 4'lük seçim barajını aşarak, meclise temsilci göndermeye hak kazandı. Seçimlerin galibi olan Sofya Belediye Başkanı Boyko Borisov'un Onursal Başkanı olduğu Bulgaristan'ın Avrupai Kalkınması İçin Yurttaşlar Partisi GERB, aldığı yüzde 39,72'lik oy oranına karşılık gelen, 116 milletvekili ile parlamentoda temsil edilecek. Bulgaristan Başbakanı Sergey Stanişev'in Genel Başkanlığını yaptığı ve seçimlerde büyük bir hüsran yaşayan, Bulgaristan Sosyalist Partisi önderliğindeki Bulgaristan İçin Koalisyonu'nun oy oranı yüzde 17,70'e ve milletvekili sayısı 40'a geriledi.
Üyelerinin çoğunluğunu Müslüman Türklerin oluşturduğu ve Ahmet Doğan'ın Genel Başkanlığını yaptığı Hak ve Özgürlük Hareketi DPS-HÖH, yüzde 14,45 oranında oy alarak parlamentodaki sandalye sayısını 34'ten 38'e çıkardı. Ülkenin üçüncü büyük siyasi gücü olan Hak ve Özgürlükler Hareketi, milletvekili sayısını artırarak konumunu muhafaza etti.
Volen Siderov liderliğindeki, aşırı milliyetçi ve ırkçı, ATAKA Partisi, yüzde 9,36 oranında oy alarak, 21 milletvekilliği kazandı. Bulgaristan eski Başbakanlarından İvan Kostov'un liderliğini yaptığı, yine aşırı milliyetçi çizgide yer alan, Mavi Koalisyon yüzde 6,76 oranında oy aldı ve 15 milletvekili çıkardı. Yane Yanev'in liderliğini yaptığı Düzen, Meşruiyet ve Güvenlik Partisi RZS, yüzde 4,13 oranında oy alarak 10 milletvekilliği elde etti. Bu sonuçlardan anlaşıldığı üzere, 240 üyeli Bulgaristan parlamentosuna temsilci göndermeye hak kazanan, hiçbir parti tek başına iktidar olmak için gerekli çoğunluğu sağlayamadı. Ancak, seçimlerden önce muhalefette bulunan merkez sağ partisi konumundaki GERB, Bulgaristan Sosyalist Partisi, Hak ve Özgürlükler Hareketi ve yüzde 4'lük seçim barajını geçemeyen, eski kral Simeon Sakskoburgotski'nin lideri olduğu, Ulusal Bağımsızlık ve Yükseliş Hareketi Partisi NDSV'nin dört yıllık üçlü koalisyon hükümetini sonlandırdı.
Üçlü koalisyonun gerileme sebepleri
Seçimlerden ciddi oranda güç kaybederek çıkan koalisyon partilerinde yaşanan gerilemenin başlıca sebeplerinden bir tanesi, yolsuzluk iddialarının son dönemde artış göstermesi ve bu iddialar sebebiyle Avrupa Birliği fonlarının dondurulmuş olmasıydı. Aslına bakarsanız bu seçim sonuçları koalisyon mensupları için hiç şaşırtıcı değil. Çünkü seçim öncesinde yapılan anketlere göre, Bulgaristan halkının yüzde 65-70 gibi ezici çoğunluğu mevcut koalisyon hükümetinin görevi bırakmasından idi. Bulgaristan'da artan yolsuzluk iddiaları, Ekonomi Bakanı Rumen Ovtşarov ve Adalet Bakanı Georgi Petkanov'un, 2007 yılında Başbakan Sergey Stanişev tarafından görevden alınmalarına rağmen devam etti. Hükümetin halk desteğini kaybetmiş olması ve yolsuzluk iddiaları sebebiyle Avrupa Birliği Komisyonu, daha önce askıya aldığı yaklaşık 300 milyon Euro'ya ilave olarak, Temmuz 2008'de yine fonların kötüye kullanımını gerekçesiyle, 500 milyon Euro'luk yardımı dondurmuştu.
Bulgaristan halkının koalisyon hükümetinden desteğini çekmesinin diğer bir sebebi ise, ekonomik krize karşı alınan önlemlerin yetersiz kalması ve bu durumun Bulgaristan ekonomisi üzerinde kayda değer yıkıcı etkiler meydana getirmesidir. Bulgaristan Ulusal İstatistik Enstitüsü'nün değerlendirmelerine göre, 2009'un ilk üç aylık döneminde ülkenin gayrisafi milli hâsılası, geçen yılın aynı dönemine kıyasla, yüzde 3,5 düşüş kaydetti. Geçiş döneminin en ağır ekonomik sarsıntılarının yaşandığı 1997 yılından beri, ilk defa bu oranda bir düşüşün yaşanıyor olması, Bulgaristan ekonomisinin içinde bulunduğu dar boğazın en açık göstergesidir. Ekonomik kriz Bulgaristan'da sanayi üretimi de daraltmış durumda. Öyle ki, ülkedeki işçiler ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da maaşları ödenmiyordu.
Koalisyon hükümeti bu ve benzeri sorunlarla seçim sandığına giderken, 2006 yılında kurulan GERB Partisi'nin, Bulgaristan halkının yüzde 39,72 gibi önemli bir kesiminin desteğini alarak sandıktan çıkması tesadüf değil. Kuruluşundan bir yıl sonra yükselişe geçen ve Bulgaristan'ın Avrupa Parlamentosu'na ilk defa vekil gönderdiği 2007 yılındaki seçimleri de kazanan GERB Partisi'nin seçim vaatleri, koalisyon hükümetinin zayıf noktalarına; yolsuzlukla mücadeleye, daha şeffaf bir yönetime, aile değerlerinin korunmasına ve enerji bağımsızlığına odaklanmıştı.
