Yeni hazırlandığı rivayet edilen Anayasa ile üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kaldırılacağı haberleri, bu yasağın mutlaka sürmesi gerektiğini düşünen çevreleri harekete geçirdi.
Başörtüsü yasağının, üniversitelerden kalkacaksa, en azından başka bazı yerlerde sürmesini temin için şimdiden fikir jimnastiği yapmaya başladılar.
Fikir jimnastiğinin mihenk noktası, başörtü yasağı meselesinde hizmet veren-hizmet alan ayrımı yapılması.
İnsanların kamusal alanda, hizmet aldığı durumlarda bu yasağa maruz kalmamaları ve ama eğer hizmet veren pozisyonunda iseler bu yasağa uymaları gerektiği de, temel argüman.
Şöyle deniyor mesela: “Üniversite öğrencileri istedikleri kıyafeti giysinler ama hocalar, üniversite kamusal alanında üniversite hocası olmanın ‘evrensel kriterine’ uygun kıyafetle ders versinler.”
Kamusal alan son yıllarda dilimize armağan edilen ve içi henüz doldurulamayan bir kavram. Daha bunun altından kalkamamışken, bir de birilerinin ortaya attığı ‘evrensel kriter’ kavramı ile uğraşacağız anlaşılan.
Evrensel uygulamadan bahsedilecekse eğer, dünyanın hiç bir yerinde bizdeki gibi bir yasak olmadığı hatırlanmalı, en azından.
Evrensel kriter kavramının yanında, zamanla başka bir sürü hoş ve de içi boş kavramla karşılaşacağımız da kesin.
Başı açıklık ‘temel esas’ mı?
Başörtüsü yasağı ile ilgili temel problem, ‘başı açıklığın’ birileri tarafından temel esas kabul edilmesi.
Bu halin, yani başı açıklığın neden temel esas kabul edilmesi gerektiği hususunun altı ise boş.
Evrensel kriter sözü ile kastedilen de, başı açıklık hali ve tabii ki başı açık olmanın nasıl evrensel kriter olabildiği sorusunun da, cevabı yok.
Kamusal alan ve evrensel kriter kavramlarının anlamsızlığına eşlik eden bir başka şey de, mesela ülkemizde hizmet veren-hizmet alan ayrımı yapılmaya çalışıldığında, karşımıza çıkacak tuhaf çelişki.
Hizmet verenin başı örtülü olmasının, hizmet alan pozisyonundaki başı açıklar açısından problem oluşturacağı varsayılıyor.
Oysa Türkiye, başı örtülü olanların başı açık olanlara nazaran oldukça fazla olduğu bir ülke.
Hizmet veren ve alan ayrımında başı örtülü ya da açık olmanın doğuracağı bir problem varsa, buna en çok maruz kalanlar da, başı örtülü olanlar.
Farklı muamele…
Yani başörtüsü kullanan hakim, avukat, hekim, savcı, genel müdür vs.; aklınıza gelecek bütün makam ve mevkiler açısından baktığınızda; bunların başı açık olanlara farklı davranması ihtimali varsa, aynı durumda, başı açık olarak bu mevkilerde bulunmakta olanların da, başı kapalı olanlara benzeri şekilde davranma ihtimali de var demektir.
O zaman, kamusal alanda hizmet verenler mutlaka başı açık olmalıdır tezinin istinat noktası nerede kalmaktadır?
Yani hizmet veren-alan ayrımı yapıp buna gore bir yasak zinciri oluşturmaya kalkıştığımızda, demokratik açıdan, hizmet verenlerin durumunu ciddi olarak gözden geçirmemiz, ya da başı açıklığın neden temel esas olduğunu açıklamamız gerekecek…
Aslında meselemiz başın kapalılık ya da açıklığı olduğu için, en azından kamusal alanda hizmet verenler açısından, ikisinin arası bir durum oluşturabilmek de sözkonusu değil.
Görüyorsunuz ya, zor bir durum.
Aslında, tam da kadın haklarının alabildiğine genişletilmesi gerektiği üzerine nutuklar atıldığı bir zamanda, kadınlarımızı kendi hallerine bıraksak –yani bıraksalar- ve onlar canlarının istediği gibi giyinseler, daha iyi olmaz mı?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



