Ekonomik gelişmeleri takip edenler bilirler. Hükümet ve Başbakan, sık sık "Ekonomimiz çok güçlü, IMF ile anlaşmaya ihtiyacımız yok" şeklinde açıklamalar yapmaktadır.
Hatta geçenlerde, IMF Başkanı bir toplantı vesilesiyle Türkiye'ye geldiğinde protestolarla karşılaşmış ve Başbakan da, o toplantıda yaptığı konuşmada "IMF bu dışarıdaki seslere kulak vermelidir" şeklinde efelenmişti.
Güya, bu tavrıyla IMF politikalarını eleştiriyor, IMF karşıtı bir tutum sergilemiş oluyordu!
Şimdi bu yüzden birileri "Başbakan IMF'ye ne de güzel kafa tuttu" diye, mest olmuş olabilirler!
Hele bir de, bir türlü arkası gelmeyen "one minute" masalı ortada iken!
Hatta Başbakan'ı IMF yanlısı ekonomik programlar uygulamakla eleştirenlere ve IMF ile anlaşma yapmak için hazırlık içerisinde olduğunu ve bundan vazgeçmesi gerektiğini söyleyenlere kızmış da olabilirler!
Ama keşke durum gerçekten böyle olsa!
Ama görünen o ki, Başbakan, birçok kereler olduğu gibi, yine burada da tribünlere oynamıştır.
Çünkü ekonomiden sorumlu bakanın birkaç gün önceki açıklamalarından açıkça anlaşılıyor ki, hükümet IMF ile gayet sıkı fıkıdır.
Hem de artık bu konu da teknolojiden de istifade etmektedirler.
Ne diyor sayın bakan?
"IMF ile görüşmeler devam ediyor. Yeni bir stand by anlaşması çerçevesinde görüşmeler yapıyoruz. Aslında anlaşmanın çerçevesini çizdik. Yetkililer, çok fazla gidiş gelişler olmasın diye, haftada iki, üç defa IMF ile detayları ele alan görüşmeleri telekonferans ve internet ortamında yapıyor."
Bunun manası şudur:
Millet, IMF heyetlerinin gidip gelmesinden rahatsız oluyor diye artık emirler internet üzerinden verilmektedir.
Bunun Türkçesi de "Efendilerimiz çok yorulmasınlar, biz emirleri harfiyen uygulamaya hazırız" demektir.
Yani, millet meseleyi çakmasın, biz gerekeni yaparız, yapacağız demektir. Anlaşılan o ki, hiükümet birtakım yanlışların milletin gözünden kaçırılması gayreti içerisindedir.
Yine bakan, bir anlamda demektedir ki "Siz Başbakan'a bakmayın, kendisi tribünlere oynamak zorundadır, işler yürüyor, işin aslı budur!"
Ama bu politikaların Türkiye'nin hayrına olmadığı da açıktır.
IMF politikaları, ülkemizi bugünkü çok sıkıntılı noktaya getirmiştir.
Hükümet söylenenlerin aksine IMF ile anlaşmıştır ancak, tepkilerden çekindiği için bunu açıklamayı geciktirmekte, kendince uygun bir zemin ve zamanlama arayışındadır.
Malum, zaten Kemal Derviş giderken "gözüm arkada kalmayacak" demişti. Gelişmeler göstermiştir ki, gözü arkada da kalmamıştır.
Gerçekten de, 2000 yılının başında yürürlüğe konulan IMF programları ile Türkiye ekonomisi, maalesef küresel sermayenin olmayan insafına teslim edilmiştir.
Stratejik kuruluşlar tek tek satılmış, emek değersizleştirilmiş, çalışanlar kapı önüne bırakılırken, şekere, tütüne, pamuğa konulan kotalarla çiftçinin eli tarımdan çektirilmiş, insanlarımız adeta açlığa mahkum edilmiştir.
Kısacası Derviş' in, Türkiye'ye bakan olarak gelirken koltuğunun altında getirdiği, IMF kaynaklı ekonomik program, bu hükümet tarafından harfiyen uygulanmaktadır.
Hatta Kemal Derviş ile birlikte uygulanmaya başlanan müstemleke ekonomisinin kuralları, AKP hükümeti döneminde, bir zulüm çarkı haline getirilmiştir.
Bu yüzden de Başbakan'ı bir kez daha uyarmak zaruri hale gelmiştir: "Yol yakınken vazgeçin, IMF den bu ülkeye hayır gelmez, bu yol çıkmaz sokaktır!"


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




