Günümüzde küresel güçler, dünya halklarını yoğun bilgi bombardımanına tutmakta ve devasa bir propaganda dalgasıyla onları kutuplara ayırmakta, kendi adaletsiz, sistemlerini bu yolla halklar nezdinde meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.
Bunun en son örneğini ABD Başkanı Barak Obama'nın Ortadoğu'ya yönelik yapmış olduğu konuşmada görüyoruz. Tunus'da başlayıp Mağrip ülkeleri ve tüm Ortadoğu'ya yayılmış olan halk ayaklanmaları devam ederken, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama İslam dünyasına yönelik yaptığı ikinci konuşmasında, uluslararası kamuoyuna Filistin-İsrail barışı için ortaya koymuş olduğu parametre ve prensiplerde, barış sürecine yönelik geleneksel Amerikan politikasından büyük bir sapmada bulunacağı izlenimi vermeye çalıştı.
Obama konuşmasında, Clinton ve George W. Bush'un zaman zaman dile getirdiği "iki devletli çözüm ilkesi çerçevesinde takas ve diğer topraksal düzenlemeler" tanımlamasıyla sunduğu ilkeden farklı olarak, "1967 sınırlarına dönmek suretiyle karşılıklı toprak takası" vurgusu yaptı.
Çözüm yanılgısı
ABD Başkanı'nın yaptığı açıklama, Batılı çevrelerin yanı sıra İslam dünyasında da çözüm umudu biçiminde yorumlandı.
Hatta Amerika muhalifi bir Tv kanalı haberi "Obama'nın konuşması İsrail'i telaşlandırdı. Yapılan açıklama üzerine Netanyahu apar topar Amerika'ya gitti" şeklinde verdi.
Küresel medyanın yönlendirme amaçlı yayınlarının etkisiyle olsa gerek, bazı noktaları gözden kaçırıyoruz.
Örneğin İsrail Başbakanı Netanyahu'nun ABD ziyaretinin çok önceden planlandığını daha da önemlisi Obama'nın Ağustos 2009'da yaptığı meşhur Kahire konuşmasını... Zira Obama o konuşmasında da umut vaat eden mesajlar vermiş, bölgeye yönelik farklı bir politika izlemek niyetinde olduğunu söylemişti, Filistin-İsrail sorununu demokrasi, inanç özgürlüğü ve şiddet yanlısı aşırılıkçılıkla mücadele bağlamlarında çözmeyi vaat etmişti. Aradan yaklaşık olarak 2 yıl geçti ama Filistin-İsrail sorununun çözümüne ilişkin hiçbir ilerleme olmadı. Aksine İsrail'in BM kararlarını hiçe sayan uygulamaları daha da arttı, Gazze'ye yönelik insanlık dışı ambargosu sıkılaştı. Dahası uluslararası karasularda yardım gemisi Mavi Marmara'ya karşı gerçekleştirilen kanlı baskın ve Filistin'de sürdürülen terör politikaları Obama liderliğindeki ABD tarafından büyük bir destek gördü.
Gözden kaçırılanlar
Gözden kaçırılan bir diğer noktaysa; ABD Başkanı Obama'nın çok önemli olarak nitelenen konuşmasından birkaç gün önce kamuoyuna duyurulan Pew Research Center tarafından yapılan araştırmanın sonuçları.
İslam ülkelerinde yapılan kamuoyu yoklamasında; Obama ve ABD hakkında Nobel barış ödülü ve yumuşak söylemlerle oluşturulmak istenen imaj yenileme çalışmalarının karşılık bulmadığı görülmüştü. Yapılan araştırmayla, Müslümanlara karşı gerçekleştirilen katliamların ve maruz bırakılan ayrımcılığın müsebbibi olarak görülen Obama ve ABD'ye karşı olumlu bakışın her geçen gün azaldığı belirlenmişti.
Dolayısıyla ABD Başkanı, bu şartlar altında söz konusu konuşmayı yapmıştır. Benjamin Netanyahu'nun açıklamaya tepkisi ve "Beyaz Saray'da yapılan Obama-Netanyahu görüşmesinin soğuk" geçtiği, İsrail'in rahatsız olduğu yönünde yapılan propagandalar kamuoyunu aldatmaya yönelik bir planın parçası, tıpkı Kahire konuşmasında olduğu gibi ABD'nin İslam dünyasındaki imajını yenileme çabasıdır.
Öte yandan söz konusu konuşmayı, çözüm açısından değerlendirmek gerekirse; Hamas'ın tanımladığı biçimde Obama'nın sözleri tamamen "boş laflar"dan ibarettir.
Zira geçmiş tecrübeler de Obama'nın açıklamasının yine "sözde kalacağını" göstermektedir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



