Fetret fasıla anlamında kullanılır. Bir yönüyle bunalımı da ifade eder.
Onun için Osmanlı'nın Ankara Savaşı sonrası yaşadığı fetret devrine "bunalım devri" ya da "fasıla-ı saltanat" da denmektedir.
Elbette fetret devri sadece Osmanlı'da yaşanmamıştır. Her ne kadar adı konmasa da tarihin her döneminde fetret dönemleri illaki bir şekilde yaşanmıştır.
Dikkat edilirse görülecektir ki, fetret dönemleri güzel haberlerin de müjdeleyicisi makamındadır her zaman. İşte sizlere tarihimizden bazı anekdotlar:
Hz. İbrahim (as) ile Mezopotomya üzerinden yeryüzüne Hak hakim olmuş, ancak Mısır'da firavunlar Hak düzeni ifsad edip batıl düzen kurmuşlardır. Uzunca bir dönem firavunların zulümleri devam ederken tam da insanlığın tıkandığı noktada -yani fetret döneminde- Cenab-ı Hak, Hz. Musa (as)'yı göndermiş ve Hak yeniden hakim olmuştur.
Hz. Musa'dan sonra yine aynı süreç yaşanmış ve batıl bu kez de Yunan maskesiyle hakimiyeti sağlamış, ancak bunun akabinde Hz. İsa ile Hak yeniden gücü elde etmiştir.
Hz. İsa (as)'dan sonra zulmün yeni adı Roma İmparatorluğu olmuş, onun ömrü ise bizim peygamberimiz Hz. Muhammed'in hicretiyle son bulmuş ve tam 1000 küsur yıl Hak yeryüzünde hakim olmuştur.
Osmanlı, 1402 yılında Timur'la giriştiği mücadeleyi kaybetmiş ve fetrete girmiştir. Her şey bitti, artık bir daha ayağa kalkılmaz denilen bir vakitte Çelebi Mehmet birliği sağlamış, devleti eski gücüne kavuşturmuştur.
Çok değil fetretten 30-40 yıl sonra Fatih Sultan Mehmet Han atını denize sürmüş ve dünya hakimiyeti tekrar elde edilmiştir.
Bu örnekleri tüm devletler, toplumlar, gruplar, hareketler için vermek mümkündür. Bir lider etrafında toplanan bir topluluk o liderin ardından bir dönem boşluğa düşmekte, ancak bir süre sonra ise umut vadeden yeni bir lider etrafında tekrar kenetlenmektedir.
Sözgelimi, merhum Erbakan Hoca'nın Anadolu'ya umut olduğu dönem aynı zamanda Anadolu'nun en bunalımlı dönemlerine denk gelmektedir. İslam'ın sosyal hayattan soyutlandığı, Müslümanların etkisizleştiği bir dönemde yiğitçe bir ses çıkmış ve kısa sürede milyonları tek bir çatıda toplamıştır.
Şu günlerde Suriye'nin, Libya'nın, Tunus'un hülasa İslam aleminin dağılmış tesbih görüntüsü, bu kenetlenmeye acil ihtiyacımız olduğunu göstermektedir. İyi ama bu nasıl olacak? Yukarıda da belirttik, fetret dönemi aynı zamanda güzel ihtişamlı günlerin de habercisi konumundadır.
Maksadımız kehanet bildirmek değildir, şu tarihte şu başa gelecek şunlar şunlar olacak demiyoruz, desek de itibar etmeyiniz. Çalışmadan vermiyor Yüce Yaradan.
Tarihsel süreci vermemizdeki amaç, "lider gitti artık dava da biter" diyen zavallılara mesajdır. Ye'se düşülmesin, zira toplumların hayatı tıpkı bir insan gibi inişli-çıkışlı olabilmektedir. İbn-i Haldun bunun için insan ile toplumu birbirine benzetmektedir. Huneyn'de, Uhud'da şaşkınlık yaşayan sahabe Mekke'de, Hayber'de ise coşkuya gark olmuştur. Peygamberin (SAV) vuslatıyla acı bir gerçekle yüzleşen dostları O'nun ardından yürümeye devam etmiş, İslam dört bir kıtaya yayılmıştır.
Fetret döneminin belki en zor yanı ise sabır ve tahammülün son haddine kadar zorlanmasıdır. Zira fetret, ruhların canların bakışların düşüncelerin de bunalıma girmesi demektir. O süreçte sabredenler, kazananlar sınıfında olmaktadır. Bu dönemde duruş sergileyen bazı insanlarda illa art niyet aranmasına da lüzum yoktur. Yaratılış itibariyle aceleci olan insan, bunalımdan çıkamayacağı düşüncesiyle iyi niyet çerçevesinde adımlar atabilmektedir. Ancak bazen bu iyi niyetler olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.
Tıpkı bataklığa saplanmış bir insanın fazlaca çırpınması gibi. Halbuki onun için sabit durmak belki çok daha anlamlıdır.
Asr suresinde Rabbimiz ziyanda olmayanları tarif ederken "...birbirlerine sabrı ve Hakkı tavsiye edenler müstesna" buyurmaktadır.
Bu çerçevede bizler de bu durumda olanlara sabrı tavsiye etmek isteriz. Fetret dönemleri olağandır, yaşanması muktedirdir. Önemli olan duruşumuzun, yaklaşımımızın Müslümanca olup olmadığıdır.
Fetretten çıkış istişare ile, ihlas ile, ihsan ile mümkün olur. Eğer bunlar sağlanırsa inancımız odur ki, Mevlamız, atını denize süren Fatih'i gönderecektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



