Bu yazıyı yazarken, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı'nın Van'daki deprem nedeniyle yeni proje hazırlığında olduğu seslendiriliyor televizyonda. Aynı anda yüzlerce ölü ve yaralı beden beton yığınlarının altından kurtulmayı umuyor. Virüs gibi yayılan çok katlı binaların müteahhitlerinin himayecisi hükümetimizin Teknoloji Bakanı'nın yeni projelerinde çok katlı bina yasağı bulunuyor mu bilmiyorum ama ağaların oğullarına peşkeş çekilen arazilerde her gün yüzlerce yeni bina dikiliyor.
Üst üste yığılmış beton yığınlarının bir de televizyonlarda reklamları yapılıyor. Ve o reklamları yapılan beton yığınları İzmit'te, Düzce'de, Avcılar'da, Van'da bir depremle yerle bir oluyor. Haramzede müteahhitlerin (Son yıllarda bu haramzedelerin 'Selamünaleykum' diyenlerinde büyük bir artış var) estetikten, çevrecilikten uzak beton yığınları haline getirdikleri şehirlerimiz artık yaşanamaz hale gelmiş. Müteahhit-siyasetçi ele ele dünümüzü olduğu gibi bugünümüzü ve geleceğimizi de beton yığınlarının altına gömüyor.
Biri çıkıp televizyonda 5 yıl yüzde 0 faizli 20 katlı beton yığınının reklamını yapıyor, diğeri ABD'ye gidip "Ankara'da Hollywood kuracağım" diye bizimle alay ediyor. Be adam sen önce yolları, suları, otobüsleri temizleyip yenilesene. Üst üste yığdırdığın binaları çevre düzenlemesiz yaptırdın, bari yeni parklar, yollar yap da insanlar nefes alsın.
Müteahhitlere ve siyasetçilere söylenecek o kadar söz var ki... Hele ki bu siyasetçiler ve müteahhitler 'muhafazakar-İslamcı' olsun. Onların günahını saymak için ciltlerce kitap yazmak gerekecek.
Kendilerinden başka kimseyi muhafaza etmeyen 'İslamcı müteahhitler'in siyasetteki karşılıkları ise BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) için harıl harıl bir çalışma içerisinde. BOP ideolojisinin en büyük düşmanları İslamcıların bugün can gönülden birer BOP'çu olması ilginç değil mi?..
70 yaşındaki Kaddafi'nin kafasına ve yüzüne 'Allahü Ekber' diyerek taş ve silahla vuran beyinsizler BOP'un yürütücüsü ABD'nin yeni lejyonerleri. Lejyonerler acımasız ve zalim olur. Öldürmeye kilitlendikleri için merhamet diye birşey yoktur. Kaddafi "Günah işliyorsunuz" dedikçe, onlar ağızlarından salyalar akıtarak silahla, taşla, yumrukla vurdu. Kimisi silahını, kimisi yüzüğünü, kimisi elbisesini, kimisi arabasını çaldı.
Kaddafi tüm bunları belki de haksız yere elde etmişti ama onu İslam adına kan bere içinde bırakanların bu eşyalara el sürmesi ne kadar da ironik kaçıyor. Kaddafi zalim olabilir, belki de değil, bilmiyoruz ama onun ve oğlu Mutassım'ın son görüntüleri bir cesaret örneği. Sonuna kadar savaştılar ve teslim olduklarında çapulcularca katledildiler. Müslümanların düşmanı NATO, konvoyunu vuruncu, leş kargaları gibi saldırdı lejyonerler. Esirlere, kadınlara, çocuklara, yaşlılara dokunmak yasak değil mi dinimizde? Bu leş kargaları tekbir getirirken, dinin bu yasağından haberdar değil miydi? Hadi bunlar haberdar olmasın, peki bizdeki BOP'çular da mı bilmiyorlar 'esire dokunmama' kuralını.
Kim ne derse desin, Kaddafi ve oğlu Mutassım NATO ve işbirlikçi BOP'çu İslamcılara karşı savaşarak şerefli bir şekilde ölmüşlerdir. ABD ise Libya'da kurmuş olduğu Müslüman lejyonerlerle Türkiye'ye doğru ilerliyor. Eğer Suriye'de Esad da Kaddafi'nin akıbetine uğratılırsa, sıra bize gelecek...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



