1970'lerden beri dava arkadaşım Ahmet Sarıtürk şimdinin İHH yönetim kurulu üyesi olarak iki kez Somali'ye gitmiş gelmiş şu son ayda. Bu haftaki radyo programıma katılıp da anlattıklarından aldığım notlar şöyle: 'Afrika kıtasında halkı 0 müslüman tek ülke olan Somali halkını dönüştürmek için nice projeler yapan yabancı güçlerin bıraktıkları işbirlikçi kukla yöneticiler de bir işe yaramayınca ülkeyi açlık ve kıtlıkla başbaşa bırakmışlar. Ayrıca uygulattıkları yanlış tarım poitikaları ile P'si verimli arazi olan topraklarından ancak % 2'sini kullandırarak ziraatlerini de iflas ettirmişler. İnançlı halkın güçlü direnişi karşısında tutunamıyan yabancı güçler coğrafi konum itibarı ile de sonderece stratejik yerde bulunan ülkeyi kontrol etmek üzere bu sefer Kenya Somalisine de Birleşmiş Milletleri yerleştirmişler.'
Topkapı Teknik Oto Camii
1994 yılından beri Topkapı Teknik Oto Camii'nin imam hatibi kadim dostum Ahmet Yüter Hoca'nın başlattığı farklı bir çalışma ile her Cuma namazından önce bir akademisyen, sanatçı veya yazar ile cemaatini Cuma vaazında buluşturması idi. Şimdiye kadar böylece 400 davetli konuşmacı gelmiş..
O kadar disiplinli çalışıyorlar ki beni bu Cuma sohbetine 'konuk vaiz' (guest-star sanki) almak üzere evime yolladıkları servis bile tam vaktinde kapının önünde hazır idi. Üstelik arabasıyla almaya gelen gönüllü kişi Merter'de bir tekstilci işadamı idi... Ama camiyi görseniz. Önceki hafta gittiğim Eminönü'deki İznik çinili Rüstempaşa Camii'nde sandım. Otosanayi içinde böylesine içaçıcı çini ferahlığı, emeği geçenlerin estetiğine hayran bırakıyor. Üç katı da nasıl müdavim cemaatle dopdolu idi. Her semtten bu farklı sohbet nedeniyle gelen cemaat hem farklı bir vaiz dinliyor hem de Cumasını eda etmiş oluyor.
Bir de web sitesi var bu çalışmaların derlendiği: www.aydinlarcamide.org. İnternetten girip bakarsanız orada yapılan çalışmaları ve gelen katılımcıların video sohbetini de izleme şansınız var. Aslında kendilerine şöyle bir teklifim de oldu. Camiye koyacakları bir internet modemi ile zaten o anda kamerayla çekilen sohbeti online olarak ötelere ve evlerinde izlemek isteyenlere görüntü hizmeti sağlanabilir. Bu, ismiyle müsemma Teknik camiye de bu yakışır. Ne keyifli bir meslek ama camide sohbet etmek. Ne sahne, ne televizyon ve ne de radyo sunuculuğuna benziyor. Onlarca kişi karşımızda oturmuş hiç itirazsız gözlerinizin içine bakıp sizi dinliyor. (veya dinlermiş gibi yapıyor. Tabii sizin performansınıza bağlı). 50 dakikalık bana ayrılan vaktin nasıl geçtiğini anlayamadım. Ayakta yaptığım sohbette işlediğim konu ise, bizim bakış açımızdan mizah, gülmece ve nükteyi ancak bir hikmete dayalı olursa anlam kazanacağını üstadımız Nasrettin Hoca'dan örneklerle sundum.
Hayırlar fethola, şerler defola!..
1 Ekim Camiler Haftası
Diyanet İşleri Başkanlığı bu sene camiler haftasını çocuklara ayırmış. Ne iyi etmiş. Cami ve çocuk deyince aklıma iki şey geldi. Biri geçen Cuma gittiğim Topkapı'daki Oto camiindeki Ahmet Yüter hoca yaz Kur'an Kursu'na daha çok çocuk çekmek için çocuklara anket yapmış. Sonuçta en sevdikleri oyun futbol çıkınca caminin en üst katı en geniş sahalı ve halı döşeli olması itibarı ile hergün kurstan sonra camide çocuklarla halı saha maç yapmışlar. Çocuklar neredeyse tüm yazı camide geçireyazmışlar. Diğeri de Somali'de Doksi geleneği. Somali'de çocuk ve aileler kendilerine karınları doyduktan sonra en çok ne istedikleri sorulduğunda hepsinin cevabı Doksi imiş. Doksi ise Somali'ye has bir adet olarak çocukların 3 yaşından itibaren minik de olsa bir çatı altında, bir sınıf veya mekanda başlarına bir hoca tayin edilerek başta tüm namaz sureleri olmak üzere arkadaşları ile birlikte hafızlık çalışmaları yapmakmış. Üstelik bu adeta kendi aralarında tekerleme yarışması yapar gibi hafızlık müsabakasıyla hayatta en zevk aldıkları bir gelenekmiş. (Boşuna değilmiş yabancı güçlerin Somali'de barınamayıp defolup gitmeleri)
Haftanın götürdükleri
Başlık olarak hep Haftanın Getirdikleri veya Günün Getirdikleri lafı kullanılır. Neden? Çünkü insanoğlunun nefsi almaya programlanmıştır da ondan. Vermek ona zor gelir. Ama kader alınca da ağlamaya başlar. Bilmez ki verilenler de alınanlar da ona ait değildir.
'Veren de O alan da O, nedir senden gidecek?
Telaşını gören de mal senin zannedecek'... (NFK) veya dilimizde tekerleme olmuşuyla:
Mal sahibi mülk sahibi. Hani bunun İlk sahibi?
Mal da yalan mülk de yalan, al biraz da sen oyalan...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



