Yozgat Lisesi'nde öğrenci iken, çok değerli bir tarih hocamız vardı. Milli ve manevi duyguları güçlü ve inançlı bir hocamızdı. Allah ondan razı olsun, kendisinden bu manada çok şeyler öğrendik, bizim için çok iyi bir modeldi.
Kendisi ara sıra derslerin dışına da çıkar, şiir, edebiyat, kültür, sanat ahlak, maneviyat vb konularda da, bizlere bir şeyler aktarmaya çalışırdı. Bütün gayreti, bizlerin ülkesini ve milletini gerçekten seven, ahlaki seviyesi yüksek, manevi değerleriyle barışık iyi, güzel, doğru ve faydalı birer insan olarak hayata atılmamız içindi.
Bugün, o değerli hocamızdan zaman zaman dinlediğim ve hafızama yer etmiş olan ve gerçekten çok sevdiğim bir şiiri, sizlerle paylaşmak istiyorum.
"Taş
Merhametsiz kalpleri sana benzettiler, Sana ruhsuz, sana dilsiz dediler. Halbuki senindir değirmendeki beste. Seninle biçim verir ruhuna heykeltraş, Sana yanılır dert, sana vurulur baş, Milyonlarca yıl, milyonlarca insanın taptığı taş! Sensin süsleyen mehtabı, surlarla sütunlarla Çeşmeler, kemerler senden yapılır.
Senden yapılır Allah'a uzanan merdivenler, Namaz vakti müslümanlara senden haykırılır! Allah günahkâr kulları taş edermiş, Görmedim ama inanırım, Bir gün gelecek, gökten de yağacaksın sanırım! Taşlar vefa, taşlar ebediyet Taştan başka ne bırakır tarihe medeniyet? İnsanoğlu taş olup baş yarar, Taşı üst üste kor yapar ve bir yandan durmadan yıkar. Ve bir gün uzatırlar boylu boyunca şehrin musalla taşına, Yine bir taş dikilir başına İşte o taştır insanoğlundan bâkî, Üstünde bir tarih,
Bir Fatiha
Ve bir Huvel Bâki ! "
Dünya hayatının boşluğuna çok güzel bir vurgu yapan bu şiirin şairini ise uzun yıllar öğrenemedim. Belki, o zaman hocamız şairini de söylemiştir ama hafızamda kalmamıştı.
Ama şairini bilmesem de, bu şiir değişik vesilelerle hatırıma gelen ve okuduğum şiirlerden birisi oldu ve şairi ile alakalı olarak da hep "Allah razı olsun, ne güzel ifadeler kullanmış" şeklinde temennilerde bulundum.
Fakat samimiyetle ifade etmem gerekir ki, nedense, bu akıcı dizelerin sahibinin, hep İslami ya da muhafazakar diye nitelendirilen kesimden birisi olduğunu düşündüm ve hep bu yönde araştırdım.
Kime ait olduğunu sorduğum edebiyatla ilgili arkadaşlarım da hep benzer tahminlerde bulundular.
Velhasıl uzun seneler aklımıza düştükçe, bu minval üzere tahminler yürüttük. Siz de hak verirsiniz ki, dizelerdeki mana yükü, bizi hep bu yönde düşünmeye sevk etmişti.
Sanırım belki sizler de, ilk anda böyle düşünmüş olabilirsiniz!
Ancak seneler sonra bir gün, öğrendim ki tahminlerimde yanılmışım.
İlerleyen teknolojiyle birlikte, malum, bilgiye ulaşmak kolaylaştı ve bir gün internette şiirin birkaç dizesini yazıp araştırınca, şairini buluverdim.
Buluverdik ama tahminlerimin tam aksi yönde bir fikri kişilik çıktı karşıma!
Bu dizelerin şairi, eski tüfek komünistlerden birisi olan ve siyasal düşünceleri sebebiyle uzun süre hapis hayatı yaşamış, sonrasında hayatını yurt dışında sürdürmüş ve adeta sürgün hayatı yaşadığı Sofya'da vefat etmiş, Akhisarlı bir öğretmen olan şair, yazar Fahri Erdinç idi.
Bunu öğrendiğimde epeyce şaşırmıştım. Dahası, ön yargılarım için de hayıflanmıştım.
Şimdi durup dururken, bunları niye yazdın diyeceksiniz belki de?
İşte lafı daha fazla uzatmadan gelelim sadede! Şunun için!
Bu dizelerin gerçek sahibini öğrendiğimde, kendi kendime dedim ki: " Bu memleketin, komünistinde bile iman var, böylesine bir inanç var. Onun içindir ki, yıllardır, hem içerden, hem de dışarıdan bütün uğraşmalara rağmen, milletimizin fertlerini birbirine düşüremiyorlar; ekmeye çalıştıkları fitne fesat tohumları meyve vermiyor ve inşallah, bundan sonra da, vermeyecek!"
Bilmem düşüncelerimde yanılıyor muyum? Gerçekten de, öyle değil mi?
Yıllardır, türlü kamplara kavga ettirilmeye çalışılan insanlarımız, bütün olumsuz şartlara rağmen, kavga etmeyerek bu inanç birliğinin en güzel örneğini vermiş olmuyorlar mı?
Ülkemizin birlik ve beraberliğinin çimentosu da bu birlik, bu inanç değil mi?
Bu yüzden de değerli gönül dostlarım, birbirimizle ilgili önyargıları bir kenara bırakıp, hepimizin gönül derinliklerinde aslında var olan, bu inanç ortak noktasında buluşmayı bilmemiz gerekmektedir. Hem de bunu, milleti kamplaştırarak dünyevi rantlarını ve hırslarını devam ettirmek isteyen kötü niyetlilere rağmen başarmamız gerekmektedir.
Bunu yapabildiğimizde ve bunu yapabilenlere destek olabildiğimiz ölçüde, ülkemiz ve milletimiz üzerinde oynanan bütün oyunlar bütün oyunlar boşa çıkacaktır. Bunu başarmak da, ülkesini gerçekten seven herkes için büyük bir vecibedir. Huzur ve sağlıkla kalın!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




