milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • ÖĞRETMENLERE YÜKSEK LİSANS İMKANI
  • HALEP'TEKİ PATLAMALAR: "25 ÖLÜ, 175 YARALI"
  • BÖYLE BİR DAYATMAYA MUHALEFET OLARAK KESİNLİKLE BOYUN EĞMEYECEĞİZ
  • SURİYELİ MUHALİFLERİN SINIR DIŞI EDİLMESİNE TEPKİ
  • KAMPTA İSLAM DİNİNE SAYGISIZLIK HAD SAFHADA
  • ''MOBİL'' AİLE HEKİMLERİNİN İŞ YÜKÜ HAFİFLEYECEK

Bizde istifa geleneği neden yok?

08 OCAK 2010
CUM 02:10

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Japonya'da herhangi bir bürokrat ya da siyasetçi bir yolsuzluğa, hırsızlığa, ihmale adı karıştığında istifa eder, görevinden çekilir. Hatta birkaç yıl evvel medyaya da yansıdığı gibi harakiri yapanlarına da rastlanılmıştır. Adam istifa ile kalmaz namus ve şeref duygusuyla canına kıyar. Toplumun önüne nasıl çıkacağım deyip hayatına son verir.

Kimi Avrupa ülkelerinde de böyledir. Bırakalım bizzat suçun içinde olmayı, belki suçsuz olduğu halde ya da olayda sadece ihmali olduğu halde erdemli davranarak istifa edenler vardır. Bunu ister toplumsal baskı, ister kişisel vicdani duyarlılık, isterse kanuni gerekçelerle isimlendirin neticede gelişmiş birçok ülkede, kamu yönetiminde ve siyasette istifa geleneği oluşmuştur. Bu, o ülkelerde yolsuzluk, hırsızlık, ihmalkârlık gibi durumlar olmuyor anlamına gelmez. Elbette az da olsa oluyor ama kendisini sorumlu addedenler isimlerinin kirleneceğini düşünerek istifa ediyorlar.

Peki, bizde durum nedir? Gerçeği söylemek gerekirse içler acısıdır. Bizde adı yolsuzluğa, şaibeye, suça karışmış siyasetçiler, bürokratlar bırakalım istifa etmeyi koltuklarına sıkı sıkı yapışarak görevlerinden ayrılmak istemezler. Bu ülke yüce divana çıkarılan, değişik suçlardan ve gayr-i ahlaki tutumlardan yargılanan ama utanmadan elini kolunu sallayarak ortalıklarda dolanan siyasetçi ve bürokratlarla doludur.

Bizde kimi siyasetçiler o kadar haris ve yüzsüzdürler ki defalarca sandıkta kaybetmelerine, bütün popülaritelerini yitirmelerine rağmen iktidar ve güç için hala didinip dururlar. Kimi bürokratlar sorumluluk makamında oldukları halde kendi görev alanlarında oluşan büyük çaplı olaylar yüzünden bırakalım istifa etmeyi yüzsüzce kameralar önüne geçerek tuhaf açıklamalar yaparlar.

Ama bir türlü hatalarını kabul edip "evet ben hata ettim, kurumuma sahip çıkamadım, ben bizzat suç işlemediysem de emrim altındakilerin ihmali ve suçu beni de bağlar" deyip gereğini bir türlü yapamazlar.

Bunun değişik sebepleri vardır. Bir defa bizde kamu ahlakı, kamu yönetiminde etik anlayışı çok gelişkin değildir. İkincisi hangi kademede olursa olsun bir koltuğu işgal edenler nedense sorumluluk duygusuna sahip değildirler. Elindeki bütün kaynaklar dolayısıyla hesap vermek durumunda olanlar nedense buna pek yanaşmazlar. Üçüncüsü siyasal iktidarların getirdiği adamlarla önceden atanmış adamlar arasında görünen-görünmeyen kavgalar vardır. İktidarın göreve taşıdığı adamlar postu deldirmemek, cümle aleme rezil olmamak, iktidarı eleştiri oklarına maruz bırakmamak adına, karşı taraf da bazen sırf iktidardakilere gıcıklık olsun diye ya da ideolojik sebeplerle ideal etik davranışlarda bulunamazlar.

Trenler devrilir, insanlar ölür kimsenin umurunda değildir. Sorumluluk makamında olanlar evet burada bizim de ihmalimiz var deyip kendiliklerinden çekilmezler. Bir bölgede güvenlik zafiyeti oluşur, görevi ihmal nedeniyle canlar telef olur, istifa kimsenin aklına gelmez. Bir yerlerde milletin malı telef edilir, kamu malı yağmalanır kimse sesini çıkarmadığı gibi yine sorumluluk makamını işgal edenler nedense hiç istifa etmeyi düşünmezler.

