28 Şubat darbesinden sonra türedi bir şekilde ortaya çıkan ve o günden bu yana milyonlarca öğrencinin ve öğrenci ailesinin mağdur olmasına neden olan katsayı problemi Danıştay'ın verdiği son kararla birlikte yeni bir sürece girdi.
Bir tarafta kendi geleceğinin peşine düşmüş, bunun için devletin sunduğu eğitim imkânlarından en iyi şekilde yararlanmaya çalışan 1 milyona yakın öğrenci diğer tarafta ise siyasi ve ideolojik hesaplarla hareket eden bürokratik oligarşi. Bir tarafta gözü yaşlı anne babalar diğer tarafta, bu gözyaşlarını görmezden gelen bir anlayış...
Herhalde dünyanın hiçbir devletinde, bir ülkenin geleceği ve umudu olan gençler, böylesine bir kısır döngünün içerisine sokulmamıştır. Yine dünyanın hiçbir ülkesinde eğitim sistemi üzerinden siyasi bir hesaplaşma olmamıştır.
Beyler yapmayın, etmeyin. Bu çocuklar bizim çocuklarımız... İmam Hatipler de, teknik liseler de, düz liseler de devletin kurduğu okullar... Önce bu okulları açıp, sonra da anne babaları tarafından bu okullara gönderilen çocukları cezalandırmayın. Bu çocukları cezalandırmak ne kadar adildir? Ne kadar vicdana sığar? Bu okullarda okuyan çocuklar sizin çocuklarınız... Bu iş bu kadar kolay olmamalı... Gücü elinde bulunduranlar, "Nasıl olsa güç bizde" deyip toplumun büyük bir kesimini etkileyen bir karar ile ilgili bu kadar rahat ve bu kadar kolay karar vermemeli... Vicdanlar kanıyor beyler, vicdanlar!
Toplumun her kesimi tarafından, içerisinde üyesi bulunan ve bu anlamda bir şemsiye kuruluş olan İstanbul Barosu, ikinci kez YÖK'ün aldığı katsayı kararının yürütmesinin durdurulması için Danıştay'a iptal davası açtı. Peki, bu baronun derdi ne? Neden hiçbir şekilde konunun tarafı olmadığı halde durumdan vazife çıkararak iptal davası açıyor? İstanbul Barosu'nun bu tavrını onaylamayan çok saygı değer üyeleri bu konuda ne düşünmektedirler? Baro'ya neden tepki göstermiyorlar?
Peki, Danıştay'a ne demeli? Danıştay 3 yıl önce "katsayı konusunda YÖK'ün yetkili olduğu" yönünde bir karar veriyor. Şöyle ki, 2005 yılında Ankara Aydınlıkevler Ticaret Meslek Lisesi öğrencisi İlknur Öztürk'ün katsayı düzenlemesinin iptali için başvurduğu dava Danıştay 8. Daire tarafından reddediliyor. Daire'nin kararında "1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun ilgili maddeleri gereği yükseköğretim kurumlarına ortaöğretim kurumlarını bitirenlerin nasıl gireceğinin Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak Yükseköğretim Kurulu tarafından saptanacağı" ifade ediliyor. Daha önce kendilerine başvuru yapan bir öğrenci velisine de, "Katsayı belirleme ve sınav sistemini değiştirme yetkisi YÖK'tedir" diyen de aynı Danıştay. Daha önce bu şekilde karar veren Danıştay'ın şimdi tam aksine bir karar vermesi anlaşılabilir bir durum değil. İşte tam bu noktada hukukçular, kendi kararları ile bile çelişen bir karar veren Danıştay'ı suçlayarak, kararı hukuksuz ve ideolojik buluyorlar. Bu eleştirilerinde de haksız değiller. Çünkü ortada 'bu ne perhiz bu ne lahana turşusu' dedirtecek bir durum var.
Bundan sonra ne olacak şu anda bütün gözler YÖK'e çevrilmiş durumda. Bir milyon öğrenci nefeslerini tutmuş, YÖK'ün Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararına vereceği cevabı bekliyor. Daha önce, B, C, D, E planları olduğunu ve öğrencileri mağdur etmeyeceğini açıklayan YÖK sıkışan sınav takvimini de dikkate alarak nasıl bir karar verecek bunu bekleyip göreceğiz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