Üzerinde durulması gereken bir başka önemli konu ise, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Georgi Parvanov'un da ifade ettiği gibi, halkın GERB Partisi'ne değil, Boyko Borisov'a destek vermiş olmasıdır. GERB onursal lideri Boyko Borisov'ın oldukça hareketli bir geçmişi var. İtfaiyecilikten başka, son komünist devlet başkanı Todor Jivkof'un muhafızlığını da yapmış olan Borisov'un, Emniyet Müdürlüğü sırasında, yeraltı dünyasıyla iyi ilişkileri olduğu söyleniyor. Kısa zamanda siyasi yelpazenin sağında yer alan GERB Partisi'ni kuran Borisov, iki kez Sofya Belediye Başkanlığı'na seçilmişti. Kanun ve nizam adamı imajını kazanmaya çalışan Borisov, halka yakınlığından yararlanarak, Avrupa yanlısı ve toplum değerlerine bağlılığını vurgulayan konuşmalarında herkesin hoşuna giden maço imajını da dışa vurmadan edemiyor.
Yeni Başbakan Boyko Borisov
GERB'in Onursal Başkanı Boyko Borisov, Bulgaristan'ın 41'nci Hükümetine ait listeyi 23 Temmuz Perşembe günü Cumhurbaşkanı Georgi Parvanov'a sundu. Ardından, 27 Temmuz 2009 günü, Borisov'un kurduğu azınlık hükümetinin güven oylaması için parlamento toplandı. Güven oylamasına 240 milletvekilinin tamamı katıldı. Güven oylamasında muhalefetteki Bulgaristan Sosyalist Partisi ile Hak ve Özgürlükler Hareketi milletvekilleri yeni hükümete destek vermedi. Ancak hükümetin beklediği destek, parlamentodaki diğer milliyetçi ve sağcı partiler, Mavi Koalisyon, ATAKA Partisi ve Düzen, Meşruiyet ve Güvenlik Partisi RZS'den geldi. Yeni azınlık hükümeti, 77 red ve bir çekimser oya karşı, 162 milletvekilinin kabul oyunu aldı. Böylelikle, Boyko Borisov başkanlığındaki hükümet, genel seçimlerden üç hafta sonra parlamentodan güvenoyu almayı başardı.
Yemin ederek göreve başlayan 17 üyeli yeni kabinede, Türk kökenli heykeltıraş Vecdi Raşidov Kültür Bakanlığı'na getirildi. Bu görevlendirme de açık bir şekilde göstermektedir ki, Müslüman Türk unsurunu yok sayan bir Bulgaristan ve Bulgaristan hükümeti düşünülemez. Bu noktadan hareketle üyelerinin büyük çoğunluğunu Müslüman Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi, hükümette bulunduğu dönemin bir muhasebesini yapmalı; oy ve milletvekili sayısını artırmasına rağmen hükümet dışında kalmasının sebeplerini gözden geçirmeli. Bulgar siyasetindeki konumunun aksine, seçimlerden sonra seçmenlerinin taleplerini yerine getirme noktasında oldukça yetersiz kalan Hak ve Özgürlükler Hareketi, hiç değilse bundan sonra, yeni Başbakan Borisov'un "Muhalefettekiler etnik kozu ortaya koymaya çalışmasınlar. Bugüne dek hırsızlık yapanlar cezalarını görecek. Her iki din de 'hırsızlık yapma' diyor. Bu yüzden BSP ve HÖH kenara çekilsin ve hırsızlıkla mücadeleye engel olmaya çalışmasın" sözlerini haksız çıkaracak çalışmalar yapmalı. Bulgaristan Türklerini ve diğer Müslümanları temsil eden HÖH mensubu siyasetçiler, başta dini konular olmak üzere, seçmenlerinin taleplerine koydukları mesafeyi ortadan kaldırmalılar. Gerek Türkiye ve gerekse Bulgaristan'da yaşayan ama bu ülke vatandaşı olan Türkler ve diğer Müslümanlar, GERB'de olduğu gibi parti başkanı ya da temsilcilerine değil, partinin kuruluş amaçlarındaki Türk ve Müslüman unsurların Bulgar resmi makamlarında savunulması amacıyla desteklemektedirler. Bu amaç ve ilkelerden uzaklaşılması halinde, verilen destek aynı oranda geri çekilebilir.
Netice olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, bir azınlık hükümeti kuran ve parlamentodan güvenoyu alan GERB'in, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Georgi Parvanov'un da belirttiği gibi "aldığı yüksek oy oranına rağmen, ülkede istikrarı sağlayıp sağlayamayacağı belli değil." Görünen o ki, Boyko Borisov başkanlığındaki hükümetin yolsuzlukla mücadele, şeffaf bir yönetim, küresel ekonomik krizin ülke üzerine etkisini sınırlama, idari verimliliği artırma ve enerji bağımsızlığının sağlanması konularındaki seçim vaatlerini gerçekleştirmede sağlayacağı başarı azınlık hükümetinin de ömrünü belirleyecektir. Başbakan Boyko Borisov'un kurduğu yeni hükümetin olası bir başarısızlığı, iki buçuk yıldır AB üyesi olan, Bulgaristan'ı içinden çıkılması zor ekonomik ve sosyal sıkıntılara sürükleyebilir. Daha da kötüsü ırkçı ayrımcılığı aşamayan Bulgaristan'daki ırkçı ve milliyetçi unsurlar yükselişe geçebilir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