Kimi kamu idarelerinde vurgun, soygun ayyuka çıkar kimse istifa etmeyi aklının ucundan geçirmez. Bu ülke böyle işte, yüzsüzler, arsızlar ülkesi. Oysa makamlar, koltuklar gelip geçicidir, kimseye baki değildir. Başarısızlık da başarı da hayatın doğal akışında bulunan şeylerdir. Başarısız olabilirsiniz. Ama başarısızlığınızı örtbas ederek o koltuklara yapışıp kalırsanız emriniz altındakilerin bir süre sonra kurumunuza ve size verecekleri zarar, topluma verecekleri zarar tahmin edilemeyecek maliyetlere ulaşır.

"Benim ne suçum var canım" demekle olmaz. "Olayda benim de ihmalim de var mı?" demek gerekir. Eğer suç işleyen, görevini kötüye kullanan ya da görevini ihmal eden insanlar sizin emriniz altındaysa o vakit şunu kendinize sormak durumundasınız: Acaba personelime yeteri kadar eğitim veremedim mi ya da verdiremedim mi? Acaba motivasyonları mı düştü? Acaba yönetimde adaleti sağlayamadım mı? Acaba elimde bulunan imkân ve imtiyazları adil kullanmadım mı? Acaba emrim altındakilere sahip çıkmadım mı?

Herkes bulunduğu makamda yetkili ve imtiyazlı ama hiç kimse sorumluluk sahibi değil. Türk bürokrasisi kişilere sorumluluk bilinci yükleyemiyor. Elde edilen başarıysa eğer herkes başına üşüşüyor ama kötü günde ve başarısızlıkta ya da külfeti paylaşmaya gelince herkes sırra kadem basıyor. Oysa bizim geleneğimizde "Kenar-ı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu, adli ilahi Ömer'den sorar onu" ilkesi esas düsturdur. Vesselam.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 08.01.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: akif, çarkçı, makale,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Akif Çarkçı

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Seviyesiz siyaset
    2. Yırtıcı kapitalizmle yüzleşmek...
    3. Küreselleşme ve kapitalizm
    4. Adakent’in çilekeş çocukları
    5. Bizde istifa geleneği neden yok?
    6. Üretmeden tüket, sonra da iflas et!
    7. Horozu bol çöplüğün sabahı olmaz
    8. Cumhuriyeti monşerlerden kurtarmak
    9. Açılımın pas geçtiği noktalar
    10. Ülkede herkes provakatör, gerçek zanlılar nerede?
    1. Atatürk’ün ordu-siyaset ilişkilerine bakışı nasıldı?
    2. Alim ve arif arasında fark var
    3. MİT’in ele geçirdiği Siyonist protokol...
    4. Şehir, kültür ve medeniyet...
    5. Küreselleşme ve kapitalizm
    6. Neo-Con’ların İslâm’la mücadele stratejileri ve Türkiye yansımaları
    7. Ortadoğu’nun şımarık çocuğu Türkiye’den ne kadar güçlü?
    8. Milli Şairimiz Mehmet Akif Teşkilat-ı Mahsusa’ya çalışmış mıydı?
    9. Bir Ömrün Hikâyesi: Sabahattin Zaim
    10. Seviyesiz siyaset
    1. Alim ve arif arasında fark var
    2. Otomobil mi yiyip içeceğiz?
    3. İdam cezası geri mi gelmeli?
    4. Sorunlu olan, cemaatlerin politize olmasıdır
    5. Tümden yapılanma ihtiyacı
    6. Dini, ticarete alet edenler...
    7. Şarlatanlar, deliler, cimriler ve asalaklar
    8. Oligarşik güçlerin demokrasi tahayyülündeki arızalar
    9. “Azaltılmış İslâm” modeline içeriden desteğin sırrı nedir?
    10. MİT’in ele geçirdiği Siyonist protokol...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Böyle bir dayatmaya muhalefet olarak kesinlikle boyun eğmeyeceğiz
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. İrtica.org kuradan çıktı
    4. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    5. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    6. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    7. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    8. İktidar savaşı
    9. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    10. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
  • Diğer

    1. Öğretmenlere yüksek lisans imkanı
    2. Halep'teki patlamalar: "25 ölü, 175 yaralı"
    3. Suriyeli muhaliflerin sınır dışı edilmesine tepki
    4. Kampta İslam dinine saygısızlık had safhada
    5. ''Mobil'' aile hekimlerinin iş yükü hafifleyecek
    6. 881 yıldır ezan sesi yükselen cami
    7. Kazakistan'dan Kaşagan uyarısı
    8. Su kuşlarının sığınağı: Mogan
    9. RİDA, Afrika ve Türkiye'de 4 binden fazla yetime ulaştı
    10. ''Arama kurtarmadan sonra ilk yardım müdahalesi çok önemlidir''
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Derin savaş
    8. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    9. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    10. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. Türkiye tohum üretim ve ihracatında rekor kırdı
    4. Haniye İran'a gidiyor
    5. İstifa eden başkana tutuklama
    6. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    7. Sinemanın Ankara'sı
    8. Humus'ta kan durmuyor
    9. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    10. Polonya'da 62 ölü var!
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek