Peygamber Efendimizi kendi canımızdan daha çok seveceğiz. Bunu da kendi canımız için yapacağız. Bizim bunalımlarımız, streslerimiz, iflaslarımız, düşüşlerimiz, hapse girişlerimiz, can sıkıntılarımız, cana kıymalarımız, tacizlerimiz, işkencelerimiz bizim aklımızın ve nefsimizin ürünüdür.
Çok sevdiğimiz can ve tenimizi çok beğendiğimiz aklı ve nefsimizle zora sokuyoruz. Biz kendi canımızı sevdiğimizden temiz hava, bol gıda, güzel giyeceklerle süslüyoruz. Ama kimyagerin gözünde gıdalı görünen, fakat iki dünyada da zararlı görünen haram yiyecek, içecek ve giyecekleri bize bildiren peygamberimizdir. Peygamberimizin bize olan hırsı ve hassasiyeti, Annenin yavrusunu zararlı ve tehlikeli şeylerden korumak için gösterdiği gayret ve hassasiyetten daha fazladır. Rabbimiz buyurur: "Peygamber, müminlere canlarından daha evladır.." (Ahzab suresi ayet: 6)
Anne ve babalar bilmeden ve istemeden haram yiyeceklerle bizi besleyip büyütebilirler.
Ülkeleri sömürürler ama büyütüp süsledikleri çocuklarını cehenneme hazırladıklarının farkında olamazlar. Ama peygamberimiz, bizim iki dünyamızın da güzel olmasını ister. O bizi, bizim canımızdan daha fazla sever. Hayatın bütün inceliklerini bilen, ona göre nazik bir tavır alan, sözlerin en yumuşak ve tatlısıyla konuşan, hayvanlık derekesine düşürülen insanı, insanlık derecesine yükselten sevgili peygamberimizin emir ve tavsiyeleri bizim anne ve babalarımızın emir ve tavsiyelerinden daha faydalıdır.
Ayette "... canlarından daha evladır" demekle aşağıda hadisi şerifin açıkladığı "Anne, baba ve diğer insanlar sözünü de içine almaktadır.
Çünkü insanlar, "canım canım kendi canım" derler. "Önce can sonra canan" derler.
Mekke-i Mükerreme'de 1990 yılında meydana gelen "Tünel faciasının tam ortasında saatlerce ölümle burun buruna yaşayan bir arkadaşım "Beş metre ilerimde oğlum bana "Baba ölüyorum" dediğinde "Ben de ölüyorum" diye karşılık verirken oğluma hiç üzülemedim" demişti.
Hani, maymunla yavrusunu bir kazana koymuşlar, altından ateşi yakmışlar. Kazanın dibi ısınınca maymun yavrusunu kucağına almış.
Ateşin şiddeti artınca ayak dayanamaz hale gelince yavrusunu ayağının altına almış" derler ya işte can derdi öyle bir şey.
Rabbimiz de "(İkinci Sûr'un) Kulakları patlatan gürültüsü geldiğinde, kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve oğullarından kaçacak" diye haber veriyor ki önceden tedbir alalım.
Allah (c.c.) amel defterlerimizi meleklerine vermiş. Eğer bizi en fazla seven anne ve babamızın eline verseydi sevdiği zaman cennete, kızdığı zaman cehenneme gönderecek şeyler yazardı.
Anne ve babaya "Öf" bile dememeyi bize öğreten Kur'an'ı bize açıklayan O.
Onun için Allah'tan sonra en çok peygamberimizi seveceğiz. Ebu Davud'un Süneni'nde sahabeden biri "Peygamberimiz bize her şeyi öğretti, hatta tuvalette tahareti bile o öğretti" diyor.
Türk işçileri Avrupa'ya varmadan önce Avrupa'nın evlerinde tuvalet yoktu desem bazıları inanmaz ama Avrupa'dakiler ile oraya gidip gelenler inanırlar. Ama Müslümanlar 1400 küsur yıldır her Cuma yıkanırlarken her cünüp oluşlarında da yıkanmaya devam ederler.
Sevgili peygamberimiz, "Sizden biri, beni kendisinden, malından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe gerçekten iman etmiş sayılmaz" buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. İman)
Bu hadisi biraz abartılı bulanlar okusunlar: "De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız evler, size Allah'tan Rasülü'nden ve O'nun yolunda cihattan, daha sevgili ise o halde Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah fasık topluluğa hidayet vermez. " (Tevbe suresi ayet: 24)
Sevgi de gönülden olmalıdır.
Çıkarlarımızın gereği olan sevgiler mantık sevgisidir. Muhabbet, sevgi örnek almayı gerektirir.
Kişi sevdiğini taklit eder.
Günümüzde toplumu rahatsız eden kötülüklerin hepsi, taklit edilen yabancıların bize saçtığı mikroplardır. Köle olarak Mekke'ye getirilen, peygamberimizin yanında özgürce yaşayan Zeyd Bin Harise'nini anne ve babası Mekke'ye gelip yavrularına kavuştuğunda efendimiz onu özgür bırakmasına rağmen o anne ve babasını ikna ederek Allah rasülünün yanında kalmıştır. Onun içindir ki Zeyd'in adı Kur'an'da geçmektedir. (Bak, Ahzab suresi ayet: 37)
Kur'an'da bir de Ebu Leheb'in adı geçer. Ama cehennemlik olduğu bildirilmesi adı geçmektedir.
Zeyd, peygamberini anne ve babasına tercih etmiştir. Ebu Leheb ise putlarını, peygamber yeğenine tercih etmiştir. Tercihimizi bu dünyada yapalım.
Ahirette kimin yanında olmak istiyorsak onun yolunu izleyelim.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



