Bu fotoğraf İsrail'de çekildi. İsrail'in ikinci dünya savaşı sırasında Nazi Kurbanı olduğu iddia edilen 6 milyon Yahudinin anısına yapıldı.
Gerçekten 6 milyon Yahudi öldürüldü mü? Tartışmak bile yasak. Tarihçi David İrving; "Nazi kamplarında gaz odası yoktu" dediği için 3 yıl hapse mahkum edildi. Fransız düşünür Roger Garaudy "soykırım tezini" çürüten kitabını basacak yayınevi bulamadı. Garaudy bir zamanlar Türkiye'de o kadar meşhurdu ki hemen her hafta bir ilde konferansı olurdu. Şimdi neredeyse adını bile unuttuk. (Yahudi propagandası böyle bir şey işte)
Neyse fotoğrafa dönelim. Bu; İsrail'deki Soykırım Müzesi'nin mimari yapısını gösteren bir fotoğraf.
İsrail'e giden bütün devlet adamlarına, sanatçılara, gazetecilere, ünlü şarkıcılara mutlaka bu müze ziyaret ettirilir.
Peki fotoğrafa baktığınızda ne görüyorsunuz?
Namlusuyla, şarjörüyle, dipçiği ve hatta tetiğiyle tam bir makineli tüfek!
Yani İsrail'in Hitler Mağduru Yahudiler adına yaptığı soykırım müzesinin mimari yapısı bir makineli tüfeğin tıpkısının aynısı!
Peki hangi bilinçaltı bir müzeyi, silah şeklinde yapmayı tasarlayabilir!
Soykırıma uğramaktan şikayet eden hangi zihniyet müzesini bile makineli tüfek şeklinde yapacak kadar öldürmeyi içselleştirebilir!
İsrail'in öldürmek ve yok etmek üzerine kurulu çirkin yüzünü bundan daha çarpıcı hangi resim gösterebilir!
Merak ettiğimiz ise şu; acaba bu fotoğraf, eğer kurulabilirse, İsrail'in Mavi Marmara katliamını araştıracak uluslar arası komisyonun raporunda yer alabilir mi!
Hiç sanmıyoruz...
İpin ucu puştun elinde
Üniversitede bir hocamız vardı; her olayın mutlaka bir matematik açıklaması vardır derdi.
PKK terörü ile İsrail ya da en azından dış güçler arasındaki şüpheli bağı görmek için çok zeki olmaya, öyle derin istihbarat analizlerine girmeye gerek yok.
İşin matematiğine baktığınızda zaten tablo ortaya çıkıyor.
Mesela; 2009 yılında terör olaylarında ciddi azalma var.
2009'da Şehit sayısı yüzde 52, yaralı sayısı yüzde 49, silahlı saldırı olayı yüzde 61, taciz atışı yüzde 50, mayına basma ve patlayıcı madde kullanma yüzde 52 azalmış.
2009 yılı boyunca verdiğimiz şehit sayısı 62, yaralı sayısı ise 153.
Aslında 2010 yılının ilk başlarında da bir düşüş eğilimi söz konusuydu.
Ta ki Mavi Marmara vahşetinin yaşandığı 31 Mayıs gecesine kadar.
Mavi Marmara Katliamının olduğu gece 7 şehidimiz var.
31 Mayıs'tan bu yana verdiğimiz şehit sayısı 18.
Aynı sürede terör örgütünün düzenlediği çeşitli saldırılarda yaralananların sayısı 100.
Neredeyse 2009'un toplamına denk.
31 Mayıs'tan bu yana terör saldırısının olmadığı tek gün yok.
Ama bütün bunlar bir yana, terör örgütünün, 1 Haziran'ı yani 31 Mayıs'tan sadece 1 gün sonrasını, yeni saldırı dalgasının başlangıç günü ilan etmesi bile yeterince şüpheli değil mi!
Bu hiç bilinmeyenli denklemden çıkan sonuç şu;
İpin ucu puştun elinde..
Komplo bunlar komplo
İki inek ahırda konuşuyormuş.
Biri demiş ki, "Yahu şu insanlar ne iyi yaratıklar... Yemimizi veriyorlar, suyumuzu veriyorlar, altımızı temizliyorlar. Bir güzel bakıyorlar.."...
Diğeri de katılmış buna; "Haklısın" demiş, "Haklısın. Lakin geçen gün kulağıma şöyle bir şey çalındı. Bu insanlar bizi besliyorlar ama, daha sonra kesip etimizi yiyeceklermiş..."
İlki, umursamaz bir tavırla, "Boşver" demiş.
"Komplo bunlar komplo. Yemene bak sen!..." (Selami Güdener/habervaktim.com)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




