milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HAC KURALARI YARIN ÇEKİLECEK
  • "MEVSİM NORMALLERİ" ŞEFTALİYE YARADI
  • DÜNYA İSLAM ALİMLERİ BİRLİĞİ, KATLİAMI KINAYAN BİLDİRİ YAYIMLADI
  • ABD'Lİ ÖĞRETMEN MÜSLÜMANLIĞI SEÇTİ
  • "ENGELLİ DOĞURDU" DİYE TERK EDİLEN KADINA, POLİS SAHİP ÇIKTI
  • TÜRKİYE'NİN GÜL BAHÇESİ'NDE HASAT MEVSİMİ

Bir senaryo hikâyesi zafer yahut hİç

06 EKİM 2010
ÇAR 01:00

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Güvenlik, asli ihtiyaçların karşılanması, tabii güzellik, ulaşım imkânları ve de kutsiyet. Münhal bir yeri köy, kasaba veya şehre dönüştüren kıstaslar. Modern zamanlarda bu kıstaslar değişti. Artık ucuz arazi, kamu malının mülkiyete geçirilmesi, kanun dışı işlerin yürütülmesi gibi etkenler söz konusu. Gecekondu denilen yerleşkelerin hemen hepsinde bu özelliklerin birkaç tanesi vardır. İstanbul'a bağlı Kültepe de böyle bir yer. Tam tepe üstünde, kendi halinde çıkan tatlı su hürmetine suyun çevresine kurulmuş bir köy. Yolu yok ama şöyle böyle ulaşabiliyorsunuz. Yanından yöresinden geçen dereleri çevredeki fabrikalar zehirli atıkları ile kurutmuş, kirletmiş ve etrafa zehir saçmakta. Gözden ırak olmak için seçilmiş bir yer Kültepe. Kendi kendini kuran bir köy... Belediye Başkanlığı ile yönetildiğine göre belde de diyebiliriz buraya.

Dr. Ferit'in Kültepe'de Belediye Başkanı olan dayısını ziyaret etmek amacıyla dolmuş beklemesi, dolmuşa binip beldeye doğru yola çıkması ile başlıyor Zafer Yahut Hiç. (Dergâh Yayınları) Sonra beldenin hikâyesine giriyoruz yavaş yavaş. Beldenin hikâyesi; aynı zamanda Öğretmen Oya'nın, hemşire Neriman'ın, Komiser Bulut'un, Belediye Başkanı Samet Görmüş'ün, kızı Canan'ın hikâyesidir. İnsanın mekanı dönüştürmesi veya mekanın kuruluş esnasında insanın kaderine dahil oluşunun hikâyesi Zafer Yahut Hiç. Dairesini, çalışma yerini kurarken kendini kuran insanların hikâyesi de diyebiliriz. Öyle olmaz mı? Öyle olmamış mıdır? Hâlâ Anadolu'da kurucu müdürler, kurucu belediye başkanları, hatta kurucu rektörler var ve müesseseler biraz da bu "kurucu" kişilerin eseridir. Bazılarında -Samet Görmüş İlköğretim Okulu'nda olduğu gibi- adı yaşar bazıları ona bile tenezzül etmemiştir.

