Boş zaman sosyolojisiyle ilgilenen uzmanlar, kişinin, mesleği dışında, vaktini ne ile geçirdiğini ve nelerle ilgilendiğini dikkate alarak, onu tanımaya çalışıyorlar. Buradan yola çıkarak, insanların ilgi alanlarını ve hayatlarını nasıl geçirdiklerini, neler üretmeye çalıştıklarını tanımlayıp ve bu kimselerin yaşadığı toplumu ve kültürünü, kimliğini ortaya çıkarıyorlar. Onlar bu çalışmalarıyla bir yerde kişinin nezdinde toplumu toplumun nezdinde kişiyi anlamaya çalışıyorlar.
Boş zaman, kişinin, kendine ait hissettiği ve özgürce hareket edebildiği bir süreçtir. Bu süreçte her insan kendi doğal yapısını, ilgi alanlarını, yapmak isteyip de yapamadıklarını hayata geçirmeye çalışır. Bütün hafta çalışan ve kendisine biçilen rolü yerine getiren bir insan, hafta sonlarını, tatilleri, işinden arta kalan vakti kendine ait olarak görüyor ve zamanın içini istediği bir şeyle dolduruyor. O yüzden bir insanı anlamak ya da tanımak istedimizde boş zamanlarında neler yaptığına bakabiliriz.
Eğitimci bir komşum vardı, "Pazarımı kimseye vermem, pazarlar bana ait" derdi. Haftanın diğerler günlerinde, bir memur olarak rutin vazifelerini yerine getiren bey Pazar günleri, bu alandan çıkarak özgürleştiğini hissediyor ve vaktini istediği, sevdiği, ilgi duyduğu bir işle geçirmeye karar veriyordu. Doğal olarak, eğitimci komşumuz için, tatiller okumak demekti.
Hafta sonları okunacak kitaplar bir gün önceden seçilip masaya dizilir ve ertesi gün okunurdu. Akşamları da, kitaplardan süzülüp gelen bilgi, ailenin diğer fertleriyle paylaşılır ve bu insanların zihninde hayat bulurdu. İnsan böyle bir örneği görünce, tatillere ya da iş hayatından arta kalan vakte, boş zaman demeye içi el vermiyor. Aksine, bu vakitte, hayır hasenatlar, iyilikler, sanatsal ve kültürel faliyetler icra ediliyor... Çünkü kişi, böyle zamanlarda kendine vakit ayırıyor, kendini tanıyor, iç muhasebesini yapıyor ve iç dünyasında varolan değerli istidatları işliyor. Bu yönüyle düşündüğümüzde modern dünyanın boş zaman dediği şey, hayatın kendisini inşa eden önemli bir kavram...
İnsan boş zamanlarında ne yapıyor, ne ile meşgul oluyorsa, kendisini yaptığı bu eylemleriyle tanımlayabilir. Çünkü, en değerli yapıtlar, en değerli işler bu zamanlarda üretilir, kültür, gelenek, örfi güzellikler bu alanda hayat bulur. Sorumluluk sahibi kimseler varoluşsal hedeflerini böyle anlarda ortaya çıkarırlar.
İşten arta kalan vakitlerde, birçok kişinin, sanatla meşgul olduğunu, resim yaptığını, edebiyatla ilgilendiğini, eğitim çalışmalarına katıldığını, hayır işleriyle meşgul olduğunu, bahçe işleriyle uğraştığını görürsünüz. Sırf para kazanmak için yaptığınız işleri, bir süre sonra bir başkasına devreder ve evinize çekilirsiniz. Oysa, toplumların kültürel dokusunu oluşturan zenginlikler, belli bir yaştan sonra üretilir ve hayat bulur. Bütün bunlar, boş zaman diye tanımlanan ve aslında kişinin kendine ait olan o özel alanda, kısa süreçte elde edilir.
Madem ki, boş zamanlar sanıldığı gibi vakit geçirmenin, eğlenmenin bir aracı değil, üretmenin, özgürlüğün ve estetik zenginliğin ekildiği bir vakittir öyleyse buna başka bir isim bulmak gerekir diye düşünüyorum. Az önce de belirttiğim gibi, kişiye özel biçim ve form kazanabilen bu alana, boş zaman değil, özel zamanlar, değer ekip, değer biçtiğimiz zamanlar demek daha yerinde olur.
Ancak bu, zamanın içini dolduran, hayatın kalbini okuyan, varoluşsal gerçeğini idrak eden, bir yolcu olduğunu bilen kimseler için geçerlidir. Yoksa, boş zamanında, sorumsuzca eğlenmeyi, israf içinde yaşamayı, gösteriş yapmayı... hüner sayan kimseler için elbette zamanın içi boşaltılmış ve heder edilmiştir. Boş zaman olsa olsa bu insanlar için kullanılabilir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



