Ermeniler ve onları kullanarak Türkiye üzerinde emellerini hâlâ besleyen güçler kendilerince ne iddialarından ne de tasarılarından vazgeçebiliyor. Tasarı üretmek konusunda son derece mahirler. Kendi kurgularında belki de olağanüstü tasarılara, tasarımlara imza atabiliyorlar. Ama onların tasarılarının hakikat ve tarih önünde hiçbir değerinin olmadığı bugüne kadar defalarca ispat edildi. Ermenilerin hamisi bir zamanlar Avrupa ve Rusya idi. Onların coğrafî konumu böyle hamlelere gayet müsaitti. Ermeniler vasıtasıyla Osmanlı toprakları üzerinde hayaller kurdular.
İstiklâl Harbine Kazım Karabekir Paşa ile başlamamış olsak, Ermeniler hain emellerine erişme ümidi içine gireceklerdi. Ya da Avrupa'dan bekledikleri yardımlar gelseydi, çoktan bu İslâm yurdunu bir Ermenistan'a dönüştürebileceklerdi. Kısacası yakın tarihimizde tasarından da öte, çok ciddi silahlı isyanlara, baskınlara, eylemlere imza attılar. Ancak, emellerine bir türlü ulaşamadılar. Fakat arkalarındaki gücün ve desteğin bir kurtarıcı olduğu vehmiyle yaşadılar. Tarihin sayfaları, o günden bugüne başka nice günler kaydetti.
Avrupa ve Rusya Ermenilerden beklediği, istediği yararı görememiş olacak ki, artık onlar hakkında pek cümle kurmuyor. Fakat gizli kalmış niyetler gün geliyor, bir başka şehirde, bir başka başkentte gün yüzüne çıkıyor, kendine destekçi bulabiliyor. Artık, Ermenilerin yeni destekçisi, yeni hamisi Amerika'dır.
Bugüne kadar Amerika, Ermeniler için Türkiye'yi feda etmedi. Bugünden sonra anlaşılan ilişkilerde yeni bir sayfa açılacak. Erivan-Ankara hattının en güçlü destekçisi Amerika idi. Yeni Başkan Obama, ilk yurt dışı gezisini Türkiye'ye yapmış, Meclis'te vekillere iki nasihatte bulunmuş idi; Ruhban Okulunu açın, Ermenistan'la ilişkilerinizi düzeltin.
Amerika'nın anlaşılan yeni tasarıları var. Tasarı konusunda uzman bir ülke Amerika... Dünyanın kendi düzeni çerçevesinde yol almasını arzu ediyor. Irak'ı, Afganistan'ı işgali yetmiyormuş gibi istediği her ülkede operasyonlar yapmayı arzu ediyor. Ermeni tezlerini destekleyen tasarıyı Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nde kabul ederek Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açmak istiyor. Daha ilk sayfada bir haksızlığı ve hakikatin çarpıtılmış halini kendi tezi olarak sunuyor. Anlaşılan Ermeniler, bu kez kendilerine daha sağlam bir müttefik buldular.
Yıllardır, Rusya ile Avrupa devletleri ile verdikleri ama hiçbir netice elde edemedikleri mücadelelerinde yeni bir sponsor bulmanın heyecanı içindeler. Amerikan ve Ermeni ortak yapımı bu tasarının hakikat ve tarih karşısında bir değeri var mı? Şayet en küçük bir değeri ve haklılık payları olsaydı, bugüne kadar daha onlarca devlet onların yanında yer almak Türkiye'ye darbeler vurmak için gerekli adımları çoktan atardı. Yine de bu tasarının kabulü son derece hayırlı olmuştur.
Türkiye'nin hiçbir zaman dostu olamayacak iki haksız ülke tarih huzurunda açıkça kendi tasarımları olan bir projeye imza atmışlar, düşmanlıklarının ölçüsünü ilan etmişlerdir. Meclis, başkan Obama'yı neredeyse bağrına basmış, onu ayakta alkışlamıştı. Şimdi Obama tekrar gelse ülkemize Meclis'i ziyaret etmek istese acaba kaç vekil onu dinlemek ister?
Amerikan dış politikasındaki eksen kayması iyice gün yüzüne çıkmıştır. Bugüne kadar stratejik müttefik olarak Amerika'ya toz kondurmayan devlet erkânımız Amerika hakkında bırakın olumlu cümle kurmayı, onları savunan tek bir kelime dahi söyleyemeyecektir. Zira, Amerika'nın ve Ermenilerin karşısında dün olduğu gibi bugün de bu vatanın asıl ve asil sahibi bir millet vardır. Amerika'yı ve Ermenileri savunmak, açıkça bu vatanın asıl sahibi milletimize sırt dönmek, cephe almak demektir.
Amerika'nın hak ve hakikat üzerine bir harekette bulunması elbette beklenemez. Tabiatıyla onlar, bir hakikate değil kendi zihinlerinde, kendi hesaplarına göre tasarladıkları bir planı kabul etmişlerdir. Bu tasarı bundan sonra iki ülke arasındaki siyasî ve iktisadî ilişkiler başta olmak üzere pek çok alanda etkili olacaktır. Böyle olması da bizim için son derece hayırlıdır. Siyasetin ve ülke yönetiminin Amerikan planlarına, hesaplarına, gizli operasyonlarına göre şekillenmesinin önüne geçilecek, yine savunmamızı Amerikan şirketlerine emanet etmekten kurtulmuş olacağız.
Kıbrıs Harbinde bize reva gördükleri muameleyi düşündüğümüzde, Amerika'dan alınan her silahın aynı zamanda bizim gücümüzü bağlayan bir hamle olduğunu görürüz.
Tasarının geçmesinden sonra, ekonomi gazetesi Wall Street Journal, büyük savunma sanayi şirketlerinin helikopter, füze ve F35 jeti gibi projelerde işlerini kaybetme korkusu yaşayacağını yazmış. Türkiye'nin savunması hem askerî, hem ticarî, hem siyasî açıdan Amerika'dan ayrıldığı, bağımsızlaştığı oranda daha güçlü ve etkili bir konuma gelecektir.
Bu tasarı, Türkiye'nin bağımsızlığı için son derece yararlı olmuştur. Zaten, onların tasarısı her ne kadar Ermenilerden yana olsa da, tarih ve hakikat hiçbir zaman bizi yalnız ve yüzüstü bırakmamıştır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



