Bir televizyon kanalının, canlı yayında sorularını yanıtlayan Bülent Arınç, şu anki kimliğiyle ilgili söylediği, "bugün benim kimliğim, muhafazakâr demokrat kimliktir" sözü aslında bütün klasik sağ partilerin, aydınların altmış yıldır sürdürdüğü kimliksizliğin bir yansıması ve itirafıdır. Ayrıca bu açıklama Milli Görüş geleneğinin ne kadar isabetli, ne kadar haklı, ne kadar ülke için gerekli ve bir o kadar da zorunlu bir yol olduğunu açığa çıkarmıştır. Çünkü Milli Görüş bir idealin adıdır ve ilkelerinden taviz vererek hiçbir zaman iktidara gelmeyi düşünmemiştir. Bu çileli ve zorlu yola talip olanların arasından dökülenler, yolu yarıda bırakanlar olmuştur. Yarı yoldan geri dönenlerin kafasından geçen iktidar olma arzusu, ilke ve idealleri geri plana atmıştır. Bugünkü iktidar bu anlayışın bir yansımasıdır. Bülent Arınç'ın "Geçmişten bu yana yanlışlarım, eksiklerim, fazlalarım olmuştur; bunların hepsini dikkate aldım ve Türkiye için faydalı görüşler olabilecek ne varsa ben şahsen o konuda dönüşüme uğradım" sözleri muhafazakâr demokratlıktan kastedilen muradın ne olduğunu açığa çıkarıyor.
Muhafazakârlık fikri, halkın kafasında dini geleneği çağrıştırmaktadır. Buna karşılık siyasetçilerin kafasındaki muhafazakârlık kavramı, halktan farklı bir noktada durmaktadır. Özelikle sağ iktidarlar, halkın değerlerine önem veriyormuş gibi gözükmelerine rağmen, bugüne kadar hep bunun tersini yapmış ve batı düşüncesini, yaşantısını ülkemize yerleştirecek işlere, icraatlara imza atmışlardır.
Bugünkü iktidar, oy aldığı tabanının ezici bir çoğunluğunun AB'ye girme fikrine karşı olmasına rağmen, bu yolu açacak çalışmaları yapmaktan geri durmadı. Bunu da büyük bir çoğunluğunun karşı çıktığı bir görüşü o çoğunluğa kabul ettirerek ve çoğunluğu dönüştürerek gerçekleştirdi. Sonuçta dini referanslara karşılık gelen muhafazakârlık fikri, siyasilerin elinde dini düşünceyi zayıflatan bir eylem olarak ortaya çıkmaktadır.
Bülent Arınç'ın 'muhafazakâr demokratlıktan kastının ne olduğunu anlamaya çalışırken, 10 Mayıs Anneler Günü dolayısıyla bir meydana asılmış olan pankart imdadıma yetişti. Pankartta "Anneler günü kutlu olsun" cümlesine ilaveten, "Cennet annelerin ayağı altındadır" hadis-i şerifi ilave edilmişti. Bu pankarta yerleştirilen hadis-i şerif, sömürgeci küresel güçlerin ortaya attığı 10 Mayıs Anneler Günü'nü, dini bir referansa atıfta bulunarak meşrulaştırmış olmaktadır. Sayın Arınç'ın muhafazakârlık tanımı tam da böyle bir şeye tekabül ediyor. Müslüman camianın karşı olduğu düşünceler yine Müslüman camianın sözde temsilcileri eliyle uygulamaya sokulmakta ve meşrulaştırılmaktadır. Kendilerine "muhafazakâr demokrat" nitelemesini uygun görenler, aslında liberal politikalara sarılarak ülkeyi sıkıntılarla baş başa bıraktılar. Toplumda baş gösteren ahlakî ve sosyal çözülmeye karşı, bugüne kadar kayda değer bir önlem alamadıkları gibi, sorunların daha da derinleşmesine katkı yaptılar. Tasfiye edilmesine göz yumdukları Türk iktisadının ortaya çıkardığı işsizleri, yoksulları arkasına alıp AB kapısına zorlayan bir partinin "muhafazakâr demokrat" kimliğe büründüğünü söylemesi tam bir garabet halidir.
Sonuçta muhafazakârlık kavramı, yeni dönemde batı düşüncesinin İslam dünyasına sirayet etmesi için Müslüman dünyanın tepkisini bertaraf edecek bir dalgakıran görevi üstlenmiştir. 1946 Demokrat Parti ile başlayan süreç, bugün AKP ile devam etmektedir. Buradan bakıldığında Milli Görüş fikriyatı sağlam bir yerde durmaktadır. Geçmişte sağ görüş olarak sürdürülen, şimdi muhafazakârlığa terfi eden anlayışa karşı Türkiye'nin istikametini tayin edecek irade, köklerini bu toprağın derinliklerinden alan ve yerliyi temsil eden Milli Görüş'tür. Yedi yıldır batının değirmenine su taşıyanlar, toplumun içini boşaltarak dönüştürenler, bu yaptıklarını örtbas etmek için şimdi "muhafazakâr demokrat" saçmalığını ortaya atarak kafa karışıktırmaya devam ediyorlar. Bugün insanlar neyle karşı karşıya olduklarını ve tehlikenin kapıya dayandığını bilmeden yaşıyorlar. Düşmanın varlığının içimize kadar girdiğini, evimizin kapısına dayandığını insanlara anlatmanın zorluğu yaşanıyor. İnsanlar günlerini gün ediyorlar. Ülke batı düşüncesinin taarruzu altında ve savunmasızdır. Bülent Arınç ise muhafazakâr demokratlığa terfi etmenin mutluluğunu yaşıyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