Öğretmen Oya'nın okulu, hemşire Neriman'ın Sağlık Ocağı, Samet Görmüş'ün Belediye'si ile karşı karşıyayız. Ama el birliği ile. İstimin arkadan geldiği kurumlar bunlar. Evet, bizde işler biraz böyle yürür, istim arkadan gelir. Okul için bina bulmak, o binayı okul haline getirmek fedakâr insanların eline fırça, süpürge, kazma, kürek alması ile mümkün oluyor; resmiyeti tamamlamak için Ankara'lara, İstanbullara kadar uzanılıyor ve halka hizmet ancak bu fedakârlıklar ve adanmışlıklar sayesinde yürüyor. Kişiler bu esnada kendilerini yeniden inşa ediyor, çevresini ve dünyasını yeniden kuruyor. Bir nevi rehabilitasyon oluyor bu işler onlara. Bir şey eksik ama Zafer Yahut Hiç'te... Cami. Kendi kendini kuran bu köyde bir cami yok; oysa halkın öncelikle yapımında seferber olduğu mimari eser camidir ve camiyi genellikle imam/hoca ve birkaç kişi yapar, yaptırır. Kültepe'de niye camiye, cami ve hoca/imam çevresinde gelişen olaylar zincirine niçin yer verilmemiş denilirse bu durumu ancak modernizm ile açıklayabiliriz. Çünkü cami artık toplumsal hayatın merkezi değil günümüzde. Kurulan yerleşim merkezi de camiyi esas almıyor, suyu, fabrikayı önceliyor. Eserde yeni kişilerle tanışma, iç dünyaların açılışı, aşklar, kırgınlıklar adı geçen mekânlar dolayısıyla gelişiyor, an geliyor geçmişe tül çekiliyor, an geliyor azıcık bir rüzgâr, bir esinti o tülü kaldırıveriyor ve her aktör kendini gösteriyor. Karısından ayrılan kocaya, kocasından ayrılan kadına, çocuklara, çocukluk aşklarına, kendi içine kapanışa, yeni heyecanlara açılan bir tül perde bu.

Hacı Bayramı Veli'nin ilahisindeki oluş gibi. Ama mecazıyla, tasavvufi anlamıyla değil, gerçek ve maddi anlamıyla. Nâgehan bir şâra vardım / Ol şârı yapılır gördüm / Ben dahi yapıldım / Taş u toprak arasında.

Zafer Yahut Hiç, adını Abdülhak Hamit'in Eşber adlı tiyatro eserinden alıyor. Ama bu hikâye, tiyatronun olay örgüsünü de güncelliyor. Mustafa Kutlu eserin içeriğini bilmeyenler için bir özet veriyor, o özeti biz de nakledelim: "Makedonya kralı İskender, Dârâ'yı yendikten sonra doğuda ilerlemektedir. Dârâ'nın kızı Rukzan hüviyetini gizle-yerek Pencap hükümdarı Eşber'in sara-yına sığınır. Eşber'in kızkardeşi Sumru, İskender'i görmeden ona âşık ol-muştur. Gizlice buluşan ve sevişen Sumru ile İskender arasında gidip ge-lirken Rukzan da İskender'i sever. İs-kender Sumru'nun bütün ricalarına rağmen Pencap ülkesine yürür. Sumru sevgilisine söz geçiremeyince ağabeyini bu savaştan vazgeçirmek ister. Ancak Eşber halkına karşı sorumlu olduğunu bilir. Savaşır ve bir hain saydığı Sumru'yu öldürür. Bu haber İskender'e ulaşınca kral kendisine engel olmak isteyen Rukzan'ı atıyla çiğneyerek geçer. Pencap düşer, Eşber zin-cire vurulur. Eşber'in kahramanlığına hayran kalan İskender onu serbest bırakır ve kılıcını geri verir. Kılıcı alan Eşber intihar eder. Etrafı Eşber'in, Sumru'nun ve Rukzan'in cesetleriyle çevrili olan İskender, bunun manasını hocası Aristo'ya sorar. Eser Aristo'nun cevabı ile biter: - Zafer yahut hiç!"

Akademisyenler bu özetten hareketle "metinlerarasılık" ilişkisi kuracaklardır. Biz şu kadarını söyleyelim: Hikâyenin manzum tiyatroya en çok benzeyen yönü şu cümle: Etrafı Eşber'in, Sumru'nun ve Rukzan'in cesetleriyle çevrili olan İskender, bunun manasını hocası Aristo'ya sorar. Eser Aristo'nun cevabı ile biter: - Zafer yahut hiç!"

Hikâyede de benzer bir sonuç var. Kendisinden evlenme teklifine evet cevabını alamasa da Öğretmen Oya ve çocuğu Kerem için canını tehlikeye atan Komiser Bulut, onları rehin alan Kolsuz'a cevabını vermiştir ama artık Oya ve Kerem hayatta değildir. Bir zafer vardır ama hiç mesabesinde bir zaferdir o.

