Şu anda dünya genelinde sivil toplum kuruluşarı olarak yardıma muhtaç insanlara en fazla yardımı kim yapar? Sorusuna cevabımız hemen "biz Müslümanlar" olacaktır.
Van depreminden, Tsunami mağdurlarından, Somali'de Amerikan tsunamisine maruz kalan Müslümanlara kadar yardım elini uzatan bizim halkımızdır.
Hatta Afrika'da bir devlete Kurban kesmeye giden bir İHH görevlisine Büyük Elçi "Başkentte dolaşan beyazların hepsi bu ülkeyi soyanların görevlileridir. Yalnız siz beyazlar buraya vermek için geldiniz" der.
Bu iki beyaz arasındaki fark ise yalnız dinleridir.
Adam cimri imiş. Ancak acımış ayranını dökmek mecburiyetinde kalınca ayranı dökmez, fakirlere dağıtırmış. Bir gün rüyasında kendini ölmüş olarak görmüş. Mahşer yerine toplanmışlar, herkesin hesabı görülürken cimrinin de hesabı görülmüş ve cennete gideceği söylenmiş.
Cimri cennete girince hoş geldin karşılamasında kendisine acı ayran ikram edilmiş. Birazdan yine acı ayran gelmiş. Acıktığını bildirmiş yine acı ayran gelmiş. Adam kızmış "Yahu burası nasıl bir cennet, hep acı ayran geliyor?"demiş. Cennettekiler. "Burası dünyada ektiklerini biçme yeridir. Sen dünyada iken hep acı ayran ikram ediyordun, şimdi cennette karşılığını acı ayran olarak buluyorsun"diye cevap vermişler. Adam uykudan uyanınca cimriliği bırakıp cömertliğe başlamış.
Her şeyin ölçüsünü bize bildiren ve bize bencil değil sencil olmayı öğreten, alırken satıcı gibi, satarken alıcı gibi olmamızı öğütleyen dinimiz cömertlik yaparken nasıl yapacağımızın ölçüsünü de vermiş ve:
"Ey iman edenler, kazandıklarınızın en güzellerinden ve sizin için yerden çıkardıklarımız¬dan (Allah için) harcayın. Kendinizin göz yumma (tiksinme)dan alamayacağınız pis şeyleri vermeye kalkışmayın. İyi bilinki, şüphesiz Allah Gani (muhtaç değil)dir, övülmeye layıktır." (Bakara 267)
Size verildiğinde tiksinti duyacağınız şeyleri başkalarına yardım olsun diye vermeyiniz.
Hatta vereceğiniz şeyler tiksineceğiniz şeyler değil, en sevdiğiniz eşyadan vermenizi öğütler kitabımız ve:
"Sevdiğiniz şeylerden Allah için infak etmedikçe asla iyiliğe erişemezsiniz. (Allah için) her neyi infak ederseniz şüphesiz onu Allah bilir." (Al-i Imran 92) buyurur.
İyi insan olabilmenin şartlarından biri de yaptığınız iyilikleri en iyisinden yapmak ve iyilik yaparken en iyi şekilde davranmaktır.
Bu ayet nazil olunca Hz. Ömer, Hayber'de hissesine düşen hurma ağaçlarıyla dolu sulak bir bahçe olan ve en sevdiği yer olan bu kıymetli yerin gelirini bağışlamış ve sevgili Peygamberimiz de orayı bütün insanlık ailesi için vakıf haline dönüştürmüş. (Ahmet, Müsned, 2/114,157)
Bizi cimriliğe sevk edenin şeytan olduğunu haber veriyor Rabbimiz.
"Şeytan sizi, (verirseniz) fakir olursunuz diye korkutur ve size fuhşiyatı, cimri¬liği emreder. Allah size, kendisinden bağışlama ve bolluk va'deder. Allah Vasi'dir (Lutfu, ihsanı boldur), bi-lendir." (Bakara 268)
Allah'ın himayesine girip muhlesıynden olmayan her insan biraz yaptığı kötülük oranında şeytanın etkisi altına girmiş demektir.
Allah'ın yarattığı nimetler içinde bize haram olanlar çok azdır. Helal olanlar çoktur. Kur'an'da ve sünnette haram olanlar bildirilmiş ve fakat helal olanlar bildirilmemiştir. Çünkü helaller sayamayacağımız kadar çoktur.
Biz bu nimetleri helal yollardan çok kazanıp Allah'ın kullarına dağıtmak için çalışalım.
Bu kriz günlerinde Ankara'daki yöneticileri tenkit ederken kendi cimriliğimizi gizlemek için onları malzeme olarak kullanmayalım.
Herkes kendi imkanlarından sorumludurlar.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



