Hiç unutmam...
Kulağı her dem delik olan eski Milli Eğitim Bakanlarından Vehbi Dinçerler'le, Ankara Mithatpaşa'da karşılaştığımda "Haberin var mı, filanca kişi Başbakan oluyormuş!" dedi.
'Havanın kurşun gibi ağır olduğu' bir konjoktürdü..
Demokrasilerde düşünülmemesi bile gereken bir seçenek, duayen politikacının aklında yer etmişti..
Türkiye'de olağanüstü/olağandışı dönemlerde ne yazık ki demokrasi dışı talepler, beklentiler zaman zaman gündeme geldi. Herkesin karşı durması gereken bir husus, esasen.
***
Bunları neden anlattım?
Şimdilerde ne yaptığını tam kestiremediğim -TRT ile iş yapıyor deniliyor- Erkan Mumcu uzun aradan sonra çıktı ve dedi ki, "Kentler taşralılar tarafından işgal edildiğinden beri Türkiye'de kendisine "muhafazakar" diyen bir lümpen kitle var. Bu kitle lümpendir çünkü kendi gerçek durumunun kendi kimliğine ilişkin gerçeği yansıtan bir bilince sahip değildir. Türkiye'deki taşralı kitlelerin Müslümanlığı bile üstlenilmiş bir kimliktir. İdrak edilmiş içselleştirilmiş yaşanılabilinir bir kimlik değildir. Eğer yaşayabildikleri bir kimlik olarak içselleştirebilmiş olsalardı bu onları her şeyiyle ortaya çıkardı. Şiirle, sanatla ,estetikle, mimariyle, iç mimariyle kültürel varlık olmasıyla her şeyiyle ortaya çıkardı."
Haydaaa!
Bu cümleleri okuyunca hafızam beni çok değil birkaç yıl öncesine götürdü..
2007 yılında yapılan ve 367 tartışması sebebiyle krize giren Cumhurbaşkanlığı seçimlerine...
Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın yanı sıra dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçiminde Meclis'teki cumhurbaşkanlığı oylamasına katılmaması için dönemin ANAP lideri Erkan Mumcu üzerinde baskı kurdu mu, kurmadı mı?
Kriz patlak verdiğinde AKP'nin TBMM'deki vekil sayısı 352, CHP'nin 151, ANAP'ın 20, DYP'nin 5'ti.
DYP ile birleşme sürecinde olan ANAP Grubu, cumhurbaşkanlığı seçiminde kilit parti konumundaydı.
Erkan Mumcu liderliğindeki ANAP'ın oylamaya katılması halinde Ak Parti 367 krizini kolayca aşacaktı. 6 Mayıs 2007'de yapılan iki oylamada da ANAP grubu Genel Kurul'a girmediği için 367 sayısı bulunamadı.
Köşk seçimi kilitlendi.
AKP bunun üzerine 22 Temmuz'da erken seçim kararı alırken, cumhurbaşkanını halkın seçmesi yönünde de anayasa değişikliği yapıldı.
Abdullah Gül, seçimden sonra oluşan yeni parlamento dengesi içinde ve 28 Ağustos 2007'de -MHP'nin kilidi çözen atağı ile- Çankaya Köşkü'ne çıkabildi.
İşte bu süreçte Erkan Mumcu'nun bu baskılar ve yeni siyasi oluşum senaryoları nedeniyle Meclis'e gitmediği iddiaları ortalığı kasıp kavurdu.
Yaklaşık 2 yıl önce sanal ortamda yayınlanan bir ses kaydında, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı olduğu iddia edilen kişinin, ara sıra küfrettiği konuşmasındaki "Mumcu'ya cumhurbaşkanlığı seçimine kesinlikle girme dedim, girmedi. O girseydi seçiliyordu Abdullah Gül" sözleri medyada yer aldı.
Mumcu, Genelkurmay Başkanı Karadayı ile 3 dakika süren konuşmasını doğruluyor ama niteliğinin farklı olduğunu ileri sürüyordu; "O konuşmada Karadayı seçimi halk yapsa da, yine AKP'li bir ismin seçilebileceği yönündeki kaygısını ifade etmiş ve benden 'demokrasi böyle bir şey, halk kimi isterse onu seçsin' yanıtını almıştır."
Söz konusu dönemde Genelkurmay Başkanı'na arz edilmek için hazırlanan ve gizli ibareli bilgi notunda, İlker Başbuğ'un, danışmanı Nuran Yıldız aracılığıyla cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili siyasi parti liderlerine mesaj ilettiği de basında yazılıp çizilmişti..
Haberlerde, belgeye dayanılarak, Başbuğ'un Nuran Yıldız aracılığıyla Erkan Mumcu'ya "Anayasa Mahkemesi ile konuştuk, AKP'yi kapatacaklar. (Recep Tayyip) Erdoğan, (Abdullah) Gül ya da (Bülent) Arınç'tan biri seçilirse TSK müdahale edecek. Size yeni oluşum sözü veriyoruz." mesajını ilettiği aktarılmıştı..
O günlerde üzerinde en fazla spekülasyon yapılan yazılardan birinin altında bir ANAP uzmanı gazetecinin imzası vardı;
Şu an Habertürk Grubu'nun Ankara Temsilciliğini yapan Muharrem Sarıkaya, Erkan Mumcu'nun neden Köşk seçimine girmediğine ilişkin ilginç bir iddiayı gündeme getirmişti.
Sarıkaya'nın iddiasına göre bir ANAP'lı, 2007 seçimleri akabinde TBMM'nin dışında kaldıktan sonra Mumcu'ya neden cumhurbaşkanlığı seçimine katılmadıklarını sormuş ve "Bak, Genelkurmay Başkanı Cumhurbaşkanı Gül'ü ziyaret ediyor" demişti.
Mumcu'nun verdiği şu cevap "darbe iddiaları"nı gündeme getirmişti: "Eğer Meclis'e girsek ve Abdullah Gül Çankaya'ya seçilse, askerin zorunlu ikamet için götüreceği yer de, götüreceği isimler de belliydi. Gidecek kişiler arasında senle ben de vardık."
"Vay anasını be sayın seyirciler, top görünmeden gol oldu!" repliğini hatırlatan cümleler!
***
2001-2002'li yıllarda Erkan Mumcu'yu AK Parti'ye katılması için "ikna ekibi"nde yer alan isimleri biliyorum.
Çok zorlandıklarını da...
O isimler Mumcu'nun bu seyrini gördükten sonra ne düşünüyorlar, acaba!
Erkan Mumcu politikaya döner mi, dönmez mi?
Son yaptığı konuşmaya bakılırsa daha uzun yıllar salt sanat ve estetikle iç içe bir hayat geçireceğe benziyor.
Ama benim bir talebim var Erkan Mumcu'dan;
Eski defterlerin açıldığı, en mahrem sanılan konuşmaların/belgelerin bit pazarlarında satıldığı/segilendiği bu ortamda gelin bu dönemi açık seçik anlatın!
Gizli saklı bir şey kalmasın.
Ayrıca bu sütunlar da açık..
Hadi bakalım kolay gelsin...
AK Parti'yi en çok zorlayacak 3 konu
Yeni Anayasa: 2011 seçimlerinde çok sayıda kişi AKP'ye 'Yeni Anayasa vaadi' ile oy verdi. Ancak şu ana kadar 'Komisyon' dışında bir adım yok. Siyasette bir söz vardır; Bir şeyin olmamasını istiyorsanız komisyona havale edin! 2012 yılı içinde yeni bir anayasa ortaya çıkmazsa AKP bu işin altında kalır..
ŞİKE OPERASYONU: 6 ay önce çıkan Sporda Şiddet Yasası değiştirildi, cezalar hafifletildi. Şike iddiası ile tutuklu bazı isimler salıverildi. Bu inisiyatif vicdanlarda adalet duygusunu zedeledi.
MİLLETVEKİLİ MAAŞLARI: Milletin büyük çoğunluğu geçimini zar zor sağlarken milletvekili maaşlarına yapılan % 100 zam "Bu ülkeden adam olmaz." diyenleri haklı çıkardı..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



