Yeni tanıştığım birisiydi, bir gün bana, "Bu kadar sözü nereden buluyorsunuz? Birçok insana / öğrenciye kendinizi nasıl dinletiyorsunuz?" Kayışdağı'nı göstererek, "Şu dağı al şu tarafa taşı deseniz taşırım ama 'İnsanların karşısına geç, onlara söz söyle' deseniz söyleyemem, onlara söz dinletemem" demişti.
Bu sözleri ilk duyduğumda, "Bu adam ne demek istiyor?" demiştim kendi kendime... Yapılan işin önemini mi belirtiyor, saygı duyduğunu mu söylemek istiyor? Sözü mü önemsiyor, yoksa sözün berhava olduğunu, önemli olanın ise maddî bir iş yapmak olduğunun mu vurguluyordu?
Ben bu adamın sözünü kulak ardı etmedim, edemezdim, önemsedim kendimce yordum, zihnim gitti bir yerlere bu söz dolayısıyla... Bazen hiç ummadığınız bir insanın ağzından büyük sözler çıkar. Söyleyenin durumunu göz önüne getirerek üzerinde düşünmeyiz bile...
Öncelikle, sözün zevahirine takılıp orada kalmak da mümkün, ötelere geçmek de... Çünkü herkesin hayatta yapabileceği bir işi, bir becerisi vardır. İnsana bilmediği bir şey dünyanın en zor işi olarak görünür, bir başkası için çocuk oyuncağı olsa bile!
Söz söyleme becerisi herkeste farklı farklıdır. Birileri bütün işini, gücünü söz söyleme sanatına (!) bağlamıştır. Ekmeğini dilini kullanarak kazanır. Bu kişilerin önemli bir kısmının söylediği sözlerin içi bomboştur. Saman alevi gibidir, parlaktır, keskindir fakat tesirsizdir.
Dışı cilâlı fakat içi boş laflar, söz söylemesini bilmeyenlerin çok hoşuna gider, ağızları açık dinlerler bu tipleri... Hani Türkçemizde "laf ebesi" denen tipler var ya, işte bunlar onlardır ve geçimlerini böyle temin ederler. Bu tipler, söz söylemesini bilmeyip de laf olsun da ne olursa olsun diyenlerin hoşuna gider...
Toplumumuzda bunların sayısı oldukça kabarıktır. Konuşmak teşvik edilir. Konuş da ne konuşursan konuş... Bu tipler büyük itibar görürler... Arz talep meselesi yani! Onun için toplumda iş üreten az, laf üreten çoktur.
Gerçekten işi laf ebeliği olup da bunu meslek edinenleri geçiniz. Onların mesleği budur. Bir de mesleği laf ebeliği olmadığı halde, işlerini boş konuşmaya dönüştüren tipler vardır. Bunlar bazen okulda öğretmen, bazen cami kürsüsünde vâiz, bazen üniversite kürsüsünde hoca, bazen bir doktor, bazen iş adamı, bazen de esnaftır.
Gerçek işini yapması gerekirken, minder dışına çıkarak "masal" anlatmaya çalışırlar. Ağız kalabalığı yaparak göz boyamaya çalışırlar. "Dur bakalım, sor hele, niçin böyle yaptım ya da böyle söylüyorum" diyerek karşısındaki insan aptal yerine koyarlar. Bunların yaptığına söz söylemek mi denir?
İnsanlara söz söylemek, söz dinletmekten çok farklı bir şeydir. Doğru söylüyordu, dağı taşırım fakat insanlara söz dinletemem diyen kişi... Çünkü insanlara söz söylemek, söylenen sözü dinletmek, koskoca bir dağı taşımaktan daha zordur.
Sözün bir haysiyeti vardır. Söz kutsaldır. Söz dinleyecek kişiye söylenir, söz israf edilmez. Söz "söz"dür, söz sözü bağlar. Bağlanan söz çözülmez, çözülen söz bağlanmaz. Söylenen söz eyleme dönüşen sözdür. Çünkü söz eylemdir. Söz eylemi, eylem de sözü bağlar.
Söz ağızdan çıkar. Ağızdan çıkan söz, sese dönüşünce duyan kişi ile duyuran arasında bir mukavele gerçekleşir. Mukavele "kavilleşme"dir yani "sözleşme"... Sözleşme yeryüzünün en güçlü "kanun"u olur. Söz söylemek sözün kanunlaşması demektir.
Türküde de öyle demiyor mu? "Kavlimiz ne idi ne oldu bize?" derken de insan ilişkilerinin temelini "söz" oluşturuyor. Yine insan hayatının en önemli hadisesi olan evliliği de, kaville hem de dünya hem âhireti kapsayacak şekilde, "Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle..." diyerek kutsal bir sözleşme haline getirmiyoruz mu?
Kimileri için söz insanı Ferhat yapar, dağları deler, kimileri de su üstüne yazı yazar gibi "Dilin kemiği yoktur" der ve ağzına geleni söyler, tartmadan, biçmeden... Onun için birilerinin ağzında söz "yalama" olmuştur.
Sözün nereye varacağını sözü söyleyen kişi bilir. Bu hususla ilgili atasözlerinde uyarı niteliğinde bazı örnekler yer almaktadır. Söz gelimi "Asılmış adamın evinde ipten söz edilmez." "Kediye 'pis' deme, sahibi alınır." "Söz, yerinde olunca doyulmaz." "Sözünü bil, pişir; ağzını der derviş." "Ağızdan çıkan, başa değer." "Dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez." "Söz namustur." "Sözünden dönen nâmerttir." "Yiğidin sözü, demirin kertiğidir."
Hâsılı her şey, yerinde güzeldir. Söz, söz olarak söylendiğinde, iş yerinde ve zamanında yapıldığında... Çünkü söz söylenmek, iş yapılmak ister. Taş yerinde ağırdır. Sözün de işin de kıymetini bilmek gerek...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