Tür olarak Zafer Yahut Hiç "hikâye" olarak adlandırılsa da bu eser hikâyeden öte bir senaryo veya "senaryo hikâyesi" kabul edilmelidir. Çünkü olay örgüsü, olay örgüsünü ortaya koyan dil ve anlatım, bazı boşlukların bırakılması, hızlı geçişler hikâyeden çok senaryoya özgü nitelikler. İkincisi, eser tek bir kişinin hikâyesi ve bir tek olayın serdedilişinden değil, birden çok kişinin hikâyesi çevresinde gelişiyor. Finalin insan kaçırma, rehine, kaçakçılık gibi birden çok polisiye olayı toplaması, heyecan unsuru senaryoya ait diğer özellikler. Hatta eserin karakterleri çizilirken Kutlu'nun zihninde bazı oyuncuların ete kemiğe bürünmüş halde var olduğunu bile söylemek mümkün: Ferit, Oya, Bulut, Kolsuz gibi.

Mustafa Kutlu üstadımızın Uzun Hikâye ile başlattığı "senaryo hikâyeler" sinemacılar tarafından değerlendirilmeyi bekliyor, diyerek bitirmek istiyorum yazıyı; ama sormadan da geçemiyorum: Acaba kaç sinemacı Mustafa Kutlu adında bir hikâyeci tanıyor?

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 06.10.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: kâmil, yeşil, makale,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Kamil Yeşil

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. "Yürek elbet acıyor esvap değiştirirken"
    2. Bir senaryo hikâyesi: zafer yahut hİç
    3. Aşk ile
    4. Rahip T. Jones, sen kendine yan
    5. Eğitim sorunu, öğretmen sorunudur
    6. Hafızlara ÖSS muamelesi
    7. Yaz Kur’an kursları
    8. Sadece secde...
    9. Trabzonlu
    10. Asıl ve gölge
    1. İstiklal Marşı yazma yarışmasına kaç (büyük) şairimiz katıldı?
    2. 14’lük kız mı; 14 yaşında bir kız çocuğu mu?
    3. Vaaz kasetleri nesli...
    4. Atatürk’ün kaç tane Gençliğe Hitabesi var?
    5. Bir taziye yazısı, Baskın Oran’lar ve Tevfik Fikret’ler
    6. Zevce, eş ve karı
    7. Vaaz ve hutbelerin değişen dili
    8. İnanıyorsanız, üstünsünüz
    9. Kâmil bir mürşit olarak Ahmet Yüksel Özemre Hoca
    10. Televizyonlarda görücü usulü evlilik
    1. Vaaz ve hutbelerin değişen dili
    2. Ey Yahudi!
    3. Türkçe Olimpiyatları üzerine
    4. Bir kez daha Türkçe Olimpiyatları üzerine
    5. Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın!
    6. Erbakan çiçeğinin aksamı...
    7. Pompalı tüfek kalmadı, lav ve bomba verelim
    8. Sebep olanlar çözüm olamaz
    9. Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Namaz ve proje adamı...
    10. Aşı, Başbakan’a bir suikast mı?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Avustralya Dışişleri Bakanı: Suriye'deki katliam acımasız ve alçakça
    2. “Hatalı sünnet fonksiyonel bozukluklara sebep olur”
    3. Vatandaşa kurs bulmada tek tuş kolaylığı
    4. Müslüman Kardeşler: Esed rejimi, zulümde Cengiz Han'ı geçti
    5. Tıbbi hatalardan korunma rehberi
    6. Kredi kartı sayısında patlama
    7. EPDK'dan farklı fiyattan akaryakıt satışına ceza
    8. Yanık etlerde "kanser riski" uyarısı
    9. Sigara tiryakileri 4 yılda 4,5 milyon lira ceza ödedi
    10. Avukatlardan, İstanbul Barosu'na tepki: Tavrınız hukuki değil
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    6. Ya Allah!
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yasa geri çekilsin
    10. Fethin erleri hocasıyla buluştu
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek