Siirt’ten Bitlis istikametine doğru yola çıktığımızda tabelada 95 kilometre daha yol gideceğimizi yazıyordu. Bu da bize kabaca bir tahminle yaklaşık 1 saat direksiyon sallayacağımızı gösteriyordu.
Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Dar geçitleri bağrında saklayan ihtişamlı dağlar yolumuzu uzattıkça uzattı. Bitlis’e 2 saatte ancak varabildik.
Öğrendiğimizi göre bu bölgede Kasım ayı ile birlikte serpiştirmeye başlayan kar, Nisan ortalarına doğru ancak kalkabiliyormuş.
Geçen yıl da aşırı kar yağmış, sonra birden erimiş, dereleri sel almış götürmüş. Dolayısıyla sularda karayolunu alıp, götürmüş.
Yoldaki manzara haliyle hiç iç açıcı değil. Her taraf köstebek yuvasına dönmüş. Birinden kaçsanız, diğerine düşüyorsunuz. Bir de suların akışıyla yerinden sarsılan toprağın meydana getirdiği heyelanlarda cabası.
Gelirken birkaç noktada karayollarının çalışma yaptığını gördük. Ancak yeterli mi; kesinlikle hayır! Zira bahsini ettiğimiz bu yol, sadece Bitlis’in değil, Van’dan Antalya’ya, İran’dan Siirt’in Ziyaret İlçesi’nde bulunan Veysel Karani Hazretleri’nin türbesine gidenlerin de geçmek zorunda oldukları bir yol. Onun için gerekli tedbirlerin acilen alınması şart.
Velhasıl sarp kayaların hüküm sürdüğü, terörün bir dönem kendini yoğun bir şekilde hissettirdiği bu yoldaki manzara böyle.
***
Malumunuz, gazetemizin yeni promosyonu ile alakalı olarak tüm Türkiye’yi tarıyoruz. Biz de Genel Yayın Yönetmenimiz Necdet Kutsal ve Bilgi İşlem Sorumlumuz Selman Görükoğlu ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerimizi dolaşıyoruz.
Şimdiye kadar dolaştığımız illerdeki temsilcilerimiz ve Saadet Partili yerel yöneticilerin bütün olumsuzluklara rağmen ortaya koydukları çalışmalar her türlü takdire şayan.
İçimizi hem burkan, hem de şevk ve azmimizi kamçılayan öylesine olaylara şahit olduk ki. Hak davaya candan gönül veren bazı kardeşlerimizin "yeter ki davamız aziz olsun" diye çocuklarının rızkını bile buraya feda ettiklerine şahit olduk.
Bunları abartmak ya da demagoji yapmak için söylemiyorum. Hakikat böyle…
***
Bu satırları Bitlis’ten yazıyorum. "Bitlis’te 5 minare beri gel oğlan, beri gel" türküsüne konu olan şehirden… Selçuklulara ev sahipliği yapmış tarihi şehirden…
İki ayrı Bitlis gördük. Birisi tarihi kalenin hemen altında çukurda, dere boyundaki binlerce yıllık tarihi olan… Diğeri de "Ravha" denilen düzlüğe taşınmaya başlayan yeni Bitlis…
Eski Bitlis adeta bir açık hava müzesini andırıyor. Hamamlar, külliyeler, medreseler, köprüler… Eskiye olan bir özlem kokuyor, adeta…
Ama aynı Bitlis, kahvehanelerin önünde "belki iş bulurum" ümidiyle oturan çaresiz insanlara da ev sahipliği yapıyor.
Malum, Bitlis tütünü meşhur. Ve de herkesin tek gelir kaynağı. Bir de sigara fabrikası var. O da şehirdeki tek fabrika. Selam verip konuştuğumuz üç kişiden biri buradan emekli.
Esnaf için de "can damarı" olmuş. Orası işleyecek ki, iş olsun, tencere kaynasın.
Fakat bir süre önce AKP iktidarı tarafından kapatılmak istendi. Kapısına kilit vuruldu. Ama halk direnince şimdilik kapatma kararı askıya alındı. Ağır aksak da olsa fabrika çalışıyor.
Ancak herkes fabrikanın eninden sonunda kapatılacağını biliyor. Zira iktidar buna kafayı takmış.
Peki, kapanırsa ne olacak? İşsizlikle boğuşan kitleye 400 yeni nefer daha katılacak.
Dolayısıyla bu da hızlı göçe sahne olan şehrin daha da boşalmasına sebep olacak.
Nur Caddesi’ndeki esnafa…
Kazım Dirik Caddesi’nde bulunan bir kahvenin önündeki Bitlislilere sorduk:
- Halinin keyfiniz nasıl?
- Vallah iyiyiz, iyi olmasına, ama. İşsizlik bizi fena bunaltıyor, artık. Biz niye oy verdik, Tayyip’e; "iş bulsun, aş bulsun" diye. Vermez olaydık.
-
Bitlisli bir taraftan fabrikası kapanmasın, işsizlik bitsin beklentisini dile getiriyor, diğer taraftan hayvancılığa destek istiyor, yeri hazır olan üniversitenin bir an önce yapılarak açılmasını bekliyor.
Bu arada AKP’li Belediye Başkanı Cevdet Özdemir’e de verdiği sözleri tutması için mesaj gönderiyor. Hele bir tanesi vardı ki, ısrarla bize Milli Görüşçü Belediye Başkanı Yaşar Buhan döneminde yapılan hizmetleri anlatıp, durdu. Hem de hiçbir zaman bu kadrolara oy vermediğinin altını çizerek.
Velhasıl, Doğu Anadolu Bölgesi’nin ‘parlayan yıldızı’ olması gereken Bitlis, ne yazık ki hak etmediği muameleye maruz kalıyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



